Bir Kandilden Bir Kandile Atıldım
Ruhun nurdan toprağa inişini anlatan bir devriye. Dört bendin üçü aynı işi yapıyor: kendisinden istenecek şeyi — arınmayı, yanmayı, kurbanı — daha istenmeden yapılmış ilan ediyor. “Geldim” redifi şiiri bir varış bildirisine çeviriyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir kandilden bir kandile atıldım
Türab olub yer yüzüne saçıldım
Bir zaman Hak idim Hak ile kaldım
Gönlüme od düştü yandım da geldim
1Bir kandilden bir kandile atıldım,
2toprak olup yeryüzüne saçıldım.
3Bir zaman Hak'tım, Hak'la kaldım;
4gönlüme ateş düştü, yandım da geldim.
- 2
Ezelden evveli biz Hak’kı bildik
Hak’dan geldi Hak’ka Hak dedik
meydanında yunduk pâk olduk
İstemem yundum da geldim
1Ezelden önce biz Hakk'ı bildik,
2Hak'tan çağrı geldi, Hakk'a Hak dedik.
3Kırklar meydanında yıkandık, arındık;
4arınma istemem, yıkandım da geldim.
Bilginin zamanı öne çekiliyor: “ezelden evveli”, yani ahdin bile öncesi. İkinci dizedeki “nidâ” Elest bezmindeki sesleniştir. Son dize bir reddediş: şeriatın dış temizliğini istemiyor, çünkü Kırklar meydanında yıkanmış sayıyor kendini.
- 3
Şunda bir kardaşla kayda düşmüşem
Pirler makamında yanub pişmişem
meydanında hem görüşmüşem
İstemem yanmağı yandım da geldim
1Şurada bir kardeşle bağa düştüm,
2pirler makamında yanıp piştim.
3Kırklar meydanında görüştüm de;
4yanmak istemem, yandım da geldim.
“Kayda düşmek” burada esaret değil, ikrarla kurulan musâhiplik bağı: yol kardeşliğine girmek. İkinci dize ham-pişkin karşıtlığını kullanıyor, yanmayı bir olgunlaşma tekniği sayıyor. Bent, ikinci bendin kalıbını tekrar ediyor: önce yapıldı, sonra reddedildi.
- 4
Şah Hatâyî eder senindir
Olursun her kulun derdine derman
Güzel şâhım sana bin canım kurban
İstemez kurbânı kestim de geldim
1Şah Hatâyî der: ferman senindir,
2her kulun derdine derman olursun.
3Güzel şahım, sana bin canım kurban;
4kurban istemez, kestim de geldim.
Mahlas bendi. Kendini “Şah” diye anan bir şair, karşısındakine de “şâhım” diyor; hükümdarlık iddiası burada teslim diline dönüşüyor. Üç bendin reddi bir sırayla ilerledi: tahâret, yanmak, kurban. Son dizede özne değişiyor — istemeyen artık şair değil, şah.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 143993 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfa numarası işareti (—10—) ve ↑ ile başlayan yedi nüsha dipnotu metne alınmadı; varyantlar yorumda anıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bir nefescük söyleyeyümŞah İsmail Hatâyî · Nefes→
Devriye açılışı: ruhun nurdan maddeye inişi iki dizede bitiyor. “Kandil” Bektaşî geleneğinde nûr-ı Muhammedî'yi karşılar, “türâb” ise bedenin hamurunu. Üçüncü dize inişin öncesini söylüyor, dördüncüsü bedelini — yanmayı — ve redifi kuruyor.