Ormanda Büyüyen Adam Azgını
Kazak Abdal, köyden kente gelen ve hiçbir şeyi beğenmeyen gösteriş düşkününü art arda somut ayrıntılarla taşlar. Dervişi, erkânı, fincanı ve kaftanı küçümseyen kişi; yoksul geçmişini saklayan, bilgisi ve emeği olmayan bir tip olarak sergilenir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ormanda büyüyen
Çarşıda pazarda insan beğenmez
1Ormanda büyümüş bu azgın adam,
2çarşıda pazarda karşılaştığı hiç kimseyi beğenmez.
- 2
Medrese kaçkını
Selâm vermeğe dervişan beğenmez
1Medreseden kaçmış, yoz bir softadır.
2Bir dervişe selam vermeyi bile kendine yakıştırmaz.
Medreseden kaçmış ve softalığı bozulmuş kişi ne eğitimini tamamlamış ne manevi incelik kazanmıştır. Dervişe selam vermemesi, bilgisizliğinin yanında temel nezaket ve yol ehline saygıdan da yoksun olduğunu gösterir.
- 3
Âlemi yanına varsan
Seni yanıltır bir mes’ele sorsan
1Yanına gitsen bütün dünyayı ayıplar.
2Ona bir mesele sorsan seni yanlış yola sürükler.
Yanına yaklaşana bütün dünyayı kötüleyen tip, kendisine soru sorulduğunda doğru cevap veremez. Eleştiri gücü bilgiye dayanmaz; bir meseleyi açıklamak yerine karşısındakini yanıltması, boş iddiasını açığa çıkarır.
- 4
Bir cim çıkmaz eğer karnını yarsan
Camiye gelir de erkân beğenmez
1Karnını yarsan içinden ‘cim’ harfi kadar bilgi çıkmaz.
2Yine de camiye gelir, oradaki erkânı beğenmez.
‘Cim’ harfi kadar bilginin çıkmaması, adamın içinin bütünüyle boş olduğunu nükteli biçimde anlatır. Buna rağmen camideki erkânı beğenmemesi, bilmediği kurallara yukarıdan bakan ikiyüzlü dindarlığını hedef alır.
- 5
Bir çubuğu vardır gayet küçücek
keyf götürecek
1Elinde küçücük bir tütün çubuğu vardır.
2Bozuk kuruntusuna göre bununla keyif sürecektir.
Küçücük tütün çubuğu adamın gösteriş için sahip olduğu tek keyif aracıdır. Bozuk zannıyla büyük bir haz süreceğini düşünmesi, yoksul gerçeğiyle kendisine biçtiği seçkin hayat arasındaki gülünç uçurumu büyütür.
- 6
Kırık çanağı yok ayran içecek
Kahveye gelir de fincan beğenmez
1Ayran içecek sağlam bir çanağı bile yoktur.
2Ama kahveye gelince sunulan fincanı beğenmez.
Ayran içmek için kırık da olsa bir çanağı bulunmayan kişinin kahve fincanı seçmesi ağır bir görgüsüzlük örneğidir. Sahip olmadığı zenginliğin ölçülerini başkalarının eşyasına uygulayarak yoksulluğunu kibirle gizler.
- 7
Yaz olunca yayla yayla göçenler
Topuz korkusundan şardan kaçanlar
1Yaz gelince yayladan yaylaya göçenler,
2topuz korkusuyla şehirden kaçanlardır.
Yayla göçü ilk bakışta geleneksel hayatın doğal hareketidir; fakat şehirden topuz korkusuyla kaçıldığı söylenince cesaretsizlik açığa çıkar. Kendisini üstün gösteren tiplerin geçmişinde korku ve kaçış bulunduğu hatırlatılır.
- 8
Meşe yaprağını kıyıp içenler
Rumeli yenicesi beğenmez
1Meşe yaprağını kıyıp tütün diye içenler,
2şimdi Rumeli Yenicesi tütününü beğenmez.
Meşe yaprağını tütün yerine içmiş kişiler sonradan kaliteli Yenice tütününü beğenmez olur. Geçmiş yoksullukla bugünkü seçicilik arasındaki çelişki, sonradan görme zevkin ne kadar yapay olduğunu gösterir.
- 9
Aslında neslinde giymemiş hare
İş gelmez elinden gitmez bir kâre
1Soyunda değerli kumaş giymiş kimse yoktur.
2Elinden iş gelmez, hiçbir işe de yanaşmaz.
Ailesinde değerli kumaş görülmemiş adamın kendisi de üretken değildir; elinden iş gelmez ve işe gitmez. Hem miras hem emek bakımından dayanağı bulunmadığı hâlde soyluluk ve incelik taslaması taşlamanın hedefidir.
- 10
Sandığı gömleksiz duran
Bedestana gelir kaftan beğenmez
1Sandığı boş, gömleği bile olmayan bu hilekâr,
2bedestana geldiğinde kaftanları beğenmez.
Sandığında gömlek bulunmayan hilekârın bedestanda kaftan seçmesi, yoksulluğu en pahalı giysi üzerinden gizleme çabasıdır. Çarşı mekânı onun gerçek ihtiyacıyla gösteriş arzusunun yan yana göründüğü sahneye dönüşür.
- 11
KAZAK ABDAL söyler bu türlü sözü
Yoğurt ayran ile hallolmuş özü
1Kazak Abdal bu çeşit sözlerle taşlar.
2Bu kişinin mayası yalnız yoğurtla ayrandan oluşmuştur.
Kazak Abdal mahlasıyla sözü sahiplenir ve taşlanan kişinin özünü yoğurtla ayrana indirger. Bu yiyecekler küçümsendiği için değil, kaftan ve seçkinlik iddiasının ardındaki sade köylü geçmişi saklandığı için kullanılır.
- 12
Köyden şehre gelse bir türk ün kızı
İnci yakut ister mercan beğenmez
1Köyden şehre gelen bir Türk kızı bile
2inciyle yakut ister, mercanı yeterli bulmaz.
Son kıta aynı gösteriş hastalığını köyden şehre gelen genç kıza taşır. Mercanı beğenmeyip inci ve yakut istemesi, toplumsal yükselme arzusunun yalnız erkek tipte kalmadığını ve kentte taklit yoluyla yayıldığını söyler.
Metnin kaynağı
Kazak Abdal (Ahmed) isnadı kaynak bölümü, görünür mahlas ve kamuya açık kimlik/çalışma kanıtıyla bağlandı. Eş adlar: Kazak Abdal, Ahmed. ‘Ormanda büyüyen’ metni Muhyiddin Abdal adına da dolaşır; bu sabit 1938 tanığı kimlikleri birleştirmez.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun, Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; Kazak Abdal (Ahmed), basılı No. 1, PDF 286–287; 12 birim/24 dize. Sabit sürüm Ergun-1938-KAZAK-ABDAL-1. Yerel görsel yollar yalnız iç kanıt zincirindedir; okur bağlantısı kamuya açık HTTPS taramasına gider.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Benim pirim Hacı Bektaş VelidirKazak Abdal · Nefes/ilahi→
Ormanda büyümek görgü ve toplumsal eğitimden uzak kalmanın sert bir benzetmesidir. Bu kişi kente gelince kendi eksikliğini görmez; tersine çarşı ve pazardaki herkesi küçümseyerek kibirli bir seçicilik gösterir.