Ey dilekleri veren Gani Settar
Fakir Ednâ dileğini veren Gani Settar'a şükrederek Ali ile Muhammed'i yolun birliği içinde anar. Tarikat, marifet ve hakikat kapıları nurdan kale, ilahi deniz ve cennet giysisi imgeleriyle açılır; Hatâyî öğretisi aşk kadehinden içilen son damlada birleşir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Muradlar verici ol
Verdi
1Ey dilekleri veren, günahları örten cömert Tanrı,
2dileğimi verdin; sana şükürler olsun.
- 2
Ali Muhammed’dir Muhammed Ali
Gördüm bir elmadır
1Ali Muhammed'dir, Muhammed Ali'dir.
2Onları tek bir elma gibi gördüm; Tanrı'ya şükür.
Muhammed ile Ali'nin birbirinde görülmesi, iki adı tek bir yol bütünlüğü içinde birleştirir. Tek elma imgesi bu birliği bölünmeyen, aynı özden gelen somut bir meyve olarak anlatır.
- 3
Ali Muhammed’dir Muhammed Ali
Anlar kurdu doğru yolu
1Ali Muhammed'dir, Muhammed Ali'dir.
2Doğru yol düzenini onlar kurdu.
Birlik hükmü bu kez soyut benzerlikte kalmaz; doğru erkânı kuranların Muhammed ile Ali olduğu söylenir. Manevi yolun davranış düzeni, iki ismin ortak otoritesine bağlanır.
- 4
ilimdir ma’rifet gülü
Erdim hakikate
1Tarikat bilgidir, manevi bilgi onun gülüdür.
2Hakikate eriştim; Tanrı'ya şükür.
Tarikatın ilim, marifetin gül sayılması, bilgi ile tecrübeyi aynı bitkinin gövdesi ve çiçeği gibi ilişkilendirir. Hakikate erişme sözü, bu aşamalı gelişimin şükürle karşılanan sonucudur.
- 5
Tarîkat de ma’rifete yâr oldu
Yedi kudret deryâsı da sır oldu
1Tarikat manevi bilgiye yoldaş oldu.
2Yedi kudret denizi de sır oldu.
Tarikatın marifete yâr olması, yol düzeniyle iç bilginin birbirini desteklediğini gösterir. Yedi kudret denizinin sır hâline gelmesi, erişilen bilginin yine bütünüyle tüketilemediğini belirtir.
- 6
Cebrâil rehberdi Ali pir oldu
Erdim o dîdâra
1Cebrail rehber, Ali mürşit oldu.
2O sevgilinin yüzüne eriştim; Tanrı'ya şükür.
Cebrail rehber, Ali pir olarak iki farklı yol gösterme işlevi üstlenir. Didara erişme, bu rehberlik silsilesinin sonunda sevgilinin yüzünü görmeyle tamamlanır ve şükür doğurur.
- 7
Şerîati dahi yeni yaptılar
Yetmiş iki millet ana taptılar
1Şeriat yolunu da yeniden kurdular.
2Yetmiş iki topluluk ona yöneldi.
Şeriatın yeniden kurulması, kaybolmuş düzenin tazelenmesi anlamında kullanılır. Yetmiş iki milletin yönelmesi, bu düzenin dar bir gruba değil insan çeşitliliğinin tamamına seslendiği iddiasını taşır.
- 8
Bir kale var yetmiş üçe yaptılar
Kerpiçi nurdandır
1Yetmiş üç topluluk için bir kale yaptılar.
2Kalenin kerpici nurdandır; Tanrı'ya şükür.
Yetmiş üç topluluk için yapılan kale, farklılıkları koruyan ortak sığınak imgesidir. Kerpicin nurdan olması, savunma yapısının maddi sertlikten değil manevi aydınlıktan kurulduğunu anlatır.
- 9
Ol kaleye giremedi lâdenler
İmamlar nesline buğuz edenler
1İnkârcılar o kaleye giremedi.
2İmamların soyuna kin besleyenler,
İnkârcıların kaleye girememesi, nurdan yapının ahlaki bir kabul sınırı bulunduğunu gösterir. İmam soyuna kin beslemek, kişiyi bu manevi güvenlik ve birlik alanının dışında bırakır.
- 10
Dünyâda eliyle ağu yudanlar
Anlar dîdar görmez vallah u billâh
1bu dünyada kendi eliyle zehir yutanlar
2sevgilinin yüzünü göremez; vallahi billahi.
Kendi eliyle zehir içmek, düşmanlığın sonucunu kişinin yine kendisine yöneltir. Didarı görememe hükmü, Ehl-i beyt'e kinin sevgilinin yüzünden mahrum kalmaya yol açtığını söyler.
- 11
Arşullahda yedi kapu açıldı
Hak’kın rahmeti kullara saçıldı
1Tanrı'nın katında yedi kapı açıldı.
2Hakk'ın rahmeti kullara saçıldı.
Arşta açılan yedi kapı, ilahi huzura erişim yollarının çoğaldığını anlatır. Rahmetin kullara saçılması, bu kapıları seçkinlere ayrılmış dar geçitler değil yaygın merhametin yolları yapar.
- 12
Mü’minlere donu biçildi
Geydim libâsından .
1Müminlere cennet giysisi biçildi.
2O giysiyi giydim; Tanrı'ya şükür.
Müminlere biçilen hülle, cennet ödülünü kişiye özel hazırlanmış giysi şeklinde somutlaştırır. Şair bu elbiseyi giydiğini söyleyerek önceki kapı ve rahmet imgelerini kişisel şükürle tamamlar.
- 13
Fakir Ednâ’m bu mâ’nâyı seçmeli
Üstâdım Hatâyî konub göçmeli
1Fakir Ednâ bu anlamı seçip kavramalı.
2Üstadım Hatâyî gibi konup göçmeli.
Fakir Ednâ kendisine anlamı seçip kavrama görevi verir; öğretiyi yalnız tekrarlamak yeterli değildir. Hatâyî gibi konup göçmek, bilgiyi hareketli bir yol ve geçicilik bilinci içinde yaşamayı önerir.
- 14
Âşık olan bu doludan içmeli
Kandım cür’asından
1Âşık olan bu kadehten içmeli.
2Son damlasıyla kandım; Tanrı'ya şükür.
Âşığın doludan içmesi, manevi kadehe katılmayı aşkın şartı yapar. Son damlayla kanmak, az miktarın bile gerçek talibe yettiğini ve şiirin şükrünü tamamladığını gösterir.
Metnin kaynağı
fakir-edna bağı kaynak bölüm adı, şiir başlığı veya görünür mahlasla sınırlı olasılıklı atıftır; biyografik kesinlik iddia edilmez.
Atıf kanıtını aç ↗Sadettin Nüzhet Ergun'un 1955 Bektaşi Şairleri ve Nefesleri Cilt 1-2 baskısındaki Muradlar verici ol Gani Settar kaydıdır. 28 özgün dize ve 14 iki dizelik birim basılı sırayla harfi harfine korunmuştur; basılı boşluk ve nokta dizileri tahmin edilmemiştir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sabah erden vardım Seyyid Baba’yaFakir Ednâ · Nefes / halk şiiri (kaynak birim düzeni korunmuştur)→
Gani ve Settar adları Tanrı'nın hem sınırsız lütfunu hem kusurları örtmesini çağırır. Şair dileğinin gerçekleşmesini kendi başarısı saymaz; elhamdülillah sözüyle sonucu doğrudan şükre bağlar.