Da’vetindir ey güzeller şâhı ahşam üstü gel
Konuşan güzeller şahını akşam üstü davet eder; gelişi eğlence yerinin değerini görünür kılacaktır. Gelmezse âşıklar meclisinde kavga, kıyamet alameti ve ayrılık köşesinde gürültüler kopar. Akıl hayret vadisinde, can bekleyiştedir; sabır ve irade tükenir. Leyla saçlıya yönelik “koyaldan” yüzeyinde can ile teni bırakan kişi ve zaman bağı açıkken hayal konuşanı Mecnun eder. “Cânâ” sevgili hitabıyla seher ve akşam gelişi istenir. Aşk nuru uyuyan gözü uyandırır. Aşınmış baş harfi aparatlı [Ö]mer sevgiliden sözünü reddetmemesini ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Da’vetindir ey güzeller şâhı ahşam üstü gel
Hâtır-ı mahzûnumun âgâhı ahşam üstü gel
1Ey güzeller şahı, davetlisin; akşam üstü gel;
2Mahzun gönlümün hâlini bilen, akşam üstü gel.
- 2
Rûşen eyle kadr-i işretgâhı ahşam üstü gel
Gel meded ey evc-i hüsnün mâhı ahşam üstü gel
1Eğlence yerinin değerini görünür ve parlak kıl; akşam üstü gel;
2Yetiş ey güzelliğin doruğundaki ay, akşam üstü gel.
İşretgâhın kadrini rûşen etmek, eğlence yerinin değerini sevgilinin gelişiyle görünür ve parlak kılmaktır; yapay “değeri aydınlat” ifadesi kullanılmaz. Zirvedeki ay hitabı muhatabı göğe yükseltir.
- 3
Gelmez isen meclis-i uşşâka gavgalar kopar
Hem kıyâmetten nişan özge temâşâlar kopar
1Gelmezsen âşıklar meclisinde kavgalar kopar;
2Kıyamet alameti gibi başka manzaralar kopar.
Sevgili gelmezse âşıklar meclisinde gavgaların kopması, yokluğun topluluğun düzenini bozacağını bildirir. Kıyamet nişanı ve özge temaşalar, bu kargaşayı olağan eğlenceden korkutucu ve sıra dışı gösteriye büyütür.
- 4
Kûşe-i hicrin gamınla ne tarâkalar kopar
Yokla bir kez hâtır-ı gümrâhı ahşam üstü gel
1Ayrılık köşesinde gamınla ne gürültüler kopar;
2Yolunu yitirmiş gönlü bir kez yokla, akşam üstü gel.
Kûşe-i hicran ayrılığın dar köşesidir; burada gam, taraka diye duyulan sert gürültüler çıkarır. Gümrah hatır yolunu şaşırmış gönüldür ve sevgiliden onu yalnız bir kez yoklaması istenir; küçük ilgi büyük gürültüyü dindirebilir.
- 5
Akl u fikrim vâdi-i hayrettedir can intizâr
Gözedüp durmayalım biz dolaşup leyl ü nehâr
1Aklım ve fikrim hayret vadisinde, canım bekleyişte;
2Gece gündüz dolaşıp gözeterek durmayalım.
Akıl ile fikir hayret vadisinde yönünü kaybederken can intizarda sabitlenir; zihin ve yaşam farklı sıkışmalar yaşar. Gece gündüz dolaşıp gözetme yorgunluğu, sevgilinin belirsiz geliş saatini bütün zamana yayar.
- 6
Kalmadı ârâm ü sabrım gitti elden ihtiyâr
Ey divâne gönlümün hemrâhı ahşam üstü gel
1Rahatım ve sabrım kalmadı, iradem elimden gitti;
2Ey divane gönlümün yoldaşı, akşam üstü gel.
Ârâm, sabır ve ihtiyarın art arda yitmesi dinlenme, dayanma ve irade katmanlarını birlikte tüketir. Divane gönlün hemrahı diye çağrılan sevgili, bu dağılmış iç dünyada yolu paylaşabilecek tek yoldaş olarak sunulur.
- 7
Ey saçı Leylâ koyaldan uğruna cân ü teni
Vâdi-i gamda hayâlindir kılan Mecnun beni
1Ey saçı Leyla, uğruna can ile teni ‘koyaldan’ [fail/zaman bağı açık];
2Gam vadisinde hayalin beni Mecnun etti.
Saçı Leyla olan sevgili klasik kıssadaki rolü üstlenir; “koyaldan” yüzeyinde can ile teni bırakan kişi ve zaman kesin değildir. Vadi-i gamda hayalin konuşanı Mecnun etmesi ise güvenle aktarılır.
- 8
Vakti vaktsiz gelme cânâ görmesin seni
Gâhi gel vakt-i seherde gâhi ahşam üstü gel
1Ey sevgili, vakitli vakitsiz gelme; cahil seni görmesin;
2Bazen seher vaktinde, bazen akşam üstü gel.
“Cânâ” doğrudan sevgiliye seslenir. Zamansız gelişin nâdanın bakışına yakalanma tehlikesi taşıdığı söylenir; seher ile akşam, buluşmayı gizlilik içinde mümkün kılan iki uygun vakittir.
- 9
Nûr-i şevkınla uyandır gözümüz
Îd ü kadre ersin ey meh gicemiz gündüzümüz
1Aşkının nuruyla uykuya varmış gözümüzü uyandır;
2Ey ay, gecemiz ve gündüzümüz bayrama, Kadir’e ersin.
Şevk nuru uykuya dalmış gözü uyandırır; sevgilinin gelişi görme yetisini yeniden açar. Gece ile gündüzün îd ve Kadir’e ermesi, sıradan zamanı bayram sevinci ve kutsal gecenin değerine yükselten bir kavuşma beklentisidir.
- 10
Der ki bu Âşık [Ö]mer reddetme cânâ sözümüz
Yohsa kalur hâtırım billâhi ahşam üstü gel
1Bu Âşık [Ö]mer der ki: sözümüzü reddetme, ey sevgili;
2Yoksa gönlüm kırgın kalır; Allah’a yemin, akşam üstü gel.
Basılı gövdede mahlastaki ilk harf aşınmış, bu yüzden “[Ö]mer” aparatlı ve atıf probable tutulmuştur. Kapanıştaki “cânâ” ey sevgili diye aktarılır; sözün reddi hatırı kırgın bırakacak, yemin daveti ağırlaştıracaktır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.373 gövdesinde “Der ki bu Âşık [Ö]mer reddetme cânâ sözümüz” mahlası görünür; aparat ve atıf düzeyi kaynak kararıyla korundu.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n373-083D8D599ABA. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.373, PDF 297; 10 kaynak birimi/20 dize. Kaynak aparatı: dize 19 “[Ö]mer”: The initial glyph is abraded; the surviving “mer” is visible and the supplied initial is explicitly bracketed. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dağlardır meskenim sahrâyı gözler gözlerimÂşık Ömer · Şiir→
Güzeller şahına yapılan davet belirli bir zaman taşır: akşam üstü, gündüz ile gece arasındaki eşiktir. Mahzun hatırın âgâhı olmak sevgiliyi konuşanın iç sıkıntısını bilen kişi yapar; geliş yalnız ziyaret değil anlaşılma umududur.