Sarayburnu'nun Ufak Tefek Taşları (İstanbul)
Sarayburnu’nun taşları ve martı sesleri İstanbul kıyısını kurarken sevgilinin kaşları kaleme benzetilir. Lira ve mecidiye paralarını beyaz gerdana dizme isteği, deniz manzarasını gösterişli bir takı ve kur yapma sahnesine çevirir. Yelkenlerin sırmalı burmalı açıldığı ikinci bölümde sevgilinin doldurduğu içki, şişeleri ve kızları meydana çağırır. Sazların divana yerleşmesiyle kıyı görüntüsü eğlence meclisine dönüşür; “doldur içelim” emri bu toplu neşeyi tamamlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sarayburnu'nun ufak tefek taşları
Vak vak ötüyor da martı kuşları
Kalem olmuş bir tanem o yarimin kaşları
liralar paralar
O beyaz gerdana taksak olmaz mı
A canım dizsek olmaz mı
1Sarayburnu'nun ufak tefek taşları
2Martı kuşları vak vak ötüyor
3Bir tanem, yarimin kaşları kalem olmuş
4Çil çil liralar, mecidiye paralar
5O beyaz gerdana taksak olmaz mı?
6Ah canım, dizsek olmaz mı?
- 2
Sarayburnu'ndan o gelip geçerken
yelken açarken
O yar doldurup civanım ben içerken
Şişeler bir yana kızlar meydana
Sazlar divana doldur içelim bir tanem
Doldur içelim
1Sarayburnu'ndan o gelip geçerken
2Sırmalı, burmalı yelken açarken
3O yar doldurup, civanım, ben içerken
4Şişeler bir yana, kızlar meydana
5Sazlar divana; doldur içelim bir tanem
6Doldur içelim
Sırmalı burmalı yelkenler açılırken sevgilinin doldurduğu içki kıyı görüntüsünü eğlence meclisine çevirir. Kaynak şişeleri bir yana koyar, kızları meydana çıkarır; sazların divana yerleşmesi ve “doldur içelim” çağrısı bu mekânsal karşıtlığı toplu neşeyle tamamlar.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Anonim Halk Şiiri adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 153008 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
(ah)Anonim Halk Şiiri · turku→
Sarayburnu’nun taşları ve martı sesleri İstanbul kıyısını kurarken sevgilinin kaşları kaleme benzetilir. Lira ve mecidiye paralarını beyaz gerdana dizme isteği, deniz manzarasını gösterişli bir takı ve kur yapma sahnesine çevirir.