Ey Deyen Kim Âkilim Dîvâne Hoş Gelmek Gerek
Akıllılık iddiasını aşk divaneliğiyle karşılaştırır; hüner ve marifetin kuru sözle değil, mertçe meydana çıkmakla sınandığını söyler. Yusuf, mum ve pervane imgeleriyle âşığın sevgiliden geleni candan kabul etmesini ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey deyen kim âkilim dîvâne hoş gelmek gerek
Kim kılur merdâne hoş gelmek gerek
1Ey “akıllıyım” diyen, divane olarak güzelce gelmek gerekir
2Kim hüner sözü söylerse meydana mertçe gelmek gerekir
- 2
Çün azîz-i olmak dilersen ey gönül
Yûsuf-i Mısrî gibi dîvâne hoş gelmek gerek
1Ey gönül, aşk Mısır’ının azizi olmak istersen
2Mısırlı Yusuf gibi divane olarak güzelce gelmek gerekir
Yusuf’un Mısır’da aziz oluşu, gönlün aşk ülkesinde erişmek istediği makam için örnek seçilir. Ne var ki bu yükseliş aklın güvenli düzeninden değil, Yusuf’a benzetilen gözü kara bir divanelikten geçmektedir.
- 3
Âşıkam dersen gönül aşk âteşinden dönme kim
Şem' od'una yanmağa pervâne hoş gelmek gerek
1“Âşığım” dersen aşk ateşinden geri dönme
2Mum ateşine yanmaya pervane gibi gelmek gerekir
Âşıklık sözü, ateş karşısında geri dönmeme şartına bağlanır; pervanenin muma yönelişi bu iddiayı bedensel bir sınava çevirir. Birim, aşkı duygusal beyan değil yanmayı göze alan süreklilik olarak kurar.
- 4
Zâhid evrâdı ile dâim fikr ü zikri rûy-i dost
Ehl-i islâmım deyen îmâna hoş gelmek gerek
1Zahidin sürekli duası, düşüncesi ve zikri dostun yüzüdür
2“İslam ehlindenim” diyen imana güzelce gelmek gerekir
Zahidin duası ile dost yüzüne yönelen düşünce aynı eksende buluşturulur; dış ibadet içteki yönelişten koparılmaz. “İman”a güzel gelme çağrısı, yalnız kimlik beyanının yetmediğini, zikrin yüzünü dosta çevirmesi gerektiğini söyler.
- 5
Ey gönül lâf etme kim ma'nîde lâf iden kişi
Ma'rifet meydânına merdâne hoş gelmek gerek
1Ey gönül, kuru söz söyleme; anlam dünyasında söz söyleyen kişi
2Marifet meydanına mertçe gelmelidir
Gönle yöneltilen uyarı, anlam taşımayan gösterişli sözü marifet meydanından ayırır. Mertçe giriş, konuşanın bilgisini iddia etmesi değil, sözünü hakikat ve davranış önünde sınamaya razı olmasıdır.
- 6
Âşıkam dersin gönül şartı budur âşıklığın
Her ne kim cânâne kılsa câna hoş gelmek gerek
1“Âşığım” dersin; âşıklığın şartı budur
2Sevgili cana ne yaparsa onu candan hoş karşılamak gerekir
Sevgilinin cana yaptığı her şeyi hoş karşılama şartı, âşığın kendi iradesini merkezin dışına iter. Böylece “âşığım” sözü rahatlık arayan bir yakınlık değil, sevgiliden gelen acıyı da kabul eden bir bağlılık olur.
- 7
Ey Hatâyî şi'rini ol yâr ister dinleye
Dilrübâlar gûşuna hoş gelmek gerek
1Ey Hatâyî, o sevgili şiirini dinlemek isterse
2Gönül alanların kulağına inci tanesi gibi gelmek gerekir
Mahlas beyti şiiri sevgilinin kulağına sunulan inci tanesine dönüştürür. Değer, şairin kendi övgüsünden değil, sözün gönül alanlarca dinlenmeye layık bir “dürdâne” gibi işitilmesinden doğar.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Hatâyî (Şah İsmail) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 163566 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey muhibb-i Mustafâ vü bende-i Âl-i AbâŞah İsmail Hatâyî · On bir beyitli öğretici şiir→
Akıllılık iddiası ile divanelik yan yana getirilirken ölçü, kuru bilgi değil aşkın dönüştürdüğü cesarettir. Hüner söyleyen kişinin “merdâne” gelişi, sözün ancak meydana çıkıp sınanmasıyla değer kazanacağını belirtir.