Muharrem Ayı Geldiğinde
Âşık Hıfzî, Muharrem ayıyla uyanan Kerbelâ matemini anlatır; Kûfe çağrısının ihanete dönüşmesini, Fırat suyunun kesilmesini ve Hüseyin’in şehadetini işler. Son kıtada yer, gök ve bütün âşıklar ortak yasa katılır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Geldi çün mahı Muharrem kıldı dehri
Hatırı uşşaka düştü macerayı Kerbelâ
Çünki ol menzil musahip mecmai bahri belâ
oldu şehit anda Hüseyni mücteba
1Muharrem ayı gelince dünyayı aydınlattı;
2Kerbelâ macerası âşıkların hatırına düştü.
3Çünkü o menzil, musahiplerin toplandığı belâ deniziydi;
4Seçilmiş Hüseyin orada susuz bırakılıp şehit oldu.
- 2
Cem’olup Küfe diyarında gürühu eşkiya
Âli Evlâdı Resule gördüler çevri reva
Bir azîm fitne uyandırdı Yezidi bihaya
Söyle vallahi sezadır canına lânet seza
Ol vefasız birahimler kavli mergup ettiler
Küfeye dâvet kılup irsali mektup ettiler
Sanasın bin can ile canânı matlûp ettiler
Sonra ahti bozdular akvali mekzup ettiler
Set çeküp mebzul Fıratı anda mahcup ettiler
Bir azîm fitne uyandırdı Yezidi bihaya
Söyle Vallahi sezadır canına lânet seza
1Eşkıya topluluğu Kûfe ülkesinde birleşti;
2Resul’ün ailesine ve evlatlarına eziyeti uygun gördüler.
3Utanmaz Yezid büyük bir fitne uyandırdı;
4Söyle: Allah’a yemin olsun, canına lanet uygundur.
5O vefasız ve merhametsizler sözünü beğenir göründüler;
6Kûfe’ye çağırıp mektuplar gönderdiler.
7Sanki sevgiliyi bin canla istiyorlardı;
8Sonra sözlerini bozup vaatlerini yalana çevirdiler.
9Fırat’ın bol suyuna set çekip onu erişilmez kıldılar.
10Utanmaz Yezid büyük bir fitne uyandırdı;
11Söyle: Allah’a yemin olsun, canına lanet uygundur.
Kûfe’den gelen çağrı ile ardından bozulan sözler aynı kıtada yüzleştirilir. Fırat’ın önünün kesilmesi ihaneti somutlaştırırken tekrarlanan Yezid laneti, anlatıcının olaya dışarıdan bakmadığını açıkça bildirir.
- 3
Çün bilirdi nuru çeşmi Ahmedi Muhtar idi
Validi âli cenabı hazreti Kerrar idi
Maderi binti Resulü Hazreti Zehra idi
Daderi paki Hasan hulku Rıza Hünkâr idi
Nesli Peygamberliğin âya kim inkâr eyledi
Şânı vâlâsı anın günden dahi izhar idi
Bir azîm fitne uyandırdı Yezidi bihaya
Söyle Vallahi sezadır canına lânet seza
1Çünkü onun Ahmed-i Muhtar’ın göz nuru olduğu biliniyordu;
2Babası yüce Hazret-i Kerrar idi.
3Annesi, Resul’ün kızı Hazret-i Zehra idi;
4Temiz kardeşi Hasan, Rıza huylu hükümdardı.
5Peygamber soyundan olduğunu kim inkâr edebilir?
6Onun yüce şanı günden bile daha görünürdü.
7Utanmaz Yezid büyük bir fitne uyandırdı;
8Söyle: Allah’a yemin olsun, canına lanet uygundur.
Bu bölüm Hüseyin’i Muhammed, Ali, Fâtıma ve Hasan üzerinden aile silsilesine yerleştirir. Soyun ve şanın açık oluşu vurgulanarak ona yönelen saldırının bilgisizlikten değil bilinçli inkârdan doğduğu söylenir.
- 4
Bir takım namertleri münkat edüp fermanına
Ol livayı nahsı dikti Kerbelâ meydanına
Kahrı müstahsen görüp Âli Resulün şânına
Bigünah mazlumların girdi o zalim kanına
Mansıbı dehri değişti devleti imanına
Tabemahşer lânet olsun kendine âvanına
Bir azîm fitne uyandırdı Yezidi bihaya
Söyle Vallahi sezadır canına lânet seza
1Bir takım namertleri buyruğuna bağladı;
2O uğursuz sancağı Kerbelâ meydanına dikti.
