Ben Âsî vü Günâhkâra Şefâ‘at İt Kerem Eyle
Fahrî, mahşerde korunmak ve utandırılmamak için peygamberden şefaat ve cömertlik diler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ben âsî vü günâhkâra şefâ‘at it kerem eyle
eyle mahşerde şefâ‘at it kerem eyle
1Ben asi ve günahkâra şefaat et, cömert davran;
2mahşerde koru, şefaat et, cömert davran.
- 2
Didi ‘ ’ Hudâ şânuñda sultânı
Bu bendeñe lutf it şefâ‘at it kerem eyle
1Allah senin şanın için ‘Sen olmasaydın’ dedi, ey sultan;
2bu değersiz kuluna lütfet, şefaat et, cömert davran.
Burada dayanak kutsî bir söze taşınır: “Levlâke levlâke” iktibası muhatabın değerini kulun ağzından değil, Hakk'ın ağzından söyletir. Hemen ardından gelen kemter sıfatı da uçurumu açar; en yüceye seslenen, kendini en düşük yere koyarak ister.
- 3
Cemî‘-i enbiyânuñ şâhısın sen taht-ı risâletde
A sultânım şefî‘imsın şefâ‘at it kerem eyle
1Elçilik tahtında bütün peygamberlerin şahısın;
2ey sultanım, şefaatçimsin; şefaat et, cömert davran.
Beyit peygamberi bir hükümdar gibi resmeder: taht-ı risâlet üzerinde, bütün enbiyânın şâhı. “A sultânım” nidası bu tabloya seslenişi de saray diline uydurur. Şefaat böylece merhamet dilenmek değil, tahtta oturandan hüküm istemek biçimini alır.
- 4
Habîbisin Hudânuñ itmişiz tasdîk-i îmânı
Lutf eyle Hudâ hakkı şefâ‘at it kerem eyle
1Allah'ın sevgilisisin; buna imanla inandık.
2Allah hakkı için lütfet, şefaat et, cömert davran.
Habîb sözcüğü ilişkiyi makamdan sevgiye çevirir: muhatap yalnız elçi değil, sevilendir. Kulun sunduğu şey de bu kez amel değil tasdîk-i îmân, yani inandığının beyanıdır. Elde başka bir sermaye yoksa, ileri sürülecek tek şey doğrulamanın kendisidir.
- 5
Bu âciz Fahrîyi mahşerde sultânım itme
Bi-hakk-ı sûre-i İhlâs şefâ‘at it kerem eyle
1Sultanım, bu güçsüz Fahrî'yi mahşerde utandırma;
2İhlâs suresi hakkı için şefaat et, cömert davran.
Kapanışta Fahrî âciz sıfatıyla anılır ve isteği yine mahşerde utandırılmamaktır. Dayanak olarak Sûre-i İhlâs öne sürülür; şiirin başında Hakk'ın sözüyle yüceltilen muhatap, sonunda okunan bir sure hürmetine küçük bir kul için çağrılmış olur.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf169-170-printed160-161-n132. Bu görüntü aralığında 132 numarasıyla başlayan kayıt, sonraki numaraya kadar tam 10 dizedir; basılı aruz satırı aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ben ‘âsî vü günehkârım şefâ‘at Yâ Resûla’llâhMehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel→
Redif iki emri birden taşır: şefâ‘at it ve kerem eyle. İlk dize isteyeni tanıtır, ikincisi isteğin geçeceği yeri: himâyet mahşerde beklenir. Böylece şiir daha açılışta hem suçlu tarafı hem yargı gününü sahneye koyar ve aradaki boşluğu aracıya bırakır.