İkrar verdim, Elest bezminden dönmem
Âhû, Elest meclisinde verdiği sözü doğumdan irfan mektebine, mürşit meydanından hakikat bilgisine uzanan uzun bir manevi hayat anlatısıyla açıklar. Dört unsur, birlik, cevher, bayrak, kitaplar ve Miraç imgeleri üzerinden benlikten arınır; şiir kanlı gözyaşıyla itiraf edilen kusur ve sadakatte kapanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
verdim dönmem
Verdiğim ikrarı imandan aldım
1Elest meclisinde söz verdim; bu sözden dönmem.
2Verdiğim sözü imandan aldım.
- 2
Başka gördüm neminden
Mahabbeti ben ol seyrandan aldım
1Gözyaşımın içinden başka bir manzara gördüm.
2Muhabbeti o manzaradan aldım.
Gözyaşının içinden görülen başka manzara, acının görüşü kapatmak yerine yeni bir iç bakış açtığını anlatır. Muhabbet de dışarıdan öğretilmez; bu yaşlı ve dönüşmüş seyir tecrübesinden doğar.
- 3
Nârü badü âbü hâkden halkoldum
Kendi kendim ana rahminde buldum
1Ateş, hava, su ve topraktan yaratıldım.
2Kendimi ana rahminde buldum.
Ateş, hava, su ve toprak insan bedeninin dört unsurlu kuruluşunu belirtir. İkinci satırda kişinin kendisini ana rahminde bulması, kozmik maddelerden bireysel doğuma geçişi tek bir başlangıç anlatısında birleştirir.
- 4
Devir tamam oldu Dünyaya geldim
Bu ibret namesin cihandan aldım
1Döngü tamamlandı ve dünyaya geldim.
2Bu ibret kitabını dünyadan aldım.
Devrin tamamlanması doğum eşiğini, dünyaya geliş ise öğrenmenin başladığı alanı gösterir. ‘İbret kitabı’ benzetmesi, yaşanan hayatı okunup ders çıkarılacak yazılı bir tanık gibi ele alır.
- 5
Bildiğim unuttum eylerim feryat
Dert budur dil dönmez isterim imdat
1Bildiğimi unuttum, feryat ediyorum.
2Derdim budur; dilim dönmüyor, yardım istiyorum.
Şair bildiklerini unutmasının yarattığı şaşkınlığı feryatla bildirir; dilin dönmemesi iç bilginin söze çevrilemediğini gösterir. İmdat isteği, bu manevi ve dilsel tıkanmanın dışarıdan yardım gerektirdiğini açığa çıkarır.
- 6
Tekrar ile talim etti bir üstat
Dersimi mektebi irfandan aldım
1Bir üstat bana tekrar tekrar öğretti.
2Dersimi irfan mektebinden aldım.
Üstadın tekrarlı talimi, irfanın bir anda gelen esin değil, çalışılarak öğrenilen ders olduğunu vurgular. Mektep imgesi de mürşit ile talip arasındaki ilişkiyi düzenli bir eğitim süreci olarak kurar.
- 7
Cangözü gafletten açıla düştü
İkilik birliği güç ile geçti
1Can gözüm gaflet uykusundan açıldı.
2İkilikten birliğe güçlükle geçti.
Can gözünün gafletten açılması, bedensel bakıştan manevi kavrayışa geçiştir. İkiliğin güçlükle aşılması ise birlik bilgisinin kolay bir slogan değil, emek ve mücadele sonunda edinilen hâl olduğunu belirtir.
- 8
Hazinei hakka elim ulaştı
Leâl ü gevheri mercandan aldım
1Hak hazinesine elim ulaştı.
2İnci ile cevheri mercandan aldım.
Hak hazinesine uzanan el, manevi bilgiye erişimi somut bir buluş gibi gösterir. İnci, cevher ve mercan sözleri bu bilgiyi denizin derinliğinden çıkarılan nadir ve değerli varlıklara benzetir.
- 9
Nefes sunup akla verdim pendimi
Uyandım gafletten çözdüm bendimi
1Aklıma seslenip öğüdümü verdim.
2Gafletten uyandım ve bağımı çözdüm.
Şair nefesini akla sunarak önce kendisine öğüt verir; irfan burada aklı dışlamaz, onu uyandırır. Gaflet bağının çözülmesi, zihinsel uyanışın aynı zamanda kişiyi tutsaklıktan kurtardığını anlatır.
- 10
Ol hâl ile teslim ettim kendimi
Sonra kendi kendim men andan aldım
1O hâl içinde kendimi teslim ettim.
2Sonra benliğimi yine kendimden aldım.
