Âteş'i 'ışka ol 'âşıklar ki cânın yakdılar
Yanmayı bir kayıp değil bir yöntem sayan beş beyit. Aşk ateşi mumdan pervaneye, laleden şaire yayılır; sonunda yanan şey şiirin kendisidir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Âteş'i 'ışka ol 'âşıklar ki cânın yakdılar
Buldılar ebed çünkim cihânın yakdılar
1Aşk ateşine canını atan o âşıklar
2sonsuz kavuşmayı buldular, çünkü dünyalarını yaktılar.
- 2
Yanmasun mı 'âşık'ı bî-çâreler
Mâh-rûlar çünki hüsni şem'adânın yakdılar
1Çaresiz âşıklar pervane gibi yanmasın mı?
2Ay yüzlüler güzelliğin şamdanını yaktılar.
Sorumluluk açıkça sevgiliye veriliyor: mumu yakan o. Pervane kendi iradesiyle gelmiyor, çağrılıyor. Mihrî Hatun'un gazellerinde sık görülen bu tersine çevirme, âşığı suçlu olmaktan çıkarıyor.
- 3
(i)le sanma seni yakdı vucûdum hûblar
Ey nice dil mülketinün hânümânın yakdılar
1Ayrılıkla yalnız seni yaktı sanma güzeller;
2ey, nice gönül ülkesinin yurdunu yaktılar.
Muhatap değişiyor: şair kendi gönlüne sesleniyor. Acı burada tekilleştirilmiyor, çoğaltılıyor — “sen yalnız değilsin” demek, tesellinin en soğuk biçimi.
- 4
Lâ'line öykindügiçün lâle ruhsârına şem'
Lâleye dâg urdılar şem'ün zebânın yakdılar
1Dudağına öykündüğü için laleye, yanağına özendiği için muma
2laleyi dağladılar, mumun dilini yaktılar.
Bir ceza sahnesi: benzemeye kalkışanlar cezalandırılıyor. Lalenin ortasındaki siyah leke dağlama izi, mumun fitili ise kesilmiş dil sayılıyor. Doğadaki iki ayrıntı, tek bir hükmün kanıtına dönüşüyor.
- 5
Dil(i)le cân virdi Mihrî tercemân dil-berlere
Aldılar göñlin 'aceb bu tercemânın yakdılar
1Mihrî, güzellere tercüman olarak dilini ve canını verdi;
2gönlünü aldılar, tuhaf, bu tercümanı da yaktılar.
Mahlas beytinde şair kendi işini tarif ediyor: güzellerin tercümanı. Ama tercüman da yakılıyor — yani şiiri yazan, yazdığı şeyden muaf değil. Gazel, kendi yazarını da ateşin içine katarak kapanıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 147688 numaralı sürüm esas alındı. Kaynak bilimsel çeviriyazıyla dizilmiş; genel okur için okunabilir imlâya çevrildi, noktalamaya dokunulmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gazel bir denklemle açılıyor: yakılan dünya, kazanılan sonsuzluk. “Vuslat ebed” ifadesi kavuşmayı bu dünyadan çıkarıp öbürüne taşıyor — yani kavuşmanın şartı, buradan vazgeçmek.