DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Celâleddîn Argun (Ergun) Çelebi/Nedir ol genc-i pinhân kim hemîşe kubbesi devvâr
gencname · 14. yüzyıl

Nedir ol genc-i pinhân kim hemîşe kubbesi devvâr

Gencnâme, insanın kendi içinde saklı ilahî hazineyi dışarıda aramasını eleştirir. Beden, nefis, riyazet, “Hû” zikri ve Mevlânâ aşkı üzerinden gerçek açılışın olgun insan ve içsel dönüşümle mümkün olduğunu anlatır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Nedir ol kim hemîşe kubbesi devvâr

    Zemînin eylemiş yek nokta üzre dest-i kudretkâr

    Hisârı bârû-yı meydân-ı tılsımâtı

    Kavâlib cünbiş ü ârâm ile rûşen emârâtı

    İşârât-ı hurûfu turfa şekl ü nâmesi gûyâ

    Rümûz-ı pür künûz-ı ibret-i dünyâ vü mâfîhâ

    Harâb âbâd iden dehri anın sevdâ-yı sûdûdır

    Viren hayret ukûl-i âleme bûd ü nebûdıdır

    Anın ebhâs-ı fethidir bu bezmin mâcerâsı hep

    Ki zikr-i ayş olur ümmîd vâre nîme-i matlab

    Der ü dîvârı ma'cûn-ı mevâlîd ü anâsırdır

    O zîbâ san'atı tavsîfde ta'bîr kâsırdır

    Eğerçi rehn-i zîr-i hâne-i herkesdir ol maksad

    Reh-i neylîne lâkin seng-i mâ vü mendir ancak sed

    Derûnı ü bîrûnı ol şebistânın

    Görünmez çeşmine ammâ acebdir gâfil insânın

    Esîr-i ser seri seyr-i sürâğ-ı derbeder eyler

    Anı kim cüst ü cûda kâm-ı evvelden güzâr eyler

    İdüb sergeştelik hursend-i da'vî kendüyi âhir

    Olur efsâne vü efsûn hâl-i gâib ü hâzır

    Yoğ iken iltifât-ı gayrdan gayrı ana hüsrân

    İder bilmezliğile dîv-i nefse bî sebeb bühtân

    Füsûn-ı cümle esbâb-ı küşâdı zîr-i destinde

    Velî cûyendesi bîhûdekerd eknâf ü pestinde

    ki şakkul'arz-ı cisme olmaya mâlik

    Mukarrerdir k'ider ümmîd-i huşki âkıbet hâlik

    Buhûrı anber-i sârâ-yı deryâ-yı süveydâdır

    Fidâsı kebş-i tenle gâv-ı nefse ayş fermâdır

    Değildir kâr-ı teshîri müyesser merd-i hodbîne

    Virilmez devlet-i bîdâr ehl-i gaflet ü kîne

    Gerekse kenz-i lâyefnâya tâlib destres bulmak

    Gerekse kenz-i lâyetenâya tâlib destres bulmak

    Olunca sîne-i ehl-i fenâdan serzede şûrî

    İder yekreng ü hembû hâr-ı mâtemle gül-i sûrî

    Fakîri kâmrân-ı haşmet-i câvîd iderdi ol

    Bulunsa hâtır-ı vîrân-ı pîr-i meyfürûşa yol

    Azîmet da'vet-i pâbendesine hoş icâbetdir

    Reh-i fethinde hidmet sa'y-i meşkûr-i isâbetdir

    O kâm-ı hasret-ül-uşşâka nâkâmî gerek evvel

    Ki âhir renc-i sûrî genc-i ma'nâya ola mübdel

    Müsemmâ-yı Hakîm itmiş tılsımın muhkem-i esmâ

    Yine miftâhı ism-i a'zam-ı Fettâhdır yârâ

    Nola hâne harâb-ı derd-i hecri olsa Bû Derdâ

    Olur elbette sâhib beyt âkıl cümleden edrâ

    Meğer insân-ı kâmildir anın var ise gencdiri

    Bulunmaz binde bir yoksa bu kesret içre meşrûri

    Cihânı kû be kû kû kû niçe tutmuş ise peydâ

    Nihânı sû be sû hû hû pür itmişdir anı cânâ

    Sezâdır mevlevî veş raks iderse Fâizî her dem

    Ki sırr-ı ser be-mihr-i dehre olmuş hâmil ü mahrem

    Melâmet mihribânına kıbâb-ı pîr selâmetdir

    Şemâtet meşreb-i şükrânına şîrîn hikâyetdir

    Niçün olmaz o gencine metâ'ı hayl-i Kerrûbî

    Görünce kâmyâb anda hezâr Eyyûb ü Ya'kûbî

    Ne gam pür gerdi fakr u fâka gösterse bîrûnından

    Ne gam kim olmaya yekdem cüdâ bezm-i derûnından

    Gehî pîr ü gehî bernâ gehî ümmî gehî dânâ

    Olub ol gevhere meclâ görenler didi âmennâ

    Belî kûrâne rûpûş-ı edîm-i hâk olub hâil

    Göze göstermeyüb mânend-i İblîs oldılar bâtıl

