DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Cüz’î hidâyetin dünyâya vermez
Şiir · 17. yüzyıl

Cüz’î hidâyetin dünyâya vermez

Şiir Allah’ın hikmetinin akla sığmazlığını yaratılış ve peygamber kıssaları üzerinden anlatır; Eyyûb, Yûsuf, İsmâil, Ya’kub ve Yûnus örneklerinin ardından bağışlanma ve rızık dileğiyle kapanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Cüz’î hidâyetin dünyâya vermez

    Sun’-i hikmetine akılları ermez

    1Azıcık hidayetini dünyaya vermez;

    2yaratışındaki hikmete akıllar ermez.

    İlk dizedeki açık yüklem ‘vermez’dir; özne ve örtük nesne ilişkisi kesinleşmediği için ‘dünyaya değişmez’ gibi yeni bir alışveriş fiili eklenmez. İkinci dize yaratış hikmetine aklın ermediğini açıkça söyler ve belirsizliği büyütmeden korur.

  2. 2

    Kemâl-i keremin müştâkı Mevlâ

    Yerlerin göklerin hallâkı Mevlâ

    1Yüceliğinin ve cömertliğinin özlemini duyduğumuz Mevla,

    2yerlerin ve göklerin yaratıcısıdır.

    Mevla hem kemal ve keremine özlem duyulan yakın bir merci hem de yerle göğün yaratıcısıdır. Özlem bildiren insan sesiyle kozmik yaratıcı kudret aynı birimde buluşur; dua ile tefekkür birbirinden ayrılmaz.

  3. 3

    Hicr ile Eyyûb’u nâlân eyleyip

    Hazret-i Yûsuf’u sultân eyleyip

    1Eyyub’u ayrılıkla inletti;

    2Hazret-i Yusuf’u sultan etti.

    Eyyûb’un inleyişi sabır ve çileyi, Yûsuf’un sultan oluşu ise kuyudan iktidara yükselişi hatırlatır. İki kıssa zıt sonuçlarla yan yana konur; ilahî tasarruf hem sıkıntıda hem yücelmede görünür.

  4. 4

    Kebşi İsmâil’e ihsân eyleyip

    Ya’kub’a çektiren firâkı Mevlâ

    1Kurbanlığı İsmail’e bağışladı;

    2Yakub’a ayrılık acısını çektirdi.

    İsmâil’e kurbanlık ihsanı ölümden kurtuluşu, Ya’kub’un ayrılığı ise oğul hasretini taşır. Bir birimde lütuf ile firak yan yana getirilerek insanın tek olaydan hareketle ilahî hükmü bütünüyle ölçemeyeceği sezdirilir.

  5. 5

    Azameti birle var edip ’ı

    Lûtf-i kudretiyle var edip ferşi

    1Arş’ı heybetiyle var etti;

    2yeryüzünü kudreti ve lütfuyla yarattı.

    Arş ve yeryüzü iki büyük yaratılış alanı olarak karşılaştırılır. Arş azametle, yer ise lütuf ve kudretle anılır; farklı sıfatlar gök ile yeri ayrı ayrı kurarken her ikisini tek yaratıcı iradeye bağlar.

  6. 6

    Yedi yıllık yoldur karşı be karşı

    Bu yedi kubbe-i nüh tâkı Mevlâ

    1Karşı karşıya araları yedi yıllık yoldur;

    2bu yedi kubbeyi, dokuz kat göğü O kurdu.

    Yedi yıllık yol ifadesi gök katları arasındaki ölçüyü olağan insan mesafesiyle anlatır. Yedi kubbe ve dokuz kat gök imgeleri, görünür dünyanın üstünde düzenli ve çok katlı bir kozmoloji bulunduğunu vurgular.

  7. 7

    Yok iken akrânı ins ü melekte

    Hazret-i Yûnus’un batn-ı semekte

    1İnsan ve melekler arasında benzeri yokken,

    2Hazret-i Yunus balığın karnındayken,

    Bu iki dize bağımsız bir hüküm olarak kapatılmaz; sonraki iki dizeye uzanan devrik yapının ilk yarısıdır. ‘Akrânı’nın tam öznesi kaynak yüzeyinden kesinleşmediği için Yunus’un sınanmasını tek başına benzersiz ilan eden ek bir yargı kurulmaz.

  8. 8

    Getirip dünyâya devr-i felekte

    Virdini eyleyen yâ Bâkî Mevlâ

    1feleğin devrinde dünyaya getirip

    2virdini ‘Yâ Bâkî Mevlâ’ eyleyen...

    Dört dizelik devrik yapı burada yüklem çevresine ulaşır; kimin dünyaya getirildiği ve ‘virdini eyleyen’ bağının kime döndüğü kesinleştirilmeden fragman biçiminde korunur. Feleğin geçiciliği ile Bâkî adı görülebilir, fakat kurtuluş öznesi eklenmez.

  9. 9

    Afveder Ömer’in cürmün götürür

    Yerde gökte kısmetini bitirir

    1Ömer’i bağışlar, suçunu kaldırır;

    2yerde ve gökte nasibini oldurur.

    Mahlaslı birim genel kıssalardan şairin kişisel duasına geçer. Suçun kaldırılması manevi bağışlanmayı, yerde ve gökte nasibin bitirilmesi ise hayatın bütün alanlarında koruyucu takdiri istemeyi ifade eder.

  10. 10

    Kullarının murâdını yetürür

    Her kesin rızkının razzâkı Mevlâ

    1Kullarının muradını yerine getirir;

    2herkesin rızkını veren Mevla’dır.

    Kapanış, muratların gerçekleşmesi ile rızkın verilmesini aynı ilahî kaynağa bağlar. ‘Her kesin’ sözü kapsamı genişletir; şiir yalnız Ömer için af isteyen kişisel yakarıştan bütün kulları kuşatan bir rızık öğretisine ulaşır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.11 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n11-C69EC065D984. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.11, PDF 118; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ilk dizedeki ‘vermez’in örtük özne-nesnesi ile Yûnus kıtasındaki akrânı/virdini bağları kesinleştirilmeden devrik fragman olarak korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirDa’vetindir ey güzeller şâhı ahşam üstü gelÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

hidayet

Doğru yola eriştiren ilahî kılavuzluk.

Sun’-i hikmet

Yaratma işindeki hikmet.

hallâk

Yaratan, yaratıcı.

kebş

Kurbanlık koç.

Arş

İlahî hükümranlığın en yüce makamı olarak düşünülen gök katı.

ferş

Döşek; burada yeryüzü.

batn-ı semek

Balığın karnı.

razzâk

Rızık veren.