Dağlardır meskenim, sahrayı gözler gözlerim
Dağlarda yaşayan âşık kendisini Leyla yolunu bekleyen Mecnun’a benzetir. Çok güzel bulunsa da yalnız eşsiz sevgiliyi ister; onun sözünde durmamasından yakınır. Kibri ve kini bırakmayı öğütleyen şiir, gönlün dünya meclisinde durulamadığını söyler; son bölümde Âşık Ömer sevgili adını harflere ayırarak özlemini kapalı bir işaretle sürdürür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dağlardır meskenim sahrâyı gözler gözlerim
Gör ne Mecnûn’um reh-i Leylâ’yı gözler gözlerim
1Dağlar yurdumdur; gözlerim kırları bekliyor.
2Nasıl bir Mecnun olduğumu gör; gözlerim Leyla’nın yolunu bekliyor.
- 2
Dilrübâlar çok dahi âlemde makbûlüm değil
Ol güzeller şâhı bîhemtâyı gözler gözlerim
1Dünyada güzel çoktur ama hiçbiri gönlümce değildir.
2Gözlerim güzeller şahı olan eşsiz sevgiliyi bekliyor.
Güzellerin çokluğu âşığın seçimini değiştirmez. Makbul bulmamak kibirden değil, eşsiz sayılan tek sevgiliye bağlılıktan doğar; güzeller şahı sözü hem üstünlük hem hükümranlık bildirir.
- 3
Ahdine ikrârına durmayıcı ol bîvefâ
Vaslın ikrar eylemişti kılmadı ahde vefâ
1Sözünde ve yemininde durmayan o vefasız,
2Kavuşma sözü vermişti ama sözünü tutmadı.
Vefasız sevgili hem verdiği sözde hem de açık kavuşma vaadinde durmaz. İkrar ile davranış arasındaki bu çatışma, bekleyişin basit gecikmeden değil kırılmış bir ahitten doğduğunu gösterir.
- 4
Bilmezem yâ Rab kaçan yüz gösterir ol mehlika
Haftalar geçti görünmez ayı gözler gözlerim
1Ey Tanrım, bilmem o ay yüzlü ne zaman yüzünü gösterir.
2Haftalar geçti, ay görünmüyor; gözlerim bekliyor.
Ay yüzlü sevgilinin ne zaman görüneceği Tanrı’ya yöneltilen cevapsız bir sorudur. Haftaların geçmesiyle gökte görünmeyen ayın birlikte anılması, beklenen yüzü zaman ve gök imgesi içinde büyütür.
- 5
Sâdıkane âşık isen kibri gönülden gider
Dilde tâ kim kalmaya gerd-i küdûretten eser
1Gerçekten sadık bir âşıksan kibri gönlünden çıkar.
2Gönülde kırgınlığın tozundan hiçbir iz kalmasın.
Sadık âşıklığın ilk şartı, gönülden kibri çıkarmaktır. Kırgınlığın toza benzetilmesi de iç dünyada en küçük tortunun bırakılmamasını ister; sevgi, arınmış bir dil ve kalp gerektirir.
- 6
Bir kelâmı -i sad sâleyi ihyâ eder
Lebleri mu’ciz dem-i Îsâ’yı gözler gözlerim
1Onun tek sözü yüz yıllık ölüyü diriltir.
2Gözlerim İsa’nın mucizevi soluğuna benzeyen dudakları bekliyor.
Sevgilinin tek sözü yüz yıllık ölüyü diriltecek güçte gösterilir. Dudakların İsa’nın hayat veren soluğuyla eş tutulması, gözlerin beklediği kavuşmayı aynı zamanda yeniden canlanma umuduna çevirir.
- 7
Bu fenâ bezminde bir dem iktidâr etmez gönül
Büsbütün dünyayı versen ihtiyâr etmez gönül
1Bu geçici dünya meclisinde gönül bir an bile güç bulamaz.
2Bütün dünyayı versen gönül onu seçmez.
Geçici dünya meclisi gönle ne güç ne de kalıcı bir yer sağlayabilir. Bütün dünya sunulsa bile onu seçmeyeceğini söyleyen gönül, maddi iktidarı reddederek arzusunun başka bir hedefe bağlı olduğunu bildirir.
- 8
Rûz ü şeb durmaz yeter bir dem karâr etmez gönül
-ı Hazret-i Monla’yı gözler gözlerim
1Gece gündüz durmaz, bir an bile karar kılmaz.
2Gözlerim Hazret-i Molla’nın eşiğini bekliyor.
Gece gündüz dinmeyen gönül hiçbir yerde karar bulamaz; bu hareket, gözlerin Hazret-i Molla’nın eşiğine çevrilmesiyle yön kazanır. Aranan şey dolaşmak değil, kutsal sayılan kapıda sükûna ermektir.
- 9
Etme ey Âşık Ömer sevdâ-yi dildâra heves
Koymadı bir dem elinden dâmenin feryâd res
1Ey Âşık Ömer, sevgilinin sevdasına heves etme.
2Basılı “dâmenin feryâd res” söz grubunun kimin eteğine ve eylemine bağlandığı açık değildir.
Mahlasla kendine seslenen şair, sevgili sevdasına heves etmemeyi öğütler. İkinci dizedeki “dâmenin feryâd res” bağlantısı basılı yüzeyde açık olmadığından, kimin eteği tuttuğu ya da bıraktığı konusunda hüküm kurulamaz.
- 10
İsm ü resmi dilberin gitmez dilimden bir nefes
Mîm ü sâd u tâ vu fâ vü yâyı gözler gözlerim
1Sevgilinin adı ve görüntüsü bir nefes bile dilimden gitmez.
2Gözlerim Mîm, Sâd, Tâ, Fâ ve Yâ harflerini bekliyor.
Son dizede isim harflere ayrılır ve bekleyiş şifreli bir biçim kazanır. Basılı yüzey harfleri verir fakat bunların hangi adı oluşturduğu kesinleştirilmez; şiir, sevgiliyi açıkça adlandırmadan işaretlerle korur.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 17. dize “Etme ey Âşık Ömer sevdâ-yi dildâra heves”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 416 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dâhi tâze tıfl iken huffâş imişsin anladımÂşık Ömer · Şiir→
Dağ ve kır, Mecnun’un yerleşik çöl yalnızlığını Anadolu coğrafyasına taşır. Gözlerin Leyla yolunu beklemesi, mekânı yaşanılan yer olmaktan çıkarıp sevgilinin gelebileceği bir ufka dönüştürür.