    Ne bilsün neşve-i sahbâ-yı vaslı merdüm-i mehcur

    Nice âmişiz eyler serhoş-ı sıhhat ile rencûr

    O kim pîşîn ide nakd-ı revânın yok yire isrâf

    Ne kâbil devlet-i eşrâf ile ol müflisi işrâf

    Bihamdillâh harâb-ı aşk-ı Mevlânâ olub Ergun

    Küşâd-ı künc-i genc-i tenden oldı cânımız memnûn

    Serîr-i ahsen-üt-takvîmin olduk şâh-ı Cem câhı

    Aceb mi eylesek berbâd hâlet bâr u bengâhı

    Şikest-i çerh-i tedbîrât ile dehlîz-i sûretde

    Olub âyînedâr-ı şems-i dîn eflâk-i sîretde

    Hilâl-i sîneçâkın itdi ya'nî feyz-i nâgâhî

    Hilâfet bezmine şem'-i saâdet evcinin mâhı

    Budur encâm-ı kâr u hâsıl-ı bâzâr-ı vîrânî

    Ki sûdı bî ziyân u sermedîdir ayş ü umrânî

    Dirîgâ meyl-i mâl iden niçün fikr-i meâl itmez

    Kimin mağz-ı serin âhir o câdû pâyimâl itmez

    Ne lâzım feth-i genc-i yetmez mi

    Meğer her iş anın yek-yemme-i fazlıyla bitmez mi

    İlâhî ehl-i fakrı mû'in-i kenz-i hafîn eyle

    Kudret-i bekâyâdan safî ibn-is-safîn eyle

    1O gizli hazine nedir ki kubbesi durmadan dönüp durur?

    2Kudretli el, yeryüzünü onun üzerinde tek bir noktaya oturtmuştur.

    3Hisarı altı yöndür; burçları, tılsımlar meydanını çevirir.

    4Kalıplarının hareket ve duruşları, onun açık işaretleridir.

    5Harflerinin işaretleri, sanki şaşırtıcı biçimler taşıyan bir mektuptur.

    6Bu işaretler, dünya ve içindekiler üzerine ibret hazineleriyle doludur.

    7Dünyayı yıkıp yeniden kuran, o hazinenin kazanç sevdasıdır.

    8Varlığı ile yokluğu, bütün akılları hayrete düşürür.

    9Bu meclisin bütün hikâyesi, o hazineyi açma tartışmasından ibarettir.

    10Öyle ki zevkten söz etmek, umut sahibine amacın ancak yarısını verir.

    11Kapısı ve duvarı, doğan şeylerle temel unsurların karışımından yapılmıştır.

    12O güzel sanatı anlatmaya sözlerin gücü yetmez.

    13Gerçi aranan şey herkesin evinin altında rehin durur;

    14fakat ona ulaşma yolunu kendi benliğimizin taşı kapatır.

    15O odanın içi insanın iç dünyası, dışı ise ufuklardır.

    16Ne tuhaftır ki gafil insan bunu gözüyle göremez.

    17Başıboş aklın tutsağı, onu aramak için avare avare dolaşır.

    18Bu arayış, insanı ilk amacına ulaşmaktan uzaklaştırır.

    19Sonunda başı dönmüş hâlde kendi iddiasıyla yetinir;

    20görünen ve görünmeyen hâli bir masala, bir büyüye dönüşür.

    21Başkalarına yönelmekten ona kalan tek şey kayıptır.

    22Bilmezliği yüzünden, hiçbir sebep yokken nefis şeytanını suçlar.

    23Oysa açılmayı sağlayan bütün sebeplerin sırrı kendi elinin altındadır.

    24Arayan kişi yine de çevrede ve aşağı yerlerde boşuna oyalanır.

    25Riyazetle bedeni aşma gücüne erişmeyen kişi,

    26sonunda kuru bir umudun kendisini yok edeceğini bilmelidir.

    27Onun buhuru, gönlün kara noktasındaki denizin saf amberidir.

    28Beden koçu ile nefis öküzü ona kurbandır; yaşayış buyruğu da bunun üzerinedir.

    29Bu tılsımı çözmek, kendini beğenen kişiye nasip olmaz.

    30Uyanıklık devleti gaflet ve kin sahiplerine verilmez.

    31İster tükenmez hazineye ulaşmak isteyen eline imkân arasın,

    32ister sonsuz hazineyi isteyen kişi ona erişmek dilesin;

    33yokluk ehlinin göğsünden bir coşku yükselince,

    34yas dikeniyle kırmızı gülü aynı renge ve aynı kokuya büründürür.

    35O hazine, yoksulu kalıcı bir ihtişamın bahtiyarı kılardı,

    36yeter ki yaşlı mey satıcısının yıkık gönlüne giden yol bulunsun.