3Resul ailesinin şanına karşı zulmü uygun gördü;
4O zalim, günahsız mazlumların kanına girdi.
5İman devletini dünya makamına değişti.
6Mahşere dek kendisine ve yardımcılarına lanet olsun.
7Utanmaz Yezid büyük bir fitne uyandırdı;
8Söyle: Allah’a yemin olsun, canına lanet uygundur.
Yezid’in buyruğuna giren birlik, uğursuz sancak ve dökülen mazlum kanı siyasal tercihi ahlaki suça dönüştürür. İman devletinin dünya makamıyla değiştirilmesi, dünyevî mansıp uğruna kalıcı değerin terk edildiğini açıklar.
- 5
Allah Allah öyle bedbahtın olup fermanberi
Saymadı asla hukuku Hazreti Peygamberi
Bir içim suyu etti Havariç leşkeri
Sureta İslâm idi sirette kâfir ekseri
Olmadı böyle musibet devri Âdemden beri
Ya nice yaş dökmesin erbabı aşkın gözleri
Bir azîm fitne uyandırdı Yezidi bihaya
Söyle Vallahi sezadır canına lânet seza
1Allah Allah, öyle bir bedbahtın buyruğuna girip
2Hazret-i Peygamber’in hakkını hiç gözetmediler.
3Haricî ordusu bir yudum suyu esirgedi;
4Görünüşte Müslümandılar, çoğunun iç yüzü kâfirdi.
5Âdem devrinden beri böyle bir musibet olmadı;
6Aşk ehlinin gözleri nasıl yaş dökmesin?
7Utanmaz Yezid büyük bir fitne uyandırdı;
8Söyle: Allah’a yemin olsun, canına lanet uygundur.
Bu kıta görünüş ile iç yüz arasındaki çatışmayı öne çıkarır: ordu Müslüman görünür, fakat Peygamber ailesinden suyu esirger. Âdem’den beri benzeri görülmeyen musibet sözü, âşıkların gözyaşını zorunlu bir tanıklığa dönüştürür.
- 6
Bu Muharremdir zeminü âsüman ağlar bugün
Vakti matemdir muhibbi Hanedan ağlar bugün
Eşk-i hasretler döküp ta tende can ağlar bugün
Âşıkânın didei giryanı kan ağlar bugün
Hasılı feryat edüp cümle cihan ağlar bugün
Ağla Hıfzî aşk ile üftadegân ağlar bugün
Bir azîm fitne uyandırdı Yezidi bihaya
Söyle Vallahi sezadır canına lânet seza
1Bugün Muharrem’dir; yer ve gök ağlar.
2Matem vaktidir; hânedanı sevenler ağlar.
3Hasret gözyaşları dökerek bedendeki can ağlar;
4Âşıkların yaşlı gözleri kan ağlar.
5Kısacası bütün dünya feryat edip ağlar;
6Hıfzî, aşkla ağla; düşkünler bugün ağlar.
7Utanmaz Yezid büyük bir fitne uyandırdı;
8Söyle: Allah’a yemin olsun, canına lanet uygundur.
Son kıta yası bireysel gözden yere, göğe ve bütün dünyaya yayar. Hıfzî kendi mahlasına seslenerek anlatıcıyı da ağlayanlar arasına katar; tekrar edilen lanet, şiirin tarih anlatısını canlı matem edimine bağlar.
Metnin kaynağı
Âşık Hıfzî (Bolvadin) atfı basılı bölüm ve görünür mahlasla sınırlıdır; kanonik profil, bağımsız kimlik incelemesi tamamlanana kadar bekletilmektedir.
Atıf kanıtını aç ↗Ergun 1955; tarama s. 369–370; 6 birim/47 dize. Kayıt kaynakta “Geldi çün mahı Muharrem kıldı dehri ruşenâ” ile başlar, “Söyle Vallahi sezadır canına lânet seza” ile biter. Dizeler kaynağından korundu. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey pâdişâh-ı zümre-i merdân yâ HüseynHayretî · Mersiye→
Açılış, Muharrem ayının gelişiyle Kerbelâ hafızasını birlikte uyandırır. Dünyayı aydınlatan ay ile susuz bırakılan Hüseyin arasındaki karşıtlık, matem anlatısının hem takvimsel hem duygusal eşiğini kurar.