Kendini teslim etme benlik iddiasından vazgeçilen bir eşiktir. Ardından benliğin yine kendinden alınması paradoksu, özün dışarıdan eklenmediğini; teslimiyet sonrasında içeride yeniden bulunduğunu düşündürür.
- 11
Bu bir gizli sırdır kimse duyamaz
Sofî aşkın katarına uyamaz
1Bu gizli bir sırdır; kimse işitemez.
2Sofu, aşk kervanına ayak uyduramaz.
Sırrın herkesçe duyulamaması, bilginin yalnız sözle aktarılmayacağını bildirir. Sofunun aşk kervanına uyamaması da biçimsel dindarlık ile yaşanmış aşk tecrübesi arasındaki ayrımı keskinleştirir.
- 12
Değme Zergerler hoş baha koyamaz
Bu -i yektayı ummandan aldım
1Her kuyumcu ona gerçek değer biçemez.
2Bu eşsiz inciyi denizden aldım.
Her kuyumcunun paha biçememesi, manevi cevherin sıradan ölçülerle değerlendirilemeyeceğini gösterir. Eşsiz incinin ummandan alınması, değerin kaynağını geniş ve derin aşk denizine bağlar.
- 13
Dünyadan el çektim erkândır işim
Çeşm-i pürhunumdan akıttım yaşım
1Dünyadan el çektim; işim yolun kurallarıdır.
2Kanlı gözümden yaş akıttım.
Dünyadan el çekmek boş bir kaçış değil, erkâna yönelmiş yeni bir uğraştır. Kanlı gözden akan yaş, bu seçimin soyut bir karar olmadığını; acı ve bedensel iz taşıdığını görünür kılar.
- 14
Pirlere hediye eyledim başım
Ol yeşil bayrağı Selmandan aldım
1Başımı mürşitlere hediye ettim.
2O yeşil bayrağı Selman'dan aldım.
Başın pirlere hediye edilmesi tam teslimiyet ve benlikten vazgeçme anlamı taşır. Yeşil bayrağın Selman'dan alınması ise bu teslimiyeti hizmet ve silsile anlatısına bağlayan somut bir emanet kurar.
- 15
Acep görünmezler bilmem nerdedir
Gerçeklere ayan bize perdedir
1O görünmeyenler nerededir, bilmiyorum.
2Gerçeklere açık olan bize perdedir.
Görünmeyenlerin nerede olduğu sorusu şairin bilgi sınırını açıkça kabul eder. Gerçeklere açık olan şeyin bize perde olması, hakikatin yokluğunu değil, bakışımızdaki eksikliği öne çıkarır.
- 16
Esrarı hakikat gizli yerdedir
Hakikati Şahımerdandan aldım
1Hakikatin sırları gizli yerdedir.
2Hakikati Şah-ı Merdan'dan aldım.
Hakikat sırlarının gizli yerde bulunması, önceki perde imgesini derinleştirir. Bilginin Şah-ı Merdan'dan alınması ise sırrın kaynağını Ali'nin manevi otoritesine bağlayarak belirsizliği silsileyle sınırlar.
- 17
Âlem baştan başa bir seyrangâhtır
Gir gönül şehrine gör ne dergâhtır
1Dünya baştan başa bir seyir yeridir.
2Gönül şehrine gir, nasıl bir dergâh olduğunu gör.
Âlemin baştan başa seyir yeri sayılması, her görüntüyü ibret taşıyan bir işarete çevirir. Gönül şehrine girme çağrısı dış dünyadaki dolaşmayı içteki dergâhı keşfetmeye yöneltir.
- 18
Bu bir gizli sırdır kudretullahtır
Yazılı defteri divandan aldım
1Bu gizli sır Tanrı'nın kudretidir.
2Yazılı defteri divandan aldım.
Gizli sırrın Tanrı kudreti diye açıklanması, onu insanın kişisel icadı olmaktan çıkarır. Yazılı defter ile divan imgeleri de manevi bilginin düzenlenmiş ve korunmuş bir kayıt gibi düşünüldüğünü gösterir.
- 19
Çalış bu girdabın çık karasına
Dermanı bulasın dil beresine
1Çabala ve bu girdaptan karaya çık.
2Gönül yarasının dermanını bulasın.
Girdaptan karaya çıkma buyruğu, şaşkınlık ve tehlikeden kurtulmak için etkin çaba ister. Gönül yarasının dermanını aramak, bu kurtuluşu yalnız dış güvenlikle değil, iç acının iyileşmesiyle tamamlar.
- 20
Merhem emolur mu aşk yarasına
Bu ilmi hikmeti Lokmandan aldım
1Merhem aşk yarasına ilaç olur mu?
2Bu hikmet bilgisini Lokman'dan aldım.
