Cem’in kadehi neredeydi, seçkin Keykâvus neredeydi
Şair, gök ve su katları kurulmadan önce melamet kadehinden içtiğini söyleyerek aşkını ezelî zamana taşır. Züleyha ile Yusuf ve Yakup kıssaları daha yaşanmamışken gönlün Mısır azizini bulduğunu belirtir. Aynada kendini görüp dünya sevdasını terk etmeye yönelen ses, İbrahim Edhem gibi tacı ve tahtı bırakanları örnek alır; Ömer hakikat hazinesinin bekçisi olarak tanımlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Kande idi kandeydi Keykâvûs-i hâs
Ben cür’asın nûş eylemiştim tâs tâs
1Cem’in kadehi neredeydi, seçkin Keykâvus neredeydi?
2Ben daha o zaman melamet içkisini tas tas içmiştim.
- 2
Eğnine zeyn olmamıştı libâs
Dahi tutmamıştı su üzre yedi kat bir esâs
1Gök kubbenin atlas giysisi henüz omzuna süs olmamıştı.
2Suyun üzerinde yedi katlı temel daha kurulmamıştı.
Gök daha atlas elbisesini giymemiş, sular üstünde yedi katlı evren kurulmamıştır. Bu yaratılış öncesi sahne, ilk beyitteki ezel iddiasını kozmik mimariyle genişletir ve aşk deneyimini dünyanın kuruluşundan eski sayar.
- 3
Gerçi kim bin sihr ile cezbeyledi cân ü teni
Bu Zelîhâ-yı zaman çâk etmeden pîrâheni
1Gerçi bin büyüyle canı ve bedeni kendine çekti,
2Ama zamanın Züleyha’sı gömleğini henüz yırtmamıştı.
Zamanın Züleyha’sı bin büyüyle canı ve bedeni çekse de gömlek henüz yırtılmamıştır. Yusuf kıssasının en tanınan arzu sahnesi gerçekleşmeden önce duyulan çekim, şairin aşkını anlatı zamanının önüne yerleştirir.
- 4
Ey Azîz-i Mısr-ı dil gümgeşte bulmuştum seni
Pîr-i Ken’ân Yûsuf için kılmamıştı dahi yâs
1Ey gönül Mısır’ının azizi, seni kaybolmuşken bulmuştum.
2Kenan’ın piri Yusuf için daha yasa girmemişti.
Gönül bir Mısır ülkesine, sevgili de onun aziz makamındaki Yusuf’una dönüşür. Yakup’un yasından önce kayıp sevgiliyi bulduğunu söylemek, ayrılık hikâyesinin bilinen sırasını ters çeviren ezelî bir buluş iddiasıdır.
- 5
Ol zaman rahş oynadıp meydâna sürdüm kendimi
Kıldım im’ân-ı nazar gördüm kendimi
1O zaman küheylanımı oynatıp kendimi meydana sürdüm.
2Aynaya dikkatle baktım ve kendimi gördüm.
Meydana at sürmek dış dünyadaki cesur çıkışı, aynaya dikkatle bakmak ise içe dönük sorgulamayı gösterir. İki hareket birleşince aranan kişinin dışarıda değil, kendini seyretme anında görülebileceği tasavvufi düşüncesi belirir.
- 6
Hâsılı ömrüm biçüp sürdüm savurdum kendimi
Hirmen-i arz u semâya irmeden ön destres
1Kısacası ömrümü biçtim, kendimi sürüp savurdum.
2Yer ve gök harmanına erişmeden önce bunu yaptım.
Ömür bir ekin gibi biçilir; benlik sürülüp savrularak harmana hazırlanır. Yer ve göğün büyük harmanına ulaşmadan yapılan bu işlem, şairin kozmik hesaptan önce kendi varlığını eleyip dönüştürdüğünü anlatır.
- 7
Ey dilâ sevdâ-yı dehri eyle tarh âdem gibi
Menzilin evc-i Zuhal kıl Îsî-i Meryem gibi
1Ey gönül, dünya sevdasını insana yaraşır biçimde bırak.
2Meryem oğlu İsa gibi durağını Satürn’ün doruğu yap.
Gönle verilen öğüt dünya tutkusunu çıkarmak ve makamını Satürn’ün en yüksek katına taşımaktır. İsa’nın göğe yükselişi, maddi bağlardan kurtulan insanın ulaşabileceği manevi yüceliğin örneği olur.
- 8
Sen anı bilmez misin kim Hazret-i Edhem gibi
Niçe şahlar tâc ü tahtın terkedüp giydi
1Hazret-i İbrahim Edhem gibi nice hükümdarın
2Taç ile tahtı bırakıp kaba yün giysi giydiğini bilmez misin?
İbrahim Edhem tacı ve tahtı bırakıp dervişliği seçen hükümdarın simgesidir. Nice şahın palas giymesi, gerçek erkeklik ve güç ölçüsünü mülk biriktirmekte değil saltanatı gönüllü biçimde terk etmekte bulur.
- 9
Şimdilik âlemde sen âlemlerin meşhûrusun
Çektin el kayd-i taallûktan anın mestûrusun
1Şimdilik dünyada sen âlemlerin meşhur kişisisin.
2Bağlılık kayıtlarından el çektin, bunun yazılı tanığısın.
Dünya çapındaki şöhret, bağlılık kayıtlarından el çekmiş olmakla değer kazanır. Kişinin bu terk hâlinin yazılı tanığı sayılması, ünü kalabalığın alkışından çıkarıp manevi sicildeki bağımsızlığa bağlar.
- 10
Şübhesiz sırr-ı hakayık gencinin
Gam değil Âşık Ömer güftârına gûş ursa nâs
1Kuşkusuz hakikat sırları hazinesinin bekçisisin.
2İnsanlar Âşık Ömer’in sözüne kulak verse de bu dert değildir.
Hakikat sırları bir hazine, irfan sahibi ise onu koruyan bekçidir; bu görev dışarıdan gelen ilgiden daha önemlidir. Halk Ömer’in sözünü dinlese de dinlemese de şairin iç değeri ve taşıdığı sır bundan etkilenmez.
Metnin kaynağı
Basılı gövdedeki görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası doğrulandı: 20. dize “Gam değil Âşık Ömer güftârına gûş ursa nâs”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 569 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Cem’in kadehi ve Keykâvus gibi efsanevi hükümdarlar henüz ortada yokken melamet içilmiş olması, şairin rindane yolunu tarihten önceye götürür. Tas tas içiş, kınanmayı az değil isteyerek ve bütünüyle benimsemiş bir ruh hâlidir.