DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Hıfzî/Muharrem Ayı Geldiğinde
Tarihî Bektaşî şiiri · Bilinmiyor

Muharrem Ayı Geldiğinde

Âşık Hıfzî, Muharrem ayıyla uyanan Kerbelâ matemini anlatır; Kûfe çağrısının ihanete dönüşmesini, Fırat suyunun kesilmesini ve Hüseyin’in şehadetini işler. Son kıtada yer, gök ve bütün âşıklar ortak yasa katılır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Geldi çün mahı Muharrem kıldı dehri

    Hatırı uşşaka düştü macerayı Kerbelâ

    Çünki ol menzil musahip mecmai bahri belâ

    oldu şehit anda Hüseyni mücteba

    1Muharrem ayı gelince dünyayı aydınlattı;

    2Kerbelâ macerası âşıkların hatırına düştü.

    3Çünkü o menzil, musahiplerin toplandığı belâ deniziydi;

    4Seçilmiş Hüseyin orada susuz bırakılıp şehit oldu.

    Açılış, Muharrem ayının gelişiyle Kerbelâ hafızasını birlikte uyandırır. Dünyayı aydınlatan ay ile susuz bırakılan Hüseyin arasındaki karşıtlık, matem anlatısının hem takvimsel hem duygusal eşiğini kurar.

  2. 2

    Cem’olup Küfe diyarında gürühu eşkiya

    Âli Evlâdı Resule gördüler çevri reva

    Bir azîm fitne uyandırdı Yezidi bihaya

    Söyle vallahi sezadır canına lânet seza

    Ol vefasız birahimler kavli mergup ettiler

    Küfeye dâvet kılup irsali mektup ettiler

    Sanasın bin can ile canânı matlûp ettiler

    Sonra ahti bozdular akvali mekzup ettiler

    Set çeküp mebzul Fıratı anda mahcup ettiler

    Bir azîm fitne uyandırdı Yezidi bihaya

    Söyle Vallahi sezadır canına lânet seza

    1Eşkıya topluluğu Kûfe ülkesinde birleşti;

    2Resul’ün ailesine ve evlatlarına eziyeti uygun gördüler.

    3Utanmaz Yezid büyük bir fitne uyandırdı;

    4Söyle: Allah’a yemin olsun, canına lanet uygundur.

    5O vefasız ve merhametsizler sözünü beğenir göründüler;

    6Kûfe’ye çağırıp mektuplar gönderdiler.

    7Sanki sevgiliyi bin canla istiyorlardı;

    8Sonra sözlerini bozup vaatlerini yalana çevirdiler.

    9Fırat’ın bol suyuna set çekip onu erişilmez kıldılar.

    10Utanmaz Yezid büyük bir fitne uyandırdı;

    11Söyle: Allah’a yemin olsun, canına lanet uygundur.

    Kûfe’den gelen çağrı ile ardından bozulan sözler aynı kıtada yüzleştirilir. Fırat’ın önünün kesilmesi ihaneti somutlaştırırken tekrarlanan Yezid laneti, anlatıcının olaya dışarıdan bakmadığını açıkça bildirir.

  3. 3

    Çün bilirdi nuru çeşmi Ahmedi Muhtar idi

    Validi âli cenabı hazreti Kerrar idi

    Maderi binti Resulü Hazreti Zehra idi

    Daderi paki Hasan hulku Rıza Hünkâr idi

    Nesli Peygamberliğin âya kim inkâr eyledi

    Şânı vâlâsı anın günden dahi izhar idi

    Bir azîm fitne uyandırdı Yezidi bihaya

    Söyle Vallahi sezadır canına lânet seza

    1Çünkü onun Ahmed-i Muhtar’ın göz nuru olduğu biliniyordu;

    2Babası yüce Hazret-i Kerrar idi.

    3Annesi, Resul’ün kızı Hazret-i Zehra idi;

    4Temiz kardeşi Hasan, Rıza huylu hükümdardı.

    5Peygamber soyundan olduğunu kim inkâr edebilir?

    6Onun yüce şanı günden bile daha görünürdü.

    7Utanmaz Yezid büyük bir fitne uyandırdı;

    8Söyle: Allah’a yemin olsun, canına lanet uygundur.

    Bu bölüm Hüseyin’i Muhammed, Ali, Fâtıma ve Hasan üzerinden aile silsilesine yerleştirir. Soyun ve şanın açık oluşu vurgulanarak ona yönelen saldırının bilgisizlikten değil bilinçli inkârdan doğduğu söylenir.

  4. 4

    Bir takım namertleri münkat edüp fermanına

    Ol livayı nahsı dikti Kerbelâ meydanına

    Kahrı müstahsen görüp Âli Resulün şânına

    Bigünah mazlumların girdi o zalim kanına

    Mansıbı dehri değişti devleti imanına

    Tabemahşer lânet olsun kendine âvanına

    Bir azîm fitne uyandırdı Yezidi bihaya

    Söyle Vallahi sezadır canına lânet seza

    1Bir takım namertleri buyruğuna bağladı;

    2O uğursuz sancağı Kerbelâ meydanına dikti.

