Beni sermest ü hayrân eyleyen Şâh
Her beyti “Şâh” kelimesiyle biten altı beyit. Şah burada bir hükümdar değil, altı ayrı işi yapan bir güç: sarhoş eden, cihanı fetheden, âşığı rezil eden, sır saklayan, dost edinen ve mahşerde hesap gören.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Beni ü hayrân eyleyen Şâh
Gönül şehrinde eyleyen Şâh
1Beni sarhoş ve hayran eden Şah;
2gönül şehrinde gezinen Şah.
- 2
eyledin cümle cihanı
Yezid kavmin müselmân eyleyen Şâh
1Bütün cihanı buyruğun altına aldın;
2Yezid kavmini Müslüman eden Şah.
İkinci dize Alevî-Bektaşî geleneğinin en yüklü adını anıyor: Yezid, Kerbelâ'nın sorumlusu ve zulmün simgesi. Onun kavminin Müslüman edilmesi bir fetih değil, bir dönüştürme iddiası — düşmanı yok etmek değil, kazanmak.
- 3
Beni bednâm edüb saldın cihâna
Dü çeşmim zâr ü eyleyen Şâh
1Beni kötü adlı edip cihana saldın;
2iki gözümü inleyen ve ağlayan eden Şah.
Övgünün ortasında bir şikâyet: rezil eden de sensin. Ama şikâyet suçlama değil, melâmet tavrının bir parçası — kötü ad, yolun bedeli sayılıyor. Şahın hem yücelten hem alçaltan olması, gazelin gerilimini kuruyor.
- 4
çağırub Mansûr dâre
Yine râzını pinhân eyleyen Şâh
1Mansûr'u “Enelhak” diye bağırtıp darağacına gönderen,
2yine de sırrını gizli tutan Şah.
Hallâc-ı Mansûr'un “Ben Hakk'ım” demesi ve asılması, tasavvufun en çok anılan hikâyesidir. Beytin inceliği ikinci dizede: sır söylendi ama yine de gizli kaldı — yani söylenen şey anlaşılmadığı için hâlâ sır. İdam, açıklamanın değil anlaşılmamanın sonucu.
- 5
Şu deşt erzende Selmân Fârisî'yi
Alub arslandan eyleyen Şâh
1Şu değersiz çölde Selmân-ı Fârisî'yi
2alıp aslandan kardeş eden Şah.
Selmân-ı Fârisî, Ehl-i Beyt'e sonradan katılan ve “bizdendir” denen İranlı sahabîdir. “Aslan” Hz. Ali'nin sıfatı; beyit bir yabancının kardeş sayılmasını anlatıyor. Alevî-Bektaşî yolunun soyla değil ikrarla kurulduğu fikri buradan geliyor.
- 6
Hatâyî gice gündüz şah çağırur
Yarın mahşerde dîvân eyleyen Şâh
1Hatâyî gece gündüz “şah” diye çağırır;
2yarın mahşerde divan kuran Şah.
Mahlas beyti zamanı en uzağa taşıyor: mahşer. Divan hem mahkeme hem şiir kitabı demek; şair kendi divanını yazarken mahşerdeki divanı anıyor. Redif son kez geldiğinde şah artık ne sevgili ne hükümdar — hesabı görecek olan.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 163321 numaralı sürüm esas alındı. Sayfa numarası, ölçü satırı ve nüsha dipnotu metne alınmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif ilk beyitte iki kez geçiyor ve şahın iki ayrı işini sayıyor: dışarıda sarhoş etmek, içeride gezinmek. “Gönül şehri” tasavvuf şiirinin sabit mekânıdır ve şahın orada serbestçe dolaşması, bir fethin çoktan tamamlandığını söylüyor.