Karşıki Karlıca Dağı Gördün Mü
Eriyen karlı dağ ve akan su üzerinden zamanın aşındırıcı gücünü gösteren Hatâyî, göğü dört köşeli bir çadıra benzeterek tabiatı kuşatan kudrete yönelir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Karşıki dağı gördün mü
Yoldurmuş eyyamın eriyüp gider
Akan sulardan sen aldın mı
Yüzünü yerlere sürüyüp gider
1Karşıdaki karla örtülü dağı gördün mü?
2Zaman onu yıpratmış; eriyip gidiyor.
3Akan sulardan ibret aldın mı?
4Yüzünü yerlere sürerek akıp gidiyor.
- 2
Kadirsin hey ulu şahım kadirsin
Her nereye baksam hazırsın
Üstümüzde dört köşeli çadırsın
Cümlemizi birden bürüyüp gider
1Güç sahibisin, ey ulu şahım, güç sahibisin.
2Nereye baksam orada hazır bulunursun.
3Üstümüzde dört köşeli bir çadır gibisin.
4Hepimizi birden sarıp örtüyorsun.
Dağ ve sudan sonra hitap doğrudan ulu şaha yönelir. Her yerde hazır bulunma düşüncesi göğün dört köşeli çadır imgesiyle somutlaşır; bu çadır tek bir kişiyi değil ‘cümlemizi’ örter. Tekrarlanan ‘kadirsin’, kuşatan varlığın kudretini dörtlüğün başına ve sonuna yayar.
- 3
Sıra sıra gelen ol ulu kuşlar
Sırlı olur yakmaz anı güneşler
Evvel ezel meyva veren ağaçlar
Anlar da kalmayub çürüyüb gider
1Ardı ardına gelen o ulu kuşlar
2Gizlidir; güneşler onları yakmaz.
3Başlangıçtan beri meyve veren ağaçlar
4Onlar da kalmayıp çürüyerek gider.
Sıralı kuşlar güneşin yakamadığı sırla korunurken çok eskiden beri meyve veren ağaçlar çürümekten kurtulamaz. Dörtlük kalıcılığı yaşa ya da verime bağlamaz: kuşların sırrı açıklanmaz, ağaçların sonu ise açıkça söylenir. ‘Gider’ sözü ilk dörtlüğün eriyen suyuna geri döner.
- 4
Derindir bizim deryâmız boylanmaz
Bin bir kelâm desem biri anlanmaz
Kişi ikrarsız yulara bağlanmaz
Yuları koynunda yürüyüp gider
1Bizim denizimiz derindir, derinliği ölçülemez.
2Bin bir söz söylesem biri anlaşılmaz.
3İnsan ikrar vermeden yulara bağlanmaz.
4Yuları koynunda taşıyarak yürüyüp gider.
Deryanın boylanamaması yolun bilgisinin ölçüye gelmediğini, bin bir sözün anlaşılmaması da dilin bu derinlik karşısındaki yetersizliğini belirtir. İkrar ile yular arasında bağ kurulsa da son dizedeki ‘yuları koynunda’ okuması kapalıdır; modern satır yalnız nesnenin taşındığını söyler, işlevini kesinleştirmez.
- 5
ŞAH HATAYİM söyler sözü özünden
Dervişlerini sakınur gözünden
Olur olmaz münkirlerin sözünden
Esriyip gönlümüz farıyıp gider
1Şah Hatâyî sözünü içinden geldiği gibi söyler.
2Şah, dervişlerini gözünden sakınır.
3Gelişigüzel inkârcıların sözleri yüzünden
4Gönlümüz kendinden geçip yorularak gider.
Mahlas dörtlüğü sözü doğrudan şairin özüne bağlar. Dervişleri gözünden sakınmak onları en değerli organ gibi korumayı anlatırken münkirlerin gelişigüzel sözü dış baskıyı kurar. Son dizede gönül bu sözlerle önce kendinden geçer, sonra farır: ‘farımak’ ferahlamak değil yorulup bitkin düşmektir. İnkârcıların gelişigüzel sözü gönlü hem coşturur hem yıpratır.
Metnin kaynağı
Pertev Naili Boratav ve Halil Vedat Fıratlı, Halk Edebiyatı Antolojisi, İstanbul, 1943, PDF 234–235 (basılı 223–224), şiirin ilk iki ve mahlas dörtlüklerini verir. Tam kanonik sınır Sadettin Nüzhet Ergun'un Hatâyî Divanı'nda, PDF görüntü 61 / basılı s. 71, 38 numarayla beş dörtlük ve 20 dizedir. Vikikaynak exact Page oldid'leri 137990 ve 137991'dir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Dağ ilk bakışta kalıcı görünürken zaman onu ‘yolmuş’, karını suya çevirmiştir. Akan suyun yüzünü yere sürmesi hem erime hareketini görünür kılar hem secdeyi çağrıştırır. İki soru, manzarayı seyretmekle yetinmeyip geçicilikten ibret çıkarma çağrısı yapar.