Tâmât/Hilâl-i Seher
Seher hilâlinin örtülü yüzü bulut, sis, su ve sönük yıldızlar arasından sorgulanır. Işık hiçbir zaman yalın bir aydınlanma değildir; gülüş, ağlayış ve sessizlik iç içe geçerek sabahı görünme ile saklanma arasındaki kararsız an olarak kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Zemîn; zemîn geçiyor feyz-i pür-celâl-i ?..
Ne ulviyâne gezer lücce-i meâl-i !..
Nedir taraf taraf atlar güler hayâl-i ?..
Bakın bakın ne müessir şu levh-i âl !!
Dimâ-ı feyze gömülmüş yazık cemâl-i !..
Nedir gamın? Ne bu ahvâlin ey -i ?
1Yeryüzü seherin görkemli bereketiyle mi doluyor?
2Seherin anlam denizinde ne yüce biçimde dolaşıyor!
3Seher hayali nedir ki her yanda sıçrayıp gülüyor?
4Bakın, bu kızıl seher manzarası ne kadar etkileyici!
5Seherin güzelliği yazık ki feyiz denizine gömülmüş!
6Ey seher hilâli, kederin nedir, bu hâlin neden?
- 2
Aceb açılmayacak mı o vech-i mestûrun?
Açık görünmeyecek mi cemâl-i pür-nûrun?
Aman esîri misin sen de şanlı bu hûrun?
Verir mi dillere sevdâ şu hande-i mehcûrun?
Açıl açıl da görünsün likâ-yı mahmûrun!
Hemân tesettür edersin sen ey -i !...
1O örtülü yüzün acaba açılmayacak mı?
2Işık dolu güzelliğin açıkça görünmeyecek mi?
3Sen de bu görkemli hurinin tutsağı mısın?
4Bu terk edilmiş gülüş gönüllere sevda mı verir?
5Açıl da mahmur yüzün görünsün!
6Ey seher hilâli, hemen yine örtünüyorsun!
2. bent: “Aceb açılmayacak mı o vech-i mestûrun?” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Örtülü yüzün açılması, ışıklı güzelliğin görünmesi ve mahmur çehrenin belirmesi istenir; hilâlin hemen yeniden örtünmesi, konuşanın buyruğu ile gök cisminin saklanışı arasındaki gerilimi büyütür.
- 3
Niçin önünde gülümser safâ-yı leyle-i tâb?..
Neden yanında dolaşmakta hüzn-i cilve-meâb?..
Niçin durur peş ü pîşinde reng reng ?
Olur buhûr u , hevâ vü levha-i âb,
Bu perdeler, bu bulutlar, bu ahterân-ı harâb
Şu vech-i müstetîrin göster ey -i !...
1Parlak gecenin sevinci önünde niçin gülümsüyor?
2Görkemli hüzün neden yanında dolaşıyor?
3Çeşit çeşit bulut neden önünde ve ardında duruyor?
4Sisler, karanlıklar, hava ve su yüzeyi
5Bu perdeler, bulutlar ve sönük yıldızlar
6Ey seher hilâli, şu gizli yüzünü göster!
3. bent: “Niçin önünde gülümser safâ-yı leyle-i tâb?..” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Parlak gecenin sevinci, dolaşan hüzün, renk renk bulut, sis, hava, su ve sönük yıldızlar üst üste perde kurar; bent sonunda görünmesi istenen yüz bu maddi katmanların ardında kalır.
- 4
Şu gaym-i muzlime nerden gelir bu feyz-i safâ?
Zaman zaman da olur pür-zalâm nûr-ı bekâ!..
Bulut bulut geçiyor feyz-i lem’a-dâr-ı Hudâ..
Yazık, yazık -ı sükût içinde fenâ...
Hazîn hazîn gülüyor çehreler, ser-i bâlâ...
Güneş, kamer acaba nerde ey -i ?..
1Bu karanlık buluta bu ferahlık nereden gelir?
2Kalıcı ışık da zaman zaman karanlıkla dolar!
3Allah’ın parıltılı bereketi bulut bulut geçiyor
4Yazık, yokluk sessizliğin çarpıntısı içinde
5Yüzler yukarıda hüzünlü hüzünlü gülümsüyor
6Ey seher hilâli, güneş ve ay acaba nerede?
4. bent: “Şu gaym-i muzlime nerden gelir bu feyz-i safâ?” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Karanlık buluttaki ferahlık ve zaman zaman sönen kalıcı ışık karşıtlık yaratır; Allah’ın parıltısı, sessizlik çarpıntısı, yukarı bakan yüzler ve kayıp güneş ile ay aynı belirsiz göğü doldurur.
- 5
Safâ-yı tâb ile bir gaym-ı lem’a-ver pinhân!..
Zalâm-ı gayb içinde keder nihân u ayân!..
-i hande-i semâvât giryelerde nihân!..
Tebessüm-i şerer-i samt-ı nâle vü efgân
Uyûnda gâh safâ-bâr... ki belâ-efşân
Ne feyzsin bu karanlıkta ey -i ?!..
1Parlak bir sevinç içinde ışık veren bulut gizli
2Görünmezliğin karanlığında keder hem gizli hem açık
3Gökyüzünün gülüş haykırışı ağlayışlarda saklı
4Sessizliğin kıvılcım gülüşü, inilti ve feryadın içinde
5Gözlerde bazen sevinç saçan, bazen bela yayan bir hâl
6Ey seher hilâli, bu karanlıkta ne büyük bir feyizsin!
5. bent: “Safâ-yı tâb ile bir gaym-ı lem’a-ver pinhân!..” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Gizli bulut, hem saklı hem açık keder, ağlayıştaki gülüş ve sessizlikteki kıvılcım birbirini tersler; gözlerin sevinç ile bela arasında değişmesi, hilâli karanlık içindeki son feyiz sorusuna taşır.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Cenab Şahabeddin adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 142949 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gel bu akşam da ser-be-ser, güzelimCenab Şahabeddin · şiir→
1. bent: “Zemîn; zemîn geçiyor feyz-i pür-celâl-i seher?..” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Yeryüzünden anlam denizine, sıçrayan hayalden kızıl levhaya uzanan görüntüler seheri sabit bir saat değil hareketli bir sahne yapar; gömülen güzellik ve sorulan keder ışığın içindeki hüznü açar.