DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Cenab Şahabeddin/Tâmât/Hilâl-i Seher
Beş bentli şiir · 19. yüzyıl

Tâmât/Hilâl-i Seher

Seher hilâlinin örtülü yüzü bulut, sis, su ve sönük yıldızlar arasından sorgulanır. Işık hiçbir zaman yalın bir aydınlanma değildir; gülüş, ağlayış ve sessizlik iç içe geçerek sabahı görünme ile saklanma arasındaki kararsız an olarak kurar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Zemîn; zemîn geçiyor feyz-i pür-celâl-i ?..

    Ne ulviyâne gezer lücce-i meâl-i !..

    Nedir taraf taraf atlar güler hayâl-i ?..

    Bakın bakın ne müessir şu levh-i âl !!

    Dimâ-ı feyze gömülmüş yazık cemâl-i !..

    Nedir gamın? Ne bu ahvâlin ey -i ?

    1Yeryüzü seherin görkemli bereketiyle mi doluyor?

    2Seherin anlam denizinde ne yüce biçimde dolaşıyor!

    3Seher hayali nedir ki her yanda sıçrayıp gülüyor?

    4Bakın, bu kızıl seher manzarası ne kadar etkileyici!

    5Seherin güzelliği yazık ki feyiz denizine gömülmüş!

    6Ey seher hilâli, kederin nedir, bu hâlin neden?

    1. bent: “Zemîn; zemîn geçiyor feyz-i pür-celâl-i seher?..” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Yeryüzünden anlam denizine, sıçrayan hayalden kızıl levhaya uzanan görüntüler seheri sabit bir saat değil hareketli bir sahne yapar; gömülen güzellik ve sorulan keder ışığın içindeki hüznü açar.

  2. 2

    Aceb açılmayacak mı o vech-i mestûrun?

    Açık görünmeyecek mi cemâl-i pür-nûrun?

    Aman esîri misin sen de şanlı bu hûrun?

    Verir mi dillere sevdâ şu hande-i mehcûrun?

    Açıl açıl da görünsün likâ-yı mahmûrun!

    Hemân tesettür edersin sen ey -i !...

    1O örtülü yüzün acaba açılmayacak mı?

    2Işık dolu güzelliğin açıkça görünmeyecek mi?

    3Sen de bu görkemli hurinin tutsağı mısın?

    4Bu terk edilmiş gülüş gönüllere sevda mı verir?

    5Açıl da mahmur yüzün görünsün!

    6Ey seher hilâli, hemen yine örtünüyorsun!

    2. bent: “Aceb açılmayacak mı o vech-i mestûrun?” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Örtülü yüzün açılması, ışıklı güzelliğin görünmesi ve mahmur çehrenin belirmesi istenir; hilâlin hemen yeniden örtünmesi, konuşanın buyruğu ile gök cisminin saklanışı arasındaki gerilimi büyütür.

  3. 3

    Niçin önünde gülümser safâ-yı leyle-i tâb?..

    Neden yanında dolaşmakta hüzn-i cilve-meâb?..

    Niçin durur peş ü pîşinde reng reng ?

    Olur buhûr u , hevâ vü levha-i âb,

    Bu perdeler, bu bulutlar, bu ahterân-ı harâb

    Şu vech-i müstetîrin göster ey -i !...

    1Parlak gecenin sevinci önünde niçin gülümsüyor?

    2Görkemli hüzün neden yanında dolaşıyor?

    3Çeşit çeşit bulut neden önünde ve ardında duruyor?

    4Sisler, karanlıklar, hava ve su yüzeyi

    5Bu perdeler, bulutlar ve sönük yıldızlar

    6Ey seher hilâli, şu gizli yüzünü göster!

    3. bent: “Niçin önünde gülümser safâ-yı leyle-i tâb?..” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Parlak gecenin sevinci, dolaşan hüzün, renk renk bulut, sis, hava, su ve sönük yıldızlar üst üste perde kurar; bent sonunda görünmesi istenen yüz bu maddi katmanların ardında kalır.

  4. 4

    Şu gaym-i muzlime nerden gelir bu feyz-i safâ?

    Zaman zaman da olur pür-zalâm nûr-ı bekâ!..

    Bulut bulut geçiyor feyz-i lem’a-dâr-ı Hudâ..

    Yazık, yazık -ı sükût içinde fenâ...

    Hazîn hazîn gülüyor çehreler, ser-i bâlâ...

    Güneş, kamer acaba nerde ey -i ?..

    1Bu karanlık buluta bu ferahlık nereden gelir?

    2Kalıcı ışık da zaman zaman karanlıkla dolar!

    3Allah’ın parıltılı bereketi bulut bulut geçiyor

    4Yazık, yokluk sessizliğin çarpıntısı içinde

    5Yüzler yukarıda hüzünlü hüzünlü gülümsüyor

    6Ey seher hilâli, güneş ve ay acaba nerede?

    4. bent: “Şu gaym-i muzlime nerden gelir bu feyz-i safâ?” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Karanlık buluttaki ferahlık ve zaman zaman sönen kalıcı ışık karşıtlık yaratır; Allah’ın parıltısı, sessizlik çarpıntısı, yukarı bakan yüzler ve kayıp güneş ile ay aynı belirsiz göğü doldurur.

  5. 5

    Safâ-yı tâb ile bir gaym-ı lem’a-ver pinhân!..

    Zalâm-ı gayb içinde keder nihân u ayân!..

    -i hande-i semâvât giryelerde nihân!..

    Tebessüm-i şerer-i samt-ı nâle vü efgân

    Uyûnda gâh safâ-bâr... ki belâ-efşân

    Ne feyzsin bu karanlıkta ey -i ?!..

    1Parlak bir sevinç içinde ışık veren bulut gizli

    2Görünmezliğin karanlığında keder hem gizli hem açık

    3Gökyüzünün gülüş haykırışı ağlayışlarda saklı

    4Sessizliğin kıvılcım gülüşü, inilti ve feryadın içinde

    5Gözlerde bazen sevinç saçan, bazen bela yayan bir hâl

    6Ey seher hilâli, bu karanlıkta ne büyük bir feyizsin!

    5. bent: “Safâ-yı tâb ile bir gaym-ı lem’a-ver pinhân!..” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Gizli bulut, hem saklı hem açık keder, ağlayıştaki gülüş ve sessizlikteki kıvılcım birbirini tersler; gözlerin sevinç ile bela arasında değişmesi, hilâli karanlık içindeki son feyiz sorusuna taşır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Cenab Şahabeddin adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 142949 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirYakazât-ı Leyliyye
Gel bu akşam da ser-be-ser, güzelim
Cenab Şahabeddin · şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

hilâl

Yeni ayın ince yay biçimi

seher

Gün doğumundan hemen önceki vakit

mestûr

Örtülü, gizli

pür-nûr

Işıkla dolu

sehâb

Bulut

gayâhib

Karanlık ve görünmez derinlikler

halecân

Çarpıntı

gırîv

Haykırış