DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şah İsmail Hatâyî/Gel gönül incünme bizden
Nefes · 16. yüzyıl

Gel gönül incünme bizden

Altı bent boyunca aynı hüküm yineleniyor: gönül feda edilebilir, yol edilemez. Şiir bir gönül alma cümlesiyle açılıp âşığın canını vermesiyle kapanır; aradaki bentler yolun kadim, denetimli ve keskin olduğunu sıralar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gel gönül bizden

    Kalsun gönül yol kalmasun

    yol kadimdür

    Kalsun gönül yol kalmasun

    1Gel gönül, bize incinme;

    2gönül kalsın, yol kalmasın.

    3Başta da sonda da yol kadimdir;

    4gönül kalsın, yol kalmasın.

    Nefes daha ilk bentte bir tercih dayatıyor: iki şeyden biri kalacak, gönül mü yol mu. Redif her dönüşünde aynı yanıtı veriyor — bırakılacak olan gönüldür. Kırılan gönlü yatıştırma kalıbı (“incünme bizden”) böylece avutma değil veda cümlesine dönüşüyor; “kadîm” sözü de yolu insanın kırgınlığından önceye, ezele bağlıyor.

  2. 2

    Erenler bize pusudur

    Yalan söyliyen âsidür

    Bu gerçekler nefesidür

    Kalsun gönül yol kalmasun

    1Erenler bizim için pusudadır;

    2yalan söyleyen âsidir.

    3Bu, gerçek erenlerin nefesidir;

    4gönül kalsın, yol kalmasın.

    Bent yolun denetimini anlatıyor: erenler görünmez bir gözcü gibi bekler, söz yalana kayınca söyleyen âsi yazılır. Üçüncü dize şiirin kendi kimliğini bildiriyor — okunan şey serbest bir söz değil “nefes”, yani cemde okunan ve bağlayıcı sayılan metin. Redif bu bağlayıcılığı bir kez daha gönül aleyhine mühürlüyor.

  3. 3

    Bahçede açılan güldür

    Hakkı söyleyen de dildür

    ezelden yol kadimdür

    Kalsun gönül yol kalmasun

    1Bahçede açan güldür,

    2Hakk'ı söyleyen de dildir.

    3Öyleyse yol ezelden beri kadimdir;

    4gönül kalsın, yol kalmasın.

    İki dize iki açılışı yan yana koyuyor: bahçede gül açar, ağızda söz açılır. Gülün açması nasıl mevsimin işiyse doğru sözün söylenmesi de dilin doğasıdır; bent bunu bir zorunluluk gibi kuruyor. Üçüncü dizedeki “pes” tam bir mantık bağıdır — ilk bentte iddia edilen kadimlik burada sonuç olarak yeniden çıkarılıyor.

  4. 4

    Başımdadur altın tacı

    Budur erenler miracı

    Keskindür yolun kılıncı

    Kalsun gönül yol kalmasun

    1Altın taç başımdadır,

    2erenlerin miracı budur.

    3Yolun kılıcı keskindir;

    4gönül kalsın, yol kalmasın.

    Altın taç hem Bektaşî tacına hem hükümdar tacına bakar; Hatâyî'nin aynı zamanda şah olması ikinci anlamı okunur kılıyor. Ama bent tacı hemen “mirac”a bağlayarak siyasî imtiyazı manevî yükselişe çeviriyor. Ardından gelen keskin kılıç imgesi bedelini söylüyor: yol yükseltirken kesmeye de hazırdır.

  5. 5

    Hey Allah’um hey Allah’um

    Eyu olmaz benüm âhum

    Saltanatlu pâdişâhum

    Kalsun gönül yol kalmasun

    1Hey Allah'ım, hey Allah'ım,

    2benim âhım iyiye varmaz.

    3Saltanat sahibi padişahım;

    4gönül kalsın, yol kalmasın.

    Şiirin tek doğrudan yakarışı bu bentte ve sesleniş bendin yarısını kaplıyor. “Eyu olmaz benüm âhum” âhın hayra yaramayacağını, yani şikâyetin çare olmadığını söyler; halk inanışında âh tutar, ama söyleyen kendi âhını peşinen geçersiz sayıyor. Üçüncü dizedeki padişah dünyevî hükümdar değil, seslenilen Hak'tır.

  6. 6

    Ey ey

    Âşık olan kıyar câne

    Hâtâyî'm dir taçlu hâne

    Kalsun gönül yol kalmasun

    1Ey divane, ey divane,

    2âşık olan canını ortaya koyar.

    3Hatâyî'm der taçlı haneye;

    4gönül kalsın, yol kalmasın.

    Mahlas bendi ilk bendin çağrısını tamamlıyor: orada gönül bırakılıyordu, burada can da veriliyor. “Kıyar câne” Kerbelâ'ya bakan bir feragat formülüdür. Son dizedeki “taçlu hâne” hem tac giyilen tekkeyi hem Ehl-i Beyt hanedanını karşılar; kaynak mahlası burada düz kesmeyle diziyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 143986 numaralı sürüm (Bektaşî Şairleri ve Nefesleri / Hatayi) esas alındı; Sadettin Nüzhet Ergun'un Hatayi bölümüne aldığı 19 numaralı manzume. İmlâya dokunulmadı: kaynak kesme işaretini bütün metinde ’ biçiminde dizerken mahlas dizesinde düz ' kullanıyor ("Hâtâyî'm"), üstelik mahlası ilk hecesi uzun olacak biçimde "Hâtâyî" yazıyor. Sayfa numarası işaretleri ve manzume numarası metne alınmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirİbtidâdan yol sorarsanŞah İsmail Hatâyî · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

incünme

gönül kırıklığına kapılma, gücenme

evvel âhır

başta ve sonda; her hâlde

kadim

başlangıcı olmayan, öncesiz

âsi

baş kaldıran, buyruk dinlemeyen

nefes

Bektaşî cemlerinde okunan manzume

pes

öyleyse, o hâlde

mirac

yükseliş; göğe çıkış

dîvâne

aklını aşkla yitirmiş, deli