DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Cenab Şahabeddin/Yakazât-ı Leyliyye
şiir · 19. yüzyıl

Yakazât-ı Leyliyye

Uzakta bir kadının çaldığı piyano, gece boyunca bülbül ezgisinden kesik hıçkırığa dönüşür ve dinleyene umutsuzluk cevabı verir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gel bu akşam da ser-be-ser, güzelim

    İhtizâzât-ı leyli dinleyelim;

    Tâ uzaklarda işte bir piyano

    Taze parmakların temâsıyla

    Ağlıyor bin hazan hevâsıyla...

    Dinle ey yârim işte ağlayan o

    Gecenin ka'r-ı pür-sükûnunda,

    Zulmet-i ebkemin derûnunda.

    Gâh onun ihtizâz-ı hestiyle

    Mütevahhiş, hazîn, rakîk ü nizâr

    Dağılır cevve bir sürûd-ı hezâr..

    Gâh onun irtiâş-ı mestiyle

    Dolaşır kâinât-ı nâimeyi

    Bİr umûmî şehik-i tenhâyî...

    Onu kim dest-i râ'şe-dâriyle

    Çalıyor, perde perde inletiyor?

    Onu kim böyle gamla söyletiyor?

    Tellerin lahn-ı inkisâriyle

    Hangi metrûke böyle eğleniyor,

    Hangi mâtem bu sesle söyleniyor?

    Gâh olur ince, nâzenîn bir ses

    Leyl içinde sürüklenir, inler;

    Onu zulmet, sükût ile, dinler...

    Gâh olur bir figân-ı tîz-heves

    Bütün a'sâb-ı kâinâtı gerer;

    Sonra bir şehka-i bükâ olarak

    Düşer âgûş-ı leyl-i târike,

    Çalışır rûh-ı samtı tahrîke...

    Sonra tedrîcen alçalıp solarak

    O kadar pest olur ki öksürererk

    Zannedersin tebâh olup gidecek...

    Sonra baygın, kesik sükût eyler;

    Mûsikî-i sükûtu okşayacak

    Bir enîn-i hafi kalır ancak...

    Kim bilir, kim bilir neler söyler

    Bu süreksiz, hevesli zemzemeler,

    Bu susup durma, sonra söylemeler,

    Bu nevâzişli, nazlı, boş nagamât,

    Bu rekâket, bu lüknet-i elhân,

    Bu tereddüdlü mûsiki-i figân,

    BU yarım cümleler, yarım kelîmat;

    Belki leyl-i hâmuşa yalvarıyor,

    Belki bir tûf-ı tesliyet arıyor.

    Gâh mestâne bir şetâretle

    Bâd-ı pür-gûyu eyliyor taklîd,

    Uçuyor cevve pür-hayâl ü ümîd..

    Gâh bir hâletle

    İnliyor muntazır, zebûn u harâb;

    Oluyor can-be-leb tuyûra cevab...

    Tâ uzaklarda işte bir piyano;

    Onu bî-şübhe bir kadın çalıyor,

    Mûsikiden cevâb-ı ye's alıyor...

    Dinle ey rûhum işte ağlayan o.

    1Gel güzelim, bu akşamı da baştan sona birlikte geçirelim.

    2Gecenin titreşimlerini birlikte dinleyelim.

    3Bak, çok uzaklarda bir piyano var.

    4Genç parmakların dokunuşuyla

    5bin sonbaharın ezgisi içinde ağlıyor.

    6Dinle sevgilim, ağlayan işte o piyano.

    7Sessizlikle dolu gecenin derinliğinde,

    8dilsiz karanlığın bağrında.

    9Bazen onun varlık titreşimiyle

    10ürkek, kederli, ince ve güçsüz

    11bir bülbül ezgisi göğe yayılır.

    12Bazen onun sarhoşça titremesiyle

    13uykuya dalmış evreni dolaşır

    14her yanı kaplayan bir yalnızlık hıçkırığı.

    15Onu titreyen elleriyle

    16çalıp perde perde inleten kim?

    17Onu böyle kederle konuşturan kim?

    18Tellerin kırgın ezgisiyle

    19hangi terk edilmiş kadın böyle avunuyor,

    20hangi yas bu sesle dile geliyor?

    21Bazen incecik, narin bir ses

    22gecenin içinde sürüklenip inler;

    23karanlık onu sessizce dinler.

    24Bazen keskin ve sabırsız bir çığlık

    25evrenin bütün sinirlerini gerer.

    26Sonra ağlayan bir hıçkırığa dönüşüp

    27karanlık gecenin kucağına düşer,

    28sessizliğin ruhunu harekete geçirmeye çalışır.

    29Ardından yavaş yavaş alçalıp solar;

    30öksürür gibi öylesine kısılır ki

    31yok olup gideceğini sanırsın.

    32Sonra baygın ve kesik bir susuşa gömülür;

    33sessizliğin müziğini okşayacak

    34yalnızca belli belirsiz bir inilti kalır.

    35Kim bilir, kim bilir neler anlatır

    36bu kesik kesik, hevesli mırıltılar,

    37bu uzun susuşlar ve ardından gelen söyleyişler,

    38bu okşayıcı, nazlı ve boş ezgiler,

    39bu yavanlık, ezgilerdeki bu kekeleme,

    40bu kararsız feryat müziği,

    41bu yarım cümleler ve yarım sözcükler.

    42Belki suskun geceye yalvarıyor,

    43belki bir teselli yolu arıyor.

    44Bazen sarhoşça bir sevinçle

    45durmadan konuşan rüzgârı taklit ediyor,

    46hayal ve umutla dolu göğe uçuyor.

    47Bazen de bayılacakmış gibi

    48bekleyerek, güçsüz ve yıkılmış hâlde inliyor;

    49can çekişen kuşlara karşılık veriyor.

    50Bak, çok uzaklarda yine bir piyano var;

    51onu hiç kuşkusuz bir kadın çalıyor,

    52müzikten umutsuzluğun karşılığını alıyor.

    53Dinle ey ruhum, ağlayan işte o piyano.

    Şiir piyanoyu görünmeyen bir kadının bedeni ve sesi gibi dinler. Ezgi kimi zaman bülbül kadar ince, kimi zaman evrenin sinirlerini geren bir çığlıktır; alçalıp susunca geriye belli belirsiz inilti kalır. Rüzgârı taklit eden umutlu yükseliş bile sonunda can çekişen kuşlara ve umutsuzluk cevabına bağlanır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Cenab Şahabeddin adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 164031 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Önceki şiirTâmât/Hilâl-i Seher
Zemîn; zemîn geçiyor feyz-i pür-celâl-i seher?..
Cenab Şahabeddin · Beş bentli şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

mugşiyâne

Bayılacakmış gibi, bilinci sönmeye yaklaşan bir hâlde; piyanonun güçten düşen sesini niteler.

ihtizâzât-ı leyl

Gecenin duyulan ince titreşimleri.

zulmet-i ebkem

Dilsiz ve konuşmayan yoğun karanlık.

şehîk-i tenhâyî

Yalnızlığın her yanı kaplayan hıçkırığı.

lahn-ı inkisâr

Kırgınlık ve düş kırıklığı taşıyan ezgi.

leyl-i târik

Koyu karanlık içindeki gece.