DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/İbrahim Şinâsî/Münâcât (İbrahim Şinâsî)
Yirmi beyitlik münâcât · 19. yüzyıl

Münâcât (İbrahim Şinâsî)

Şinâsî, evrenin düzeninden Tanrı’nın birliğine ulaşır; şiirin ikinci yarısında günah, pişmanlık ve sonsuz bağışlama umudunu akılcı bir yakarışla işler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Hak Teâlâ azamet âleminin pâdişehi

    Lâ-mekândır olamaz devletinin taht-gehi

    Hâsdır Zât-ı İlâhisine mülk-i ezelî

    Bî-hudûd anda olan -i lem-yezeli

    Eser-i hikmetidir yerle göğün bünyâdı

    Dolu boş cümle yed-i kudretinin îcâdı

    İzzet ü şânını takdis kılar cümle melek

    Eğilir secde eder pîş-i celâlinde felek

    Emri vech üzre yer eyler gece gündüz hareket

    Değişir tâzelenir mevsim-i feyz ü bereket

    Pertev-i rahmetinin lem'asıdır ayla güneş

    Tâb-ı hışmından alır alsa cehennem âteş

    Şerer-i heybet-i ulviyyesidir yıldızlar

    Anların şûlesi gök kubbesini yaldızlar

    Kimi sâbit kimi seyyar be-takdîr-i Kadîr

    Tanrı'nın varlığına her biri bürhân-ı münîr

    Varlığın bilme ne hâcet küre-i âlem ile

    Yeter isbâtına halk ettiği bir zerre bile

    Göremez zâtını mahlûkunun âdî nazarı

    Hisseder nûrunu amma ki basiret basarı

    Vahdet-i zâtına aklımca şehâdet lâzım

    Can ü gönlümle ü ibâdet lâzım

    Neş'e-i şevk ile âyâtına tapmak dilerim

    Anla var Hâlik'ima gayri ne yapmak dilerim

    Ey Şinâsî içimi havf-ı İlâhî dağlar

    Sûretim gerçi güler kalb gözüm kan ağlar

    Eder isyanıma gönlümde nedâmet galebe

    Neyleyim yüz bulamam ye's ile afvım talebe

    Ne dedim tövbeler olsun bu da fi'l-i şerdir

    Benim özrüm günehimden iki kat bed-terdir

    Nûr-ı rahmet niye güldürmeye rû-yi siyehim

    Tanrı'nın mağfiretinden de büyük mü günehim

    Bî-nihâye keremi âleme şâmil mi değil

    Yoksa âlemde kulu âleme dâhil mi değil

    Kulunun za'fına nisbet çoğ ise noksanı

    Ya anın kahrına galib mi değil ihsanı

    Sehvine oldu sebeb acz-i tabiî kulunun

    Hem O'dur âlem-i ma'nîde şefî'i kulunun

    Beni afvetmeğe fazl-ı ilâhîsi yeter

    Sanma hâşâ kerem-i nâ-mütenâhîsi biter

    1Yüce Tanrı, büyüklük âleminin hükümdarıdır.

    2O, mekândan bağımsızdır; hükümranlığının bir taht yeri olamaz.

    3Ezelî mülk yalnız Tanrı’nın kendisine aittir.

    4Oradaki sonsuz ve tükenmez görkemin sınırı yoktur.

    5Yerin ve göğün kuruluşu onun bilgeliğinin eseridir.

    6Dolu boş her şey onun kudret elinin yaratısıdır.

    7Bütün melekler onun yüceliğini kutsar.

    8Gökler, onun görkemi önünde eğilip secde eder.

    9Gece ile gündüz onun buyruğuna göre hareket eder.

    10Bolluk ve bereket mevsimleri değişip yenilenir.

    11Ay ile güneş, onun merhamet ışığının bir parıltısıdır.

    12Cehennem ateşi yanıyorsa gücünü onun öfkesinden alır.

    13Yıldızlar, onun yüce heybetinden sıçrayan kıvılcımlardır.

    14Onların ışığı gök kubbeyi yaldızlar.

    15Kudret sahibi Tanrı’nın takdiriyle kimi sabit, kimi hareketlidir.

    16Her biri Tanrı’nın varlığını gösteren aydınlık bir kanıttır.

    17Onun varlığını bilmek için bütün evrene bakmaya ne gerek var?

    18Yarattığı tek bir zerre bile bunu kanıtlamaya yeter.

    19Yaratılmışların sıradan gözü onun özünü göremez.

    20Ama gönül gözü onun nurunu hisseder.

    21Aklım, onun birliğine tanıklık etmelidir.

    22Canımla ve gönlümle ona yakarıp ibadet etmeliyim.

    23İçimdeki coşkuyla onun ayetlerine bağlanmak istiyorum.

    24Yaratıcım varken başka ne yapmak isteyebilirim?

    25Ey Şinasi, içimi Tanrı korkusu dağlıyor.

    26Yüzüm gülse de kalbim ve gönül gözüm kan ağlıyor.

    27İsyan ettiğim için duyduğum pişmanlık gönlümü kaplıyor.

    28Ne yapayım; umutsuzluktan bağışlanmayı istemeye yüz bulamıyorum.

    29Ne söyledim ben? Tövbe olsun; böyle demek de kötü bir iştir.

    30Özrüm, günahımdan iki kat daha kötüdür.

    31Merhamet nuru kararmış yüzümü neden güldürmesin?

    32Günahım Tanrı’nın bağışlayıcılığından daha mı büyüktür?

    33Onun sınırsız cömertliği bütün dünyayı kapsamıyor mu?

    34Yoksa kulu bu dünyanın içinde değil mi?

    35Kulun güçsüzlüğüne göre kusuru çoksa bile,

    36Tanrı’nın bağışı onun gazabından daha üstün değil mi?

    37Kulun yanılmasına yaratılıştan gelen güçsüzlüğü neden oldu.

    38Manevî âlemde kulunun şefaatçisi de odur.

    39Beni bağışlamaya Tanrı’nın lütfu yeter.

    40Sakın onun sınırsız cömertliğinin biteceğini sanma.

    İlk bölüm gök, mevsim, yıldız ve zerreyi yaratıcı kudretin kanıtları olarak sıralar; ikinci bölüm dış dünyadan konuşanın vicdanına döner. Pişmanlık büyüdükçe bağışlanma ümidi de büyür ve şiir, insan kusurunun ilâhî keremden büyük olamayacağı düşüncesiyle kapanır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Yazar başlığı sabit 152769 revizyonunda ve bağlı kurumsal kimlik kaynağında doğrulandı.

Atıf kanıtını aç ↗

Yazar başlığı sabit 152769 revizyonunda ve bağlı kurumsal kimlik kaynağında doğrulandı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Benzer bir okumaCüz’î hidâyetin dünyâya vermezÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

lâ-mekân

Mekândan bağımsız.

kevkebe

İhtişamlı topluluk, görkem.

yed-i kudret

Kudret eli.

bürhan

Kesin kanıt.

münâcât

Tanrı’ya yakarış.

nâ-mütenâhî

Sonsuz.