Hak öğmüş getirmiş seni bu zâta
Sevgilinin değeri ve dudağının sırrı herkesçe bilinemez; zemzem bile onun tatlılığını ölçemez. Kaş, kirpik, gamze ve hançer âşığın bedeninde yaralar açar. Ömer aşk keyfini zahide ve yabancıya söylemez; bu kadehin lezzetini ancak sevgiliyle hoş olan bilir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hak öğmüş getirmiş seni bu zâta
Lebin esrârını açma beyâna
1Hak seni övüp bu varlığa getirmiş;
2dudağının sırrını açıklayıp söyleme.
- 2
Ey perî kıymetin âdem ne bilsin
Zülâlin lezzetin ne bilsin
1Ey peri, insan senin değerini ne bilsin?
2Zemzem, berrak suyunun tadını ne bilsin?
Peri hitabı insan bilgisinin sınırını belirler. Zemzem gibi kutsal bir su bile sevgilinin zülal tadını bilemez; karşılaştırma dünyevi ve kutsal ölçüleri aşan bir güzellik iddiası kurar. İnsan ve Zemzem ölçülerinin ikisi de yetersiz kalınca, sevgilinin değeri hem dünyevi hem kutsal karşılaştırmanın ötesine taşınır.
- 3
Çeşmin hışma gelse kirpiğin çatar
Sînede yürekte eğlenmez geçer
1Gözün öfkelense kirpiğini çatar;
2göğüste ve yürekte durmaz, geçer.
Öfkelenen göz kirpiği silaha dönüştürür. Bu hareket göğüste ve yürekte oyalanmadan geçer; bakışın hızı, savunmaya fırsat vermeyen ani bir yaralanma etkisi yaratır. Hışımla çatılan kirpiğin göğüste oyalanmadan geçmesi, bakış yarasının ani oluşunu ve savunmaya fırsat bırakmadığını duyurur.
- 4
Âşıkı öldürür
Gamzen hûnîlerin Rüstem ne bilsin
1Âşığı öldürür; ‘hûnîler içer’—yüzey kapalıdır;
2gamzendeki hûnîleri Rüstem ne bilsin?
İçer yüzeyi fiil mi içre varyantı mı olduğu tanıksızken kan dökücüler içer diye dilbilgisel olmayan bir yargıya kapatılmaz. Rüstem karşılaştırması hûnîlerin gücünü gösterir, fakat ilk satırdaki içer yüzeyi yeni bir içme eylemiyle açıklanmaz.
- 5
İşlesin sînemde gamzen okların
Mahabbetin derûnumda
1Gamzenin okları göğsümde işlesin;
2‘Mahabbetin derûnumda yokların’—yüzey kapalıdır.
Yokların yüzeyi yokluk ismine kesinlenmez; yoklamak ve yokluk ihtimalleri aparatta açık tutulur. Gamze oklarının işi görünürken sevginin içerideki ikinci eylemi adlandırılamaz; eksik bağ modern aktarımda da korunur.
- 6
Ben anı cânımdan aziz sakların
Sen benim olduğun âlem ne bilsin
1Ben onu canımdan aziz saklarım;
2senin benim olduğunu dünya ne bilsin?
Sevgili canın üstünde bir değerle saklanır. Onun ‘benim’ oluşunu âlemin bilmemesi, aşkın sahiplik ilanından çok mahremiyetini ve dış gözlerden korunmasını öne çıkarır. Canından aziz saklanan sevgilinin âlemce bilinmemesi, ‘benim’ sözünü gösterişli sahiplikten çok korunmuş yakınlığa dönüştürür.
- 7
Hançerin sînemi kıldı
Bulmadım vuslattan ziyâde çâre
1Hançerin göğsümü yüz parçaya böldü;
2kavuşmadan daha büyük çare bulamadım.
Hançer bedeni sad pâre eder, buna karşı tek çare vuslattır. Yaralayan ile iyileştirecek olanın aynı sevgili olması, âşığın bağımlılığını ve başka tedavi bulamayışını açıklar. Aynı sevgilinin hançeri bedeni parçalar, vuslatı ise tek çare olur; yara ve tedavi böylece ayrılmaz bir bağımlılık kurar.
- 8
Akıdır yüz dürlü kanı her yâre
Bu zahmım ilâcın merhem ne bilsin
1Her yaradan yüz türlü kan akıtır;
2bu yaramın ilacını merhem ne bilsin?
Her yara tek kan değil yüz türlü kan akıtır; acı çoğalır. Sıradan merhem bu yaranın ilacını bilemez, çünkü hastalık bedensel olmaktan çok aşkın açtığı özel bir yaradır. Yüz türlü kan karşısında merhemin bilgisiz kalması, aşk yarasının sıradan beden tedavisiyle ölçülemeyeceğini belirtir.
- 9
Açmaz Âşık Ömer zühhâde keyfin
Hoş yâr olan bilir bu bâde keyfin
1Âşık Ömer bu keyfi zahitlere açmaz;
2bu şarabın keyfini hoş yâri olan bilir.
Mahlas beyti aşk keyfini zahitlerden saklar. Bu hâli ancak hoş yâri olan kişinin anlayabilmesi, deneyimi dışarıdan verilen ahlaki hükümlere kapatır. Zahide kapalı keyfin yalnız hoş yâri olana açılması, aşk bilgisinin dış hükümle değil yaşanmış yakınlıkla edinildiğini savunur.
- 10
Akl olan söyler mi hiç yâde keyfin
Bu câmın lezzetin sersem ne bilsin
1Aklı olan keyfini hiç yabancıya söyler mi?
2Bu kadehin tadını sersem ne bilsin?
Akıl, keyfi yabancıya söylememekle ölçülür; sersem ise kadehin lezzetini anlayamaz. Son birim sır, tecrübe ve ehliyet çizgisini bir araya getirerek şiiri kapatır. Aklın sırrı yabancıdan saklaması ve sersemin tadı bilmemesi, şiiri mahremiyet, ehliyet ve tecrübe ayrımıyla sonlandırır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.111 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.111, PDF 158–159; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. Basılı aparat: U1, U4–U5 ek sıfat ve kapalı hûnîler içer/yokların yüzeyleri kaynağa bağlı kalınarak düzeltildi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hâkipâyin tûtiyâsı ey perî dünyâ değerÂşık Ömer · Gazel→
Bu zâta ifadesine kaynakta olmayan güzel sıfatı eklenmez; ilahî övgü ve zât ilişkisi literal aktarılır. Sevgilinin niteliği Hak övgüsünden doğar, fakat zâtın önüne modern yorumun değer sıfatı yerleştirilmez.