Ne bilsün hikmetin erbâb-ı akıl
Aklın kavrayamadığı yaratılış sırları karşısında “Sübhanım Allah” zikri. Aklın ve dilin aczi, bütün varlığın aynı tesbihi söylemesiyle aşılır; Ebkem’in mahlası dilsizken konuşma paradoksunu güçlendirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ne bilsün hikmetin
Nasıl fehm eylesün idrâk ne kabil
Bütün yalan dedi
Her anda virdimdir
Arız amîk tefekküre daldılar
Evsâf u şânında âciz kaldılar
Genc-i esrârından haber aldılar
Cemî' eşya söyler
Add idilmez füyûzâtın İlâhî
hükm-i sünûâtın İlâhî
Tâ be-mahşer sunûâtın İlâhî
Ebkem iken derim
1Akıl sahipleri onun hikmetini nereden bilsin?
2Onu kavramak nasıl mümkün olsun?
3Nakilci sofu bütün bunlara yalan dedi.
4Her anda dilimdeki zikirdir Sübhânım Allah
5Derin düşünceye daldılar.
6Sıfatlarını ve şanını anlatmada aciz kaldılar.
7Sırlar hazinesinden haber aldılar.
8Bütün varlıklar “Allah her eksiklikten uzaktır” der.
9Ey Tanrım, feyizlerin sayıya gelmez.
10Ey Tanrım, yaratış hükümlerinin sınırı yoktur.
11Ey Tanrım, yaratışların mahşere dek sürer.
12Dilsizken bile “Allah her eksiklikten uzaktır” derim.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Ebkem adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlahi, aklın ve nakle dayalı sözün yaratılış hikmetini kuşatamayacağını söyler. Derin düşünceye dalanlar Tanrı’nın sıfatları karşısında aciz kalır; buna karşı bütün varlık aynı zikri tekrarlar. Ebkem mahlası, konuşamasa bile zikreden öznenin anlamlı paradoksunu kurar.