Agladıkça Ben Gamınla Bülbül-i Pür-gam Gibi
Redif "gibi" olduğu için her beyit bir benzetmeyle kapanıyor: bülbül, merhem, Cem'in kadehi. Şiir geçmiş bir dostluk âlemini anıp o demin bir daha görülmeyeceğini söylüyor, sonunda kendi dağınıklığını mahlasla ölçüyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Agladıkça ben gamınla bülbül-i gibi
ol ey sen gel gel gibi
1Ben gamla dolu bir bülbül gibi senin gamınla ağladıkça
2sen sevinçli ol ey akıp giden ruh, neşeli biri gibi gel.
- 2
Hiç eser kalmazdı dilde yâreden bir şevk ile
Sarabilsem sîneme bir şeb seni merhem gibi
1Gönülde yaradan hiçbir iz kalmazdı, bir şevkle —
2bir gece seni göğsüme merhem gibi sarabilsem.
Şart ile sonuç dizeler arasında ters sırada duruyor: önce yaranın izinin kalmayacağı söyleniyor, şart ondan sonra geliyor. Merhem ile yara aynı beyitte buluşuyor ve sevgili hem yaranın sebebi hem tek sargısı oluyor.
- 3
Yâd edip âh eyleyem yâr ile âlemin
Ömrüm içre görmedim görmem yine ol dem gibi
1Yârle geçen dostluk âlemini anıp âh edeyim;
2ömrümde o demin benzerini görmedim, yine de görmem.
"Görmedim görmem" iki zamanı üst üste bindiriyor: geçmişte eşi yoktu, gelecekte de olmayacak. Ülfet âlemi anıldığı anda âh'a dönüşüyor; beyit hatırlamayı bir tat değil, bir kayıp bildirisi hâline getiriyor.
- 4
Bir -ı iltifât etme bu bezmin câmına
Kâse kâse nûş eyle câm-ı Cem gibi
1Bu meclisin kadehine bir iltifat bakışı bile atma;
2Cem'in kadehinden içer gibi kâse kâse gönül kanı iç.
Meclisin kadehine iltifat bakışı bile atılmaması, bunun yerine kâse kâse gönül kanı içilmesi istenir. ‘Câm-ı Cem’ görkemli bir kadeh karşılaştırmasıdır; burada içilen şarap değil konuşanın kendi kanıdır ve benzetme acıyı büyütür.
- 5
Bir mehin şûrîde-hâl-i aşkıyım ben
Hâtır u fikrim perîşân olmada Ekrem gibi
1Ben bir ay yüzlünün aşkıyla hâli perişan, muradına ermemiş biriyim;
2hatırım da fikrim de Ekrem gibi darmadağın olmakta.
Mahlas beyti hâl bildiriyor: bir ay yüzlünün aşkıyla perişan ve muradına ermemiş. "Hâtır u fikrim perîşân" derken saçın perişanlığıyla zihnin dağınıklığı aynı kelimeye bağlanıyor; mahlas da o dağınıklığın ölçü birimi oluyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142924 numaralı sürüm esas alındı; şiir Nağme-i Seher'in Kafiye-i Yâ bölümünün yedinci gazelidir. Sayfa başındaki "İbtidâ-yı Gazeliyyât" bölüm başlığı dize sayılmadı, mahlasın yanındaki yıldızlar atıldı. Bu partinin en temiz metinlerinden biri: yalnız ikinci dize remel kalıbını bir hece eksik dolduruyor, başka bozukluk yok ve şapkalı imlâ baştan sona tutarlı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif "gibi" olduğu için gazelin her beyti bir benzetmeyle kapanıyor. Matla iki tarafı karşı karşıya koyuyor: bir yanda gamla dolu bülbül gibi ağlayan âşık, öbür yanda neşeli gelmesi istenen "rûh-ı revân". Ağlamak bir şart, sevinmek ondan istenen karşılık.