DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şah İsmail Hatâyî/Ey Muhibb-i Mustafâ vü Bende-i Âl-i Abâ
On bir beyitli öğretici şiir · 16. yüzyıl

Ey Muhibb-i Mustafâ vü Bende-i Âl-i Abâ

Tarikat tacının renklerini Âdem’den On İki İmam’a uzanan sembolik bir soy içinde açıklar. Tacın parçalarını istiğfar, pir hizmeti, zikir, Kerbelâ hatırası ve benlikten ayrılma ile eşleştirerek dış giysiyi manevi erkânın işaretine dönüştürür.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey muhibb-i Mustafâ vü bende-i

    Dinle imdi söyleyem min şerh-i tâc-i evliyâ

    1Ey Mustafa’yı seven ve Âl-i Abâ’ya bağlı olan

    2Şimdi dinle, evliyalar tacının açıklamasından söyleyeyim

    Açılıştaki hitap, Mustafa sevgisini ve Âl-i Abâ bağlılığını dinleme şartı hâline getirir. “Evliyalar tacı”nın açıklanacağının duyurulması, sonraki beyitlerde giysi parçalarının manevi anlamlara dönüşeceğini hazırlar.

  2. 2

    Evvelîni geydi Âdem Nûh u İbrâhim

    Çün sefîdin geydi Ahmed ol Resûl-i Kibriyâ

    1İlkini Âdem giydi; Nuh ile İbrahim yeşilini

    2Ahmed, o yüce Resul, beyazını giydi

    Âdem’den Nuh ve İbrahim’e, oradan Ahmed’e uzanan renk dizisi tacı peygamberler arasında aktarılan bir işaret gibi gösterir. Yeşil ile beyaz yalnız süs değil, süreklilik içindeki farklı peygamberlik duraklarıdır.

  3. 3

    Ol zamanda şâh-i âlem server-i dünyâ vü din

    Kırmızısın başa geydi ol Aliy-yi Murtezâ

    1O zamanda âlemin şahı, dünya ve dinin önderi

    2Aliyyü’l-Murtezâ kırmızısını başına giydi

    Kırmızı tacın Ali’nin başına yerleşmesi, rengi dünya ve din önderliğiyle birleştirir. Önceki beyitteki renk silsilesi burada tarihsel bir aşama kazanır; Ali, hem hükümdarlık hem manevi rehberlik merkezine alınır.

  4. 4

    -yi tâcı bildi kim ki hakkın tanıdı

    Zâhiri on iki imam bâtını nûr-i Hudâ

    1Hakk’ı tanıyan, tacın yol göstericiliğini bildi

    2Dışı on iki imam, içi Allah’ın nurudur

    Tacın dışı on iki imam, içi ise ilahî nur olarak okunur; görünen nesne ile gizli anlam birbirine kapatılmaz. Hakk’ı tanıyan kişinin tacı “pîşüvâ” bilmesi, biçimi rehberliğin taşıyıcısı yapar.

  5. 5

    Hidmet-i pîr oldu ol dem bildi tâcın sünnetin

    Sünnetin çün farza tuttu eyledi zevk u safâ

    1O zaman pire hizmet etti ve tacın sünnetini bildi

    2Sünneti farzla birlikte tutup zevk ve sevinç buldu

    Pire hizmet etmek tacın sünnetini öğrenmenin koşulu olarak sunulur. Sünnetin farzla birlikte tutulmasından doğan sevinç, giysiyi tek başına kutsamak yerine onu erkân ve hizmet içinde anlamlandırır.

  6. 6

    Asl-i tâc estağfurullah şöyle bilgil ey muhib

    Fer’-i tâc-ı nâsezâlardan kesilmek bî riyâ

    1Tacın aslı istiğfardır; ey seven, böyle bil

    2Tacın dalı, uygunsuz insanlardan gösterişsizce ayrılmaktır

    Tacın kökü istiğfara, dalı ise uygunsuz çevreden riyasız ayrılmaya bağlanır. Ağaç benzetmesi, iç arınma ile toplumsal seçimi aynı yapıda birleştirir; gösterişsiz kesiliş özellikle ahlaki ölçüyü vurgular.

