Elvâh-ı Tabiat'ten
Uykuya dalan sevgilinin sabah karanlığındaki saçları, öpülemeyen alnı ve giderken geride bıraktığı melek yürüyüşlü hayali anlatılır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Olunca hâb ile perverde çeşm-i bîdârın,
Eğildi sîneme doğru vücûd-ı nâ-çârın.
Cebîn-i sâfını bûs etmek istedim ammâ,
Döküldü gözlerime kâkül-î seher-târın;
Nigâh-î âşıkını târ-mâr eden zülfün
- O sâye-bân-ı perîşân-edâ-yı dîdârın –
Açıldı âhım ile pâre pâre ayrıldı;
Süzüldü cân evime dîde-yî ziyâ-dârın!
Şemîm-i hüsnünü ruhum duyardı zülfünden,
Ederdi kalbimi lerzân nigâh-ı bîmârın...
Bu hâl ile beni bir lâhza mest-i aşk ettin;
Hemen şu lûtfunu kıskandı nâz-ı gaddârın:
Atınca saçlarını duşuna uçup gittin;
Gözümde kaldı hayâl-î firişte-reftârın!..
1Uyanık gözlerin uyku ile beslenince,
2Çaresiz bedenin göğsüme doğru eğildi.
3Duru alnını öpmek istedim ama,
4Seher karası kâkülün gözlerimin önüne döküldü;
5Âşığının bakışını darmadağın eden saçların,
6— Yüzünün o dağınık edalı gölgeliği —
7Ahımla açıldı, parça parça ayrıldı;
8Işık saçan gözlerin can evime süzüldü!
9Ruhum, güzelliğinin kokusunu saçlarından alıyordu,
10Mahmur bakışın kalbimi titretiyordu...
11Bu hâlinle beni bir an aşkla sarhoş ettin;
12Ne var ki acımasız nazın bu iyiliğini hemen kıskandı:
13Saçlarını omzuna atıp uçup gittin;
14Gözümde melek yürüyüşünün hayali kaldı!..
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Ali Ekrem Bolayır adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 165848 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Güzelsin cenentin en rûh-perver nev-nîhâlinden,Ali Ekrem Bolayır · şiir→
Şiir, uyku ile uyanıklık arasındaki kısa yakınlaşmayı saç, göz ve koku imgeleri üzerinden kurar. Sevgilinin kâkülü önce görüşü örter, sonra âşığın ahıyla açılarak aydınlık bakışı ortaya çıkarır. Son iki dizedeki ani uzaklaşma, yaşanan büyüyü kalıcı bir kavuşmaya değil, gözde kalan melekçe bir yürüyüş hayaline dönüştürür.