İbtidâdan yol sorarsan
Yedi bent aynı soruyu yeniden sorup hep aynı cevabı verir: yol, dil, ay, can, gül, dem, kılıç ve nur kimindir. Aradaki üç bent Yezid'den uzak durmayı buyurarak bu sahiplik listesini bir ayrışma sınavına çevirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
İbtidâdan yol sorarsan
Yol Muhammed Ali’nindür
sorarsan
Dil Muhammed Ali’nindür
1Yolu başlangıcından sorarsan,
2yol Muhammed Ali'nindir.
3Yetmiş iki dili sorarsan,
4dil Muhammed Ali'nindir.
- 2
Gice olur gündüz olur
Cümle âlem dümdüz olur
Gökte kaç bin olur
Ay Muhammed Ali’nündür
1Gece olur, gündüz olur;
2bütün âlem dümdüz olur.
3Gökte kaç bin yıldız olur;
4ay Muhammed Ali'nindir.
Üç dize boyunca sayılamayanlar sıralanıyor: gecenin gündüzle dönüşü, düzlenen âlem, binlerce yıldız. Dördüncü dize bu çokluğun içinden tek bir şeyi ayırıyor — ay. Yıldızların sayısı bilinmez ama ayın sahibi bellidir; bent ölçüyü çokluktan teklik lehine bozarak yürüyor.
- 3
Varma Yezid’ün yanına
Kokusu siner tenüne
Yezid’ün huyuna
Can Muhammed Ali’nündür
1Yezid'in yanına varma,
2kokusu tenine siner.
3Lanet Yezid'in huyuna;
4can Muhammed Ali'nindir.
Teberrâ burada ahlakî değil neredeyse fizikî anlatılıyor: kötülük bulaşır, kokusu tene işler. Lanet de kişiye değil “huy”a okunuyor, yani hedef bir kişilik tipi. Bendin redifi bu kez “can” üzerinde; bulaşmaması gereken şey nefes alan gövdenin kendisidir.
- 4
Yezid alaydan seçildi
Mümine biçildi
Evvel baharda açıldı
Gül Muhammed Ali’nündür
1Yezid topluluktan ayrıldı,
2mümine cennet elbisesi biçildi.
3İlkbaharda açıldı;
4gül Muhammed Ali'nindir.
Bir ayrışma anlatısı: bölük bölük duran kalabalıktan biri dışarı çıkarılıyor, kalanına elbise biçiliyor. “Hulle” cennet giysisidir, dolayısıyla seçim dünyada değil âhirette tamamlanıyor. Son iki dize sertliği bir bahar sahnesine bırakıyor; gül hem Peygamber'i hem cenneti karşılar.
- 5
Gökten rahmetler saçıldı
Mümin olanlar seçildi
Âb-ı kevserler içildi
Muhammed Ali’nündür
1Gökten rahmetler saçıldı,
2mümin olanlar seçildi.
3Kevser suları içildi;
4dem Muhammed Ali'nindir.
Önceki bendin “seçildi” kafiyesi burada tersine dönüyor: orada Yezid ayrılmıştı, burada mümin ayrılıyor — aynı fiil iki yönde çalışıyor. Kevser suyunun içilmesiyle “dem” devreye giriyor; cemde dolaştırılan içki bu dizede doğrudan cennet ırmağına bağlanıyor.
- 6
Varma Yezid meclisine
Kulak virme hiç sesine
Satur Yezid ensesine
Muhammed Ali’nündür
1Yezid'in meclisine varma,
2sesine hiç kulak verme.
3Satır Yezid'in ensesine;
4kılıç Muhammed Ali'nindir.
Üçüncü bentteki “varma” yasağı bu kez sese kadar genişliyor — yalnız bulunmak değil, dinlemek de bulaşma sayılıyor. Üçüncü dize yasağı bir infaz cümlesine çeviriyor. Son dizedeki “seyf” Zülfikar'ı ima eder; sahiplik bildiren redif burada bir silahın sahibini gösteriyor.
- 7
Hatâyî oturmuş ağlar
Dilüne geleni söyler
Topolmuş ortada döner
Nur Muhammed Ali’nündür
1Hatâyî oturmuş ağlar,
2diline geleni söyler.
3Top olmuş ortada döner;
4nur Muhammed Ali'nindir.
Mahlas bendi buyruk kipini bırakıp bir hâl tasvirine geçiyor: ağlayan, kendini tutmadan söyleyen, semah gibi dönen bir gövde. Kaynakta “Topolmuş” bitişik dizilmiş; “top olmuş”, yani yuvarlanan bir top gibi dönmüş okunuyor. Yedi bendin sahiplik listesi en soyut olanla, nurla kapanıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 143986 numaralı sürüm (Bektaşî Şairleri ve Nefesleri / Hatayi) esas alındı; Ergun'un Hatayi bölümündeki 22 numaralı manzume. Redif kaynakta ilk bentte iki kez “Ali’nindür”, kalan altı yerde “Ali’nündür” dizilmiş; imlâ birleştirilmedi. Son bentteki “Topolmuş” da bitişik dizilmiş hâliyle bırakıldı. Ergun'un nüsha dipnotu rakamları metne alınmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Nefes bir soru-cevap kalıbı kuruyor ve yedi bent boyunca hiç bozmuyor: ne sorulursa sorulsun sahip aynıdır. “Yetmiş iki” halk dilinde bütün milletleri karşılayan bir sayıdır; ikinci soru böylece yolu tek bir topluluğa değil dillerin tamamına açıyor. Redif ilk bentte “nindür”, sonrakilerde “nündür”.