Merhemin aşk yarasına yetip yetmeyeceği sorusu, sıradan ilacın manevi acı karşısındaki sınırını yoklar. Lokman'dan alınan hikmet ise iyileşmeyi maddi reçeteden çok doğru bilgi ve anlayışta arar.
- 21
Hakikat sözüne hile katmazam
Her kişiye sırrı beyan etmezem
1Hakikat sözüne hile katmam.
2Sırrı herkese açıklamam.
Hakikat sözüne hile katmama kararı, şairin bilgi karşısındaki dürüstlüğünü belirtir. Sırrı herkese açmaması ise hakikati saklamaktan çok, onu hazır olmayan kişiden koruma sorumluluğudur.
- 22
Bilinmeyen yerde cevher satmazam
Ben bu nasihati bir candan aldım
1Değeri bilinmeyen yerde cevher satmam.
2Bu öğüdü olgun bir insandan aldım.
Cevherin değer bilmeyen yerde satılmaması, manevi bilginin uygun muhatap aradığını anlatır. Nasihatin olgun bir candan alınması, bu seçiciliğin kişisel kibir değil aktarılmış tecrübe olduğunu gösterir.
- 23
Gerçi hata ile isyanım çoktur
Kalbimde benliğin eseri yoktur
1Hata ve isyanım gerçi çoktur.
2Kalbimde benlikten bir iz yoktur.
Şair hata ve isyanının çokluğunu saklamadan kabul eder; buna karşı kalbinde benlik izi olmadığını söyler. İki dize, kusur itirafıyla kibirden arınma iddiasını aynı öz eleştiride buluşturur.
- 24
Zebur Tevrat İncil dört kitap haktır
Ledünnü âyet-i Kur’andan aldım
1Zebur, Tevrat, İncil ve dört kitap haktır.
2Gizli bilgiyi Kur'an ayetinden aldım.
Zebur, Tevrat ve İncil'in anılması vahiy geleneğinin sürekliliğini kurar. Ledün bilgisinin Kur'an ayetinden alınması ise şairin gizli bilgiyi kitabi kaynaktan koparmadığını vurgular.
- 25
Şeriat sancağı geldi dikildi
Marifet yoluna nurlar döküldü
1Şeriatın sancağı gelip dikildi.
2Manevi bilgi yoluna nurlar döküldü.
Şeriat sancağının dikilmesi dış düzenin kuruluşunu, marifet yoluna dökülen nur iç bilginin aydınlanmasını anlatır. Böylece iki kavram rakip değil, birbirini izleyen manevi aşamalar olur.
- 26
Hayır himmet oldu çekildi
Tarikat kemendin erkândan aldım
1Hayır ve himmet doğdu, toplu dua okundu.
2Tarikatın bağını yol düzeninden aldım.
Himmetin doğması ve gülbankın çekilmesi, yolun toplu dua ile canlandığı bir tören anı kurar. Tarikat bağının erkândan alınması, bağlılığın kişisel hevesten değil ortak düzenden geldiğini söyler.
- 27
Marifet yolunda gör savaşımı
Gözümden akıttım kanlı yaşımı
1Manevi bilgi yolundaki çabamı gör.
2Gözümden kanlı yaş akıttım.
Marifet yolundaki savaş dış düşmana değil, kişinin kendi eksiklerine yönelmiş mücadeledir. Kanlı gözyaşı bu çabanın bedelini görünür kılar ve bilginin acısız edinilmediğini belirtir.
- 28
Pirler meydanına koydum başımı
İcazet verdiler meydandan aldım
1Başımı mürşitler meydanına koydum.
2İzin verdiler; onu meydandan aldım.
Başını pirler meydanına koymak tam teslimiyet anlamına gelir. İcazetin yine meydandan verilmesi, yetkinliğin kişinin kendi iddiasıyla değil, yol topluluğunun kabulüyle kazanıldığını açıklar.
- 29
Mûsaya tecelli göründü Tûrda
Mestedip aklını şaşırdı nurda
1İlahi görünüş Musa'ya Tur Dağı'nda açıldı.
2Nur onu kendinden geçirip aklını şaşırttı.
Musa'nın Tur'da tecelliyi görmesi, ilahi görünüşün sarsıcı gücünü örnekler. Nurun aklı şaşırtması, burada aydınlığın sakin bilgi değil, kişiyi alışılmış kavrayışından çıkaran coşku olduğunu gösterir.
- 30
Enelhak sırrını görüp Mansurda
Hakikat kemendin gerdandan aldım
1Enelhak sırrını Mansur'da gördüm.
2Hakikat bağını onun boynundan aldım.
Mansur'da görülen Enelhak sırrı, hakikat uğruna bedenin tehlikeye atılmasını çağrıştırır. Boyundaki kement, hem idamı hem şairin hakikate bağlanışını aynı sert görüntüde birleştirir.