  7. 7

    Kelle-i tâc oldu elf-i küllî sensin yâ Ali

    oldu halîfe tâlibe Hak rehnümâ

    1Tacın başı bütünlüğün elifidir; sensin ey Ali

    2Yeltesi halife oldu; Hak talibe yol gösterir

    Tacın başı bütünlüğü simgeleyen elife dönüştürülürken Ali bu dik eksenin merkezine yerleştirilir. Yelte, halife ve talip arasındaki bağ da başlıktaki her parçayı yol gösterme düzeninin bir öğesi yapar.

  8. 8

    Asabesi pîr oldu zikr-i Hak takdîr imiş

    Rengi döndü güle çün hûn-i Şehîd-i Kerbelâ

    1Sargısı pir oldu; Hakk’ın zikri takdir edilmiş

    2Şehit-i Kerbelâ’nın kanıyla rengi güle döndü

    Sargının pir, zikrin takdir oluşu tacın dokusuna manevi hiyerarşi kazandırır. Kerbelâ şehidinin kanıyla gül rengine dönüşen yüzey ise güzelliği yas ve fedakârlığın hatırasından ayırmaz.

  9. 9

    Penbesi mihr ü mahabbet hülle oldu

    Bâşa geymekdir hayâtı mematı ez hod cüdâ

    1Pamuğu sevgi ve muhabbettir; asdarı giysi oldu

    2Başa giymek, hayatı ve ölümü benlikten ayırmaktır

    Pamuğun sevgi, astarın giysi sayılması tacın maddesini duygusal ve ahlaki içerikle doldurur. Onu başa giymek hayat ile ölümü benlikten ayırmaksa, taç sahibini kendini aşmaya çağıran bir eşik olur.

  10. 10

    İğnesi ülker olubdur ipeği nes tâlibe

    Erkân-i râh-i meşâyih kıl özüne pîşivâ

    1İğnesi Ülker, ipeği “nes” oldu talibe

    2Şeyhler yolunun erkânını kendine önder kıl

    İğnenin Ülker’e benzetilmesi küçük bir dikiş aracını göksel ölçüye yükseltir; ipeğe ilişkin kapalı okuma ise olduğu yerde korunur. Son emir, tacın ayrıntılarını şeyhler yolunun erkânına bağlayarak simgeyi pratiğe döndürür.

  11. 11

    Bende-i Şâh-ı velâyet’dir Hatâyî bilmiş ol

    Fikr-i pây-i Şâh olubdur gözlerime

    1Hatâyî, velayet şahının kulu olduğunu bilmiştir

    2Şahın ayağının düşüncesi gözlerime sürmedir

    Hatâyî kendisini velayet şahının kulu diye tanımlayarak öğreten sesini bağlılıkla sınırlar. Şahın ayağını düşünmenin göze sürme olması, alçak konumu görüş kazandıran bir yakınlığa çevirir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Hatâyî (Şah İsmail) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 163310 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGamından Gözlerim Umman Değil mi
Gamından gözlerim umman değil mi
Şah İsmail Hatâyî · Altı beyitli gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Âl-i Abâ

Hz. Muhammed, Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’den oluşan kutsal aile

sebz

Yeşil

pîşüvâ

Önder, yol gösterici

fer-i tâc

Tacın dalı veya tamamlayıcı unsuru

yeltesi

Kaynakta tacın bir parçası olarak geçen, dar teknik anlamı kesinleştirilmemiş söz

asabe

Sarık bağı veya sargı

asdarı

Kaynakta tacın giysi unsuruyla ilişkili geçen, exact tanıkla dar anlamı kesinleştirilmemiş söz

tûtyâ

Göze sürülen sürme; değerli ve şifalı sayılan madde