    3Resul ailesinin şanına karşı zulmü uygun gördü;

    4O zalim, günahsız mazlumların kanına girdi.

    5İman devletini dünya makamına değişti.

    6Mahşere dek kendisine ve yardımcılarına lanet olsun.

    7Utanmaz Yezid büyük bir fitne uyandırdı;

    8Söyle: Allah’a yemin olsun, canına lanet uygundur.

    Yezid’in buyruğuna giren birlik, uğursuz sancak ve dökülen mazlum kanı siyasal tercihi ahlaki suça dönüştürür. İman devletinin dünya makamıyla değiştirilmesi, dünyevî mansıp uğruna kalıcı değerin terk edildiğini açıklar.

  5. 5

    Allah Allah öyle bedbahtın olup fermanberi

    Saymadı asla hukuku Hazreti Peygamberi

    Bir içim suyu etti Havariç leşkeri

    Sureta İslâm idi sirette kâfir ekseri

    Olmadı böyle musibet devri Âdemden beri

    Ya nice yaş dökmesin erbabı aşkın gözleri

    Bir azîm fitne uyandırdı Yezidi bihaya

    Söyle Vallahi sezadır canına lânet seza

    1Allah Allah, öyle bir bedbahtın buyruğuna girip

    2Hazret-i Peygamber’in hakkını hiç gözetmediler.

    3Haricî ordusu bir yudum suyu esirgedi;

    4Görünüşte Müslümandılar, çoğunun iç yüzü kâfirdi.

    5Âdem devrinden beri böyle bir musibet olmadı;

    6Aşk ehlinin gözleri nasıl yaş dökmesin?

    7Utanmaz Yezid büyük bir fitne uyandırdı;

    8Söyle: Allah’a yemin olsun, canına lanet uygundur.

    Bu kıta görünüş ile iç yüz arasındaki çatışmayı öne çıkarır: ordu Müslüman görünür, fakat Peygamber ailesinden suyu esirger. Âdem’den beri benzeri görülmeyen musibet sözü, âşıkların gözyaşını zorunlu bir tanıklığa dönüştürür.

  6. 6

    Bu Muharremdir zeminü âsüman ağlar bugün

    Vakti matemdir muhibbi Hanedan ağlar bugün

    Eşk-i hasretler döküp ta tende can ağlar bugün

    Âşıkânın didei giryanı kan ağlar bugün

    Hasılı feryat edüp cümle cihan ağlar bugün

    Ağla Hıfzî aşk ile üftadegân ağlar bugün

    Bir azîm fitne uyandırdı Yezidi bihaya

    Söyle Vallahi sezadır canına lânet seza

    1Bugün Muharrem’dir; yer ve gök ağlar.

    2Matem vaktidir; hânedanı sevenler ağlar.

    3Hasret gözyaşları dökerek bedendeki can ağlar;

    4Âşıkların yaşlı gözleri kan ağlar.

    5Kısacası bütün dünya feryat edip ağlar;

    6Hıfzî, aşkla ağla; düşkünler bugün ağlar.

    7Utanmaz Yezid büyük bir fitne uyandırdı;

    8Söyle: Allah’a yemin olsun, canına lanet uygundur.

    Son kıta yası bireysel gözden yere, göğe ve bütün dünyaya yayar. Hıfzî kendi mahlasına seslenerek anlatıcıyı da ağlayanlar arasına katar; tekrar edilen lanet, şiirin tarih anlatısını canlı matem edimine bağlar.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet kuvvetle muhtemel

Âşık Hıfzî (Bolvadin) atfı basılı bölüm ve görünür mahlasla sınırlıdır; kanonik profil, bağımsız kimlik incelemesi tamamlanana kadar bekletilmektedir.

Atıf kanıtını aç ↗

Ergun 1955; tarama s. 369–370; 6 birim/47 dize. Kayıt kaynakta “Geldi çün mahı Muharrem kıldı dehri ruşenâ” ile başlar, “Söyle Vallahi sezadır canına lânet seza” ile biter. Dizeler kaynağından korundu. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Benzer bir okumaEy Pâdişâh-ı Zümre-i Merdân Yâ Hüseyn
Ey pâdişâh-ı zümre-i merdân yâ Hüseyn
Hayretî · Mersiye

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

ruşenâ

Aydınlık, parlak.

teşnedil

Susamış gönüllü; burada susuz bırakılan Hüseyin’i niteler.

mecma

Toplanma yeri, topluluk.

diriğ

Esirgeme, vermeme.

eşk-i hasret

Hasret gözyaşı.

matem

Kerbelâ şehitleri için tutulan yas.