Seher
Seherde ağaç doruklarında titreşen hayal kuşlarını gösterip yerdekileri toprak ufkunun esiri bırakan, sonda 'nihayet' sözünü sezdiren altı dizelik erken dönem şiiri.
- 1
Ağaçların seherî zirvesinde titreşiyor
Tuyûr-ı fâniye-i âlem-i tahayyül ü hâb.
Günümüz Türkçesi +
1Ağaçların seher vaktindeki doruğunda titreşiyor
2hayal ve uyku âleminin ölümlü kuşları.
- 2
Semâyı kaplayacak, şimdi, gâzeler gibi nûr
Zavallılar kalacaklar esîr-i ufk-ı türâb.
Günümüz Türkçesi +
1Işık şimdi tülbentler gibi göğü kaplayacak,
2zavallılar toprak ufkunun esiri kalacak.
Beyit yorumu +
Aydınlık yükselirken yerdekiler yerinde kalıyor; ışık bir kurtuluş değil sınır çiziyor. 'Esîr' sözü sabahı özgürleşme değil, mahkûmiyetin görünür olması yapıyor.
- 3
Ve onların gözü eyler nücûm-ı fecre itâb
Ve onların sesi eyler "nihayet"i işrâb...
Günümüz Türkçesi +
1Ve onların gözü şafak yıldızlarını azarlar,
2ve onların sesi "nihayet" sözünü sezdirir...
Beyit yorumu +
Sitem göğe yöneliyor; göz kabahati şafağın yıldızlarında arıyor. Şiir bir kelimeyi tırnak içine alıp bırakıyor: 'nihayet' hem bitiş hem katlanmanın son sınırı.
Metnin kaynağı
Vikikaynak'ın 140916 numaralı kalıcı revizyonu esas alındı; sayfa ilk yayım künyesini "Servet-i Fünûn, nr. 1054, 4 Ağustos 1911, s. 319" olarak veriyor. Kaynaktaki HTML karakter kısaltmaları (â, î, û) şapkalı harflere çevrildi; satır sonu boşlukları temizlendi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Beyit yorumu +
Kuşlar gerçek değil, hayal ile uykunun ortak âleminden geliyor; yine de 'fâni' sözüyle ölüme bağlanıyor. Seher onları görünür kılarken aynı anda kaybedilecek kılıyor.