- 31
Eğnime giymişim köhne abayı
Anınçün severiz Âl-i abâ’yı
1Sırtıma eski bir aba giymişim.
2Ehl-i beyt'i bu yüzden severiz.
Eski aba, dervişin gösterişten uzak kıyafetidir. Âl-i abâ sevgisiyle kurulan ses benzerliği, sade giysiyi Ehl-i beyt bağlılığına bağlar; maddi yoksulluk manevi yakınlığa dönüşür.
- 32
Kimden aldım dersen bu vesâyâyı
İsmail’e inen kurbandan aldım
1Bu öğütleri kimden aldığımı sorarsan,
2İsmail için inen kurbandan aldım.
Vasiyetlerin kaynağı İsmail için indirilen kurban anlatısına bağlanır. Bu gönderme, öğüdün merkezine teslimiyet ile vazgeçmeyi koyar ve şairin sözünü peygamber kıssasıyla temellendirir.
- 33
Gel düşünme akla sığmaz bu ilim
Bir ulu dergâha uğradı yolum
1Gel, düşünme; bu bilgi akla sığmaz.
2Yolum ulu bir dergâha uğradı.
Bilginin akla sığmaması, düşünmeyi tümden reddetmekten çok kavrayışın sınırını bildirir. Yolun ulu dergâha uğraması, bu sınırın rehberlik ve manevi mekânla aşılacağını sezdirir.
- 34
Kudret haznesinin miftahı dilim
Bilmeyenler sanır dükkândan aldım
1Dilim kudret hazinesinin anahtarıdır.
2Bilmeyenler onu dükkândan aldığımı sanır.
Dilin kudret hazinesinin anahtarı sayılması, söz söylemeye yaratıcı ve açıcı bir işlev verir. Bilmeyenlerin bunu dükkândan alınmış sanması ise manevi yeteneği ticari mala indirgeyen bakışı eleştirir.
- 35
Müminlerin elde olur beratı
Mümin olan anda bulur necatı
1Müminlerin kurtuluş belgesi elde olur.
2Mümin olan orada kurtuluşu bulur.
Berat, müminin kurtuluş belgesi olarak elde tutulur; necat da bu bağlılığın sonucudur. İki dize, inancı soyut duygu olmaktan çıkarıp hesap gününde geçerli belge imgesine dönüştürür.
- 36
Miraçtan indirdi savm u salâtı
Hak budur Hazreti Kur’ândan aldım
1Oruç ile namazı Miraç'tan indirdi.
2Gerçek budur; Hazreti Kur'an'dan aldım.
Oruç ile namazın Miraç'tan getirilmesi ibadetin göksel kaynağını anlatır. Şair hükmünü Kur'an'a bağlayarak önceki tecrübe anlatısını vahiy otoritesiyle sınırlar.
- 37
Âhû’yum utandım kendi sözümden
Mestolup türaba düştüm özümden
1Âhû'yum; kendi sözümden utandım.
2Kendimden geçip toprağa düştüm.
Âhû mahlasıyla konuşan şair, kendi sözünden utanarak övünçten geri çekilir. Manevi sarhoşlukla toprağa düşmesi, benliğin çözülmesini hem bedensel alçalma hem tevazu halinde gösterir.
- 38
Kanlı yaşlar akar oldu gözümden
Macerayı çeşmi giryandan aldım
1Gözümden kanlı yaşlar akmaya başladı.
2Bu macerayı ağlayan gözümden aldım.
Kanlı gözyaşının akması, uzun manevi yolculuğun sonundaki pişmanlığı bedende görünür kılar. Maceranın ağlayan gözden alınması, bütün anlatıyı dış bilgiden çok yaşanmış acının tanıklığına bağlar.
Metnin kaynağı
ahu bağı kaynak bölüm adı, şiir başlığı veya görünür mahlasla sınırlı olasılıklı atıftır; biyografik kesinlik iddia edilmez.
Atıf kanıtını aç ↗Sadettin Nüzhet Ergun'un 1955 Bektaşi Şairleri ve Nefesleri Cilt 1-2 baskısındaki İkrar verdim dönmem Elest bezminden kaydıdır. 76 özgün dize ve 38 iki dizelik birim basılı sırayla harfi harfine korunmuştur; basılı boşluk ve nokta dizileri tahmin edilmemiştir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Turnam size seyyâh vermiş MurtezâÂhû Baba · Nefes / halk şiiri (kaynak birim düzeni korunmuştur)→
Elest meclisinde verilen ikrar, şiirin bütün hayat anlatısını taşıyan ilk sözdür. Şair bu bağlılığın kaynağını iman olarak gösterir; dönmeme kararı böylece kişisel inattan ayrılıp inanç temeline oturur.