DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şah İsmail Hatâyî/Muhammed Ali’nin aldım elini
Nefes · 16. yüzyıl

Muhammed Ali’nin aldım elini

İkrar üzerine kurulu bir nefes: el tutmakla başlayıp yolda kalmakla süren bir bağlılık bildirisi. Her bendin son dizesi aynı yemini tekrarlar; aradaki dizeler mürşidin sözünü Hakk'ın sözüyle özdeşleştirerek yemine gerekçe üretir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Muhammed Ali’nin aldım elini

    Hak deyüb tuttuğum elden ayrılmam

    On iki İmam’ın tuttum yolunu

    Hak deyüb tuttuğum yoldan ayrılmam

    1Muhammed Ali'nin elini aldım;

    2Hak deyip tuttuğum elden ayrılmam.

    3On iki İmam'ın yolunu tuttum;

    4Hak deyip tuttuğum yoldan ayrılmam.

    Nefes “el almak” deyimiyle açılıyor: mürşide biat edip yola girme töreni. İlk bent redifi iki kez, iki ayrı kelimeyle söylüyor — önce “elden”, sonra “yoldan”. Kişiye bağlanmakla yola bağlanmak böylece aynı hareketin iki adı hâline geliyor.

  2. 2

    Mürşidin nefesi Hak nefesidir

    sözün tutmayanlar âsidir

    Mürşidin rızâsı Hak rızâsıdır

    Hak deyüp tuttuğum yoldan ayrılmam

    1Mürşidin nefesi Hakk'ın nefesidir;

    2mürşidin sözünü tutmayanlar isyankârdır.

    3Mürşidin hoşnutluğu Hakk'ın hoşnutluğudur;

    4Hak deyip tuttuğum yoldan ayrılmam.

    Bendin işi bir denklem kurmak: nefes ile nefes, rıza ile rıza. Aradaki dize bu denklemin yaptırımını söylüyor — karşı gelen sadece hata etmiş olmuyor, âsi sayılıyor. Böylece yemin bir tercih olmaktan çıkıp itaatin zorunlu sonucu hâline geliyor.

  3. 3

    Mürşidin gittiği veli yoludur

    Gitme dediğine gitmemelidir

    , bâtında Muhammed Ali’dir

    Hak deyüp tuttuğum yoldan ayrılmam

    1Mürşidin gittiği yol velilerin yoludur;

    2gitme dediği yere gidilmemelidir.

    3Görünende de gizlide de Muhammed Ali'dir;

    4Hak deyip tuttuğum yoldan ayrılmam.

    Öncekinin tersi kuruluyor: orada mürşide uymak, burada mürşidin yasağına uymak. Üçüncü dize zincirin ucunu bağlıyor — mürşidin arkasında duran Muhammed Ali'dir. Zâhir–bâtın çifti bağlılığın hem görünür hem gizli katmanda geçerli olduğunu söyler.

  4. 4

    Hak bir araya

    Cümle âşıklara verilse

    Hak gözüyle görülse

    Hak deyüb tuttuğum yoldan ayrılmam

    1Hak erenleri bir araya toplansa,

    2bütün âşıklara nasip verilse,

    3Hak apaçık gözle görülse;

    4Hak deyip tuttuğum yoldan ayrılmam.

    Üç dize de dilek kipiyle kurulmuş; bent bir cem tasviri gibi ilerliyor: toplanma, nasip dağıtımı, görünme. Şart cümleleri sonuçsuz bırakılıyor, çünkü yerine geçen redif zaten kesin. Şair en yüksek ihtimalde bile aynı şeyi söyleyeceğini bildiriyor.

  5. 5

    Şah Hatâ'yim Hak bil tuttuğum eli

    Zâhirde bâtında Hak gördü seni

    Gerçek erenlerden aldım haberi

    Hak deyüb tuttuğum yoldan ayrılmam

    1Şah Hatâyım, tuttuğum eli Hak bil;

    2görünende de gizlide de Hak seni gördü.

    3Haberi gerçek erenlerden aldım;

    4Hak deyip tuttuğum yoldan ayrılmam.

    Mahlas bendi ilk dizeyle çember kapatıyor: nefes el tutmakla açılmıştı, burada o el okura Hak diye gösteriliyor. Üçüncü dize bilginin kaynağını açıklıyor — söylenen şey şairin kendi keşfi değil, erenlerden alınmış bir aktarım.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 143986 numaralı sürüm (Bektaşî Şairleri ve Nefesleri / Hatayi) esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Redif kaynakta ilk bentte "elden", kalan dört bentte "yoldan" biçiminde; ayrıca "deyüb" ve "deyüp" dönüşümlü dizilmiş ve mahlas "Şah Hatâ'yim" olarak yazılmış. Hiçbiri düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirMuhammed Ali’yi candan sevenlerŞah İsmail Hatâyî · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

mürşid

yol gösterici, tarikat rehberi

âsi

baş kaldıran, isyankâr

zâhir

görünen, dış yüz

bâtın

gizli olan, iç yüz

erenler

yola ermiş kişiler, veliler

derilse

toplansa, bir araya gelse

nasib

pay; yola alınma, ikrar

âşikâre

açıkça, göz önünde