Sâkî, Meyinde Ne Sır Var?
Sâkînin bir damla şarabıyla kendinden geçen anlatıcı, sevgilinin dudağını ve aydınlık yüzünü hem meyhane hem hakikat diliyle över. Âşığın belâya dayanması gerektiğini söyler; kapanışta toplumun kendisini Leylâ saçlı bir güzele vurulmuş divane diye kaydetmesini kabullenir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
meyinde nedir bu esrar
Kıldı bir katresi mestane beni
1Ey sâkî, şarabında nasıl bir sır var?
2Bir damlası bile beni kendimden geçirdi.
- 2
Şarabı ne keyfiyet var
Söyletir efsane efsane beni
1Yakut renkli dudağının şarabında nasıl bir hâl var?
2Bana durmadan türlü hikâyeler söyletiyor.
Sevgilinin yakut dudağındaki şarabın niteliği yeniden sorulur; bu tat anlatıcıya durmadan hikâyeler söyletir. İçme eylemi şiir söylemenin ve coşkun dilin kaynağına dönüşür.
- 3
Ref’et nikabını ey
Zulmette gönlümüz olsun münevver
1Ey aydınlık yüzlü, örtünü kaldır.
2Karanlık içindeki gönlümüz aydınlansın.
Aydınlık yüzlü sevgiliden örtüsünü kaldırması istenir; amaç karanlıktaki gönlün ışık bulmasıdır. Yüz ile gönül arasındaki ışık aktarımı, bedensel güzelliği manevî aydınlanmaya bağlar.
- 4
Şarabı lâ’linin lezzeti dilber
Gezdirir meyhane meyhane beni
1Ey güzel, yakut dudağının şarabındaki tat,
2beni meyhaneden meyhaneye dolaştırıyor.
Yakut dudağın şarabındaki tat anlatıcıyı meyhaneden meyhaneye dolaştırır. Tek bir sevgiliye bağlılık, dışarıdan başıboş görünen arayışı üretir; dolaşmanın yönünü aslında aynı lezzet belirler.
- 5
Âşıkın çok belâ gelir başına
Tahammül gerektir taşına
1Âşığın başına birçok belâ gelir.
2Düşmanın attığı taşa dayanmak gerekir.
Âşığın başına çok belâ geleceği kabul edilir ve düşmanın taşına dayanması gerektiği söylenir. Aşk yalnız haz değil, rakip ve toplum baskısına karşı sabır isteyen bir bağlılıktır.
- 6
aşk ateşine
Yanmakta seyretsin pervane beni
1Yanağının mumunda, aşk ateşinde,
2pervane gibi yanışımı seyretsinler.
Yanağın mumu ile aşk ateşi birleşir; anlatıcı kendisini bu ışığın çevresinde yanan pervane olarak seyrettirmek ister. Yanış, gizlenecek acı değil aşkın doğruluğunu kanıtlayan gösteridir.
- 7
Bakmazlar DERTLÎ’ye algındır deye
Hakikat bahrine dalgındır deye
1Dertli'ye ‘aklı dağılmış’ diyerek yüz vermiyorlar.
2Onun hakikat denizine daldığını söylüyorlar.
İnsanlar Dertli’ye aklı dağılmış diye yüz vermez; oysa şiir bunun hakikat denizine dalmaktan kaynaklandığını söyler. Toplumsal delilik hükmü, içeriden manevî yoğunluk olarak yeniden yorumlanır.
- 8
Bir saçı Leylâya vurgundur deye
Yazmışlar beni
1Leylâ saçlı bir güzele tutulduğunu söylüyorlar.
2Beni deliler defterine yazmışlar.
Leylâ saçlı bir güzele vurulduğu söylenen Dertli deliler defterine yazılır. Şiir, şarapla başlayan kendinden geçişi toplumun verdiği ‘divane’ kimliğiyle tamamlar ve bu adı sahiplenir.
Metnin kaynağı
Dertli isnadı 1938 baskısındaki bölüm, gövdedeki görünür mahlas ve kamuya açık kimlik otoritesiyle bağlandı. Kimlik eş adları: Dertli İbrahim, Lütfî.
Atıf kanıtını aç ↗Halk Edebiyatı Antolojisi, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1938; Dertli, basılı No. 4, PDF 114–115; 8 birim/16 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; okura açık atıf kamuya açık taramaya gider.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sâkînin şarabındaki sır sorulur; tek damlanın bile anlatıcıyı kendinden geçirmesi bu merakın nedenidir. Şarap hem aşk sarhoşluğu hem hakikate açılan güçlü bir iç deneyim olarak belirir.