Göñül mürgine ser-tâ-ser cihân bâğın tolandırdum
Gönül kuşunu dünya bahçesinde dolaştırıp sonunda uzun boylu sevgiliye bağlayan gazel, yanağın vasfıyla coşan gönlü, uyuyan sevgiliyi uyandıran feryadı ve gözyaşı ırmağını anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Göñül mürgine ser-tâ-ser cihân bâğın tolandırdum
Ben anı âkıbet bir serv-i bâlâya dolandırdum
1Gönül kuşunu dünyanın bahçesinde baştan başa uçurdum;
2Sonunda onu uzun boylu bir serviye doladım.
- 2
Kulağına koyup evsâf-ı -ı yâri
dil-i pür-cûşı taşırdum bulandırdum
1Yârin yanağının suyuna ilişkin vasıfları kulağına söyleyip,
2Mars gibi coşkun gönlü taşırdım, bulandırdım.
Yârin yanağındaki parlaklık ve tazelik gönlün kulağına anlatılınca iç dünya Merih gibi ateşli ve taşkın olur. Taşırmakla bulandırmak, sakin gönül suyunun övgü yüzünden kabarıp berraklığını yitirmesini birlikte gösterir.
- 3
Uyurmış bilmedüm bülbül-misâl itdüm hezâr efgân
Meded ol gonca-i nâzı uyandırdum
1Uyuduğunu bilmedim; bülbül gibi binlerce feryat ettim.
2Yardım edin, o nergis gözlü naz goncasını uyandırdım.
Âşık sevgilinin uyuduğunu bilmeden bülbül gibi sayısız feryat koparır. Nergis göz ve gonca imgesi uykulu, kapalı güzelliği anlatırken ‘meded’ sözü, istemeden uyandırılan nazlı sevgilinin tepkisinden korkuyu duyurur.
- 4
Bi-hamdillâh şeb-i gamda berî oldum belâsından
Dil-i pervâne-i pür-sûzı şem‘üm saña yandırdum
1Allah’a şükür, gam gecesinde onun belâsından kurtuldum;
2Ey mumum, yanık pervane gönlü senin için yaktım.
Gam gecesindeki belâdan kurtuluş şükürle anılır, fakat gönül yine pervane gibi muma sunulur. Yanmak sona ermemiştir; konuşan yalnız belânın bir biçiminden çıkar ve sevdiği mum için yanık gönlünü bilerek yeniden ateşe verir.
- 5
Gözüm açup göricek ağladum bî-ihtiyâr anı
Yine cûy-i sirişküm ‘Avnîyâ benden boşandurdum
1Gözümü açıp onu görünce elimde olmadan ağladım;
2Ey Avnî, gözyaşı ırmağımı yine kendimden akıttım.
Göz açmak sevgiliyi görmenin, bî-ihtiyâr ağlamak ise bu görüşün istemsiz sonucudur. İkinci dizedeki boşandurdum ettirgen ve birinci tekildir: konuşan, gözyaşı ırmağını kendinden akıttığını söyler. Böylece Avnî hem istemsiz ağlayışın öznesi hem kendi bedeninden çıkan selin kaynağıdır.
Metnin kaynağı
Cevâhirü’l-Mülûk şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde verir; tam Avnî gövdesi ve komşu kayıt sınırları bağımsız görsel source audit ile doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), cevahir-1330-avni-050, PDF 66–67, basılı 62-63; tahmis/tesdis bentlerinin yalnız son iki Avnî dizesi aktarıldı, Ali Emîrî ekleri dışarıda bırakıldı. Doğan yalnız kimlik kontrol tanığıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gönül kuşu bütün dünya bahçesini dolaştıktan sonra serviyi andıran sevgili boyunda karar kılar. ‘Dolandırmak’ hem çevresinde döndürmeyi hem bağlamayı sezdirir; geniş arayış tek bir güzellik merkezinde sona erer.