DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şah İsmail Hatâyî/Bir Kandilden Bir Kandile Atıldım
Nefes · 16. yüzyıl

Bir Kandilden Bir Kandile Atıldım

Ruhun nurdan toprağa inişini anlatan bir devriye. Dört bendin üçü aynı işi yapıyor: kendisinden istenecek şeyi — arınmayı, yanmayı, kurbanı — daha istenmeden yapılmış ilan ediyor. “Geldim” redifi şiiri bir varış bildirisine çeviriyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bir kandilden bir kandile atıldım

    Türab olub yer yüzüne saçıldım

    Bir zaman Hak idim Hak ile kaldım

    Gönlüme od düştü yandım da geldim

    1Bir kandilden bir kandile atıldım,

    2toprak olup yeryüzüne saçıldım.

    3Bir zaman Hak'tım, Hak'la kaldım;

    4gönlüme ateş düştü, yandım da geldim.

    Devriye açılışı: ruhun nurdan maddeye inişi iki dizede bitiyor. “Kandil” Bektaşî geleneğinde nûr-ı Muhammedî'yi karşılar, “türâb” ise bedenin hamurunu. Üçüncü dize inişin öncesini söylüyor, dördüncüsü bedelini — yanmayı — ve redifi kuruyor.

  2. 2

    Ezelden evveli biz Hak’kı bildik

    Hak’dan geldi Hak’ka Hak dedik

    meydanında yunduk pâk olduk

    İstemem yundum da geldim

    1Ezelden önce biz Hakk'ı bildik,

    2Hak'tan çağrı geldi, Hakk'a Hak dedik.

    3Kırklar meydanında yıkandık, arındık;

    4arınma istemem, yıkandım da geldim.

    Bilginin zamanı öne çekiliyor: “ezelden evveli”, yani ahdin bile öncesi. İkinci dizedeki “nidâ” Elest bezmindeki sesleniştir. Son dize bir reddediş: şeriatın dış temizliğini istemiyor, çünkü Kırklar meydanında yıkanmış sayıyor kendini.

  3. 3

    Şunda bir kardaşla kayda düşmüşem

    Pirler makamında yanub pişmişem

    meydanında hem görüşmüşem

    İstemem yanmağı yandım da geldim

    1Şurada bir kardeşle bağa düştüm,

    2pirler makamında yanıp piştim.

    3Kırklar meydanında görüştüm de;

    4yanmak istemem, yandım da geldim.

    “Kayda düşmek” burada esaret değil, ikrarla kurulan musâhiplik bağı: yol kardeşliğine girmek. İkinci dize ham-pişkin karşıtlığını kullanıyor, yanmayı bir olgunlaşma tekniği sayıyor. Bent, ikinci bendin kalıbını tekrar ediyor: önce yapıldı, sonra reddedildi.

  4. 4

    Şah Hatâyî eder senindir

    Olursun her kulun derdine derman

    Güzel şâhım sana bin canım kurban

    İstemez kurbânı kestim de geldim

    1Şah Hatâyî der: ferman senindir,

    2her kulun derdine derman olursun.

    3Güzel şahım, sana bin canım kurban;

    4kurban istemez, kestim de geldim.

    Mahlas bendi. Kendini “Şah” diye anan bir şair, karşısındakine de “şâhım” diyor; hükümdarlık iddiası burada teslim diline dönüşüyor. Üç bendin reddi bir sırayla ilerledi: tahâret, yanmak, kurban. Son dizede özne değişiyor — istemeyen artık şair değil, şah.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 143993 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfa numarası işareti (—10—) ve ↑ ile başlayan yedi nüsha dipnotu metne alınmadı; varyantlar yorumda anıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBir Nefescük Söyleyeyüm
Bir nefescük söyleyeyüm
Şah İsmail Hatâyî · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

kandil

Işık, lamba; Bektaşî geleneğinde nûr-ı Muhammedî

türâb

Toprak

nidâ

Çağrı, seslenme

Kırklar

Alevî-Bektaşî inancında Hz. Ali'nin de bulunduğu kırk erenler meclisi

tahâret

Dinî temizlik, arınma

kayd

Bağ, bağlanma

makam

Manevî derece, durak

ferman

Buyruk