    37Onun bağlayıcı çağrısına yönelmek güzel bir kabulleniştir.

    38Açılma yolunda hizmet etmek, yerinde ve övülmüş bir çabadır.

    39Âşıkların özlediği murada varmadan önce başarısızlık gerekir;

    40böylece sonradan görünen sıkıntı, anlam hazinesine dönüşür.

    41Hakîm olan, tılsımı isimlerle sağlamlaştırmıştır.

    42Dostlar, onun anahtarı yine Fettâh olan Allah’ın en büyük ismidir.

    43Bû Derdâ’nın evi ayrılık derdiyle yıkılsa buna şaşılmaz;

    44çünkü akıllı ev sahibi, herkesten daha iyi kavrar.

    45Bu hazinenin haznedarı varsa o da ancak olgun insandır.

    46Yoksa bu kalabalık içinde böyle birini binde bir bulmak bile güçtür.

    47Açıkta olan, dünyayı sokak sokak “nerede?” sesleriyle doldurmuş;

    48gizli olan ise her yanı “Hû, Hû” zikriyle doldurmuştur, ey sevgili.

    49Fâizî’nin her an Mevlevî gibi dönmesi yerindedir;

    50çünkü mühürlü dünya sırrını taşıyan ve bilen kişi olmuştur.

    51Melâmet pirinin kubbesi ona esenlik verir;

    52başkalarının sevinci de onun şükür huyuna tatlı bir hikâye olur.

    53Kerûbî melekler topluluğu niçin o hazinenin malı olmasın?

    54Orada nice Eyyûb ve Ya‘kûb muradına ermiş görünür.

    55Dışarıdan fakirlik ve yoksulluk tozuyla kaplı görünse ne çıkar?

    56İçindeki meclisten bir an bile ayrı kalmaması ona yeter.

    57Bazen yaşlı, bazen genç; bazen bilgisiz, bazen bilge görünür.

    58Onu o cevhere ayna olmuş görenler “inandık” der.

    59Fakat körcesine toprağın derisi yüzüne perde olunca,

    60İblis gibi hakikati göremeyip boşa düşerler.

    61Kavuşma şarabının neşesini ayrılıkta kalan insan nereden bilsin?

    62Sağlık sarhoşu ile hasta kişiyi nasıl da birbirine karıştırır.

    63Ömrünün peşin sermayesini boş yere harcayan kişiyi,

    64şeref devletinin yoksulluktan kurtarıp yüceltmesi mümkün değildir.

    65Allah’a şükür, Ergun Mevlânâ aşkıyla yıkık bir hâle geldi;

    66beden hazinesinin köşesi açılınca canımız sevindi.

    67En güzel yaratılış tahtında Cem mertebeli bir hükümdar olduk.

    68Bu hâlin yükünü ve gösterişini savurmamız şaşılacak şey midir?

    69Göğün bütün tedbirlerini kırıp görünüş dehlizinde dururken,

    70iç dünyanın göklerinde din güneşine ayna tutar olduk.

    71Ansızın gelen feyiz, yarık göğsün hilalini ortaya çıkardı;

    72hilafet meclisinin mutluluk kandilini ve yücelik ayını doğurdu.

    73Yıkıntı pazarındaki işin sonu ve kazancı budur:

    74zararsız, sürekli bir kazanç; canlılık ve sonsuz bir yaşayış.

    75Yazık, mala yönelen kişi niçin sonunu düşünmez?

    76O büyücü sonunda kimin başını ezip geçmez?

    77Allah’tan başka her şeyin hazinesini açmak sana yetmez mi?

    78Her iş, onun lütfunun tek bir dalgasıyla tamamlanmaz mı?

    79Allah’ım, fakirlik yolunun insanlarını gizli hazinenin yardımcısı kıl.

    80Kalıcı kudretinle bu arınmış kişiyi arınmışların evladı eyle.

    Seksen dizelik şiir, “hazine evin altında” düşüncesini tasavvufî bir yol haritasına çevirir. Altı yönlü tılsım bedeni ve âlemi kuşatırken anahtar Fettâh ismidir; dışarıdaki arayış nefis taşına çarpar, içerideki zikir ise görünmeyen cevheri açar. Son bölümde Ergun, Mevlânâ aşkıyla beden hazinesinin çözülmesini kişisel tecrübeye bağlar.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Ergun (Celâleddin) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirOlmasaydı hûb u zişt ü bîş ü kemCelâleddîn Argun (Ergun) Çelebi · kita

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

genc-i pinhân

gizli hazine

şeş cihet

altı yön

enfüs

insanın iç dünyası

âfâk

dış dünya ve ufuklar

Riyâzatla

riyazet yoluyla; nefsi eğiten manevi disiplinle

Fettâh

açan; Allah’ın isimlerinden biri

insân-ı kâmil

manevî olgunluğa erişmiş insan

mâsivâllah

Allah’tan başka her şey