Seherde Âh İder Efgân Göñül İçre Yanan Bülbül
Seherde gönül içinde yanan bülbülü gül bahçesi, hakikat Kâbe'si ve gizli hazineyle anlatan gazel, ikilikten geçip mekânsızlığa yönelir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Seherde âh ider göñül içre yanan bülbül
Bilüp ‘âşıklarınıñ kadrin gülistânda nihân bülbül
1Seherde gönül içinde yanan bülbül ah edip feryat eder;
2âşıklarının değerini bilerek gül bahçesinde gizlenir.
- 2
Varup gülzâra bâğına tûtîsin söyler
Açılmış gonca güllerden diren dirdi cinân bülbül
1Gül bahçesine varıp yalnız papağanını konuşturur;
2açılmış gonca güllerden cennet derleyip götürür bülbül.
Beyitte iki kuş yan yana gelir: inleyen bülbül ile konuşturulan tûtî. Tûtî öğretilen sözü tekrarlayan kuştur; ‘mücerred’ olarak söyletilmesi, sesin sahibinden ayrılabildiğini sezdirir. Toplanan güllerin cennete dönüşmesi ise bahçeyi bir derleme ve biriktirme işine bağlar.
- 3
Gülüñ tomurcağın dirme karışsun birbirin dallar
Sarılsın kırmızı ak gülleriñ hayli zamân bülbül
1Gülün tomurcuğunu derme; dallar birbirine karışsın.
2Kırmızı ve ak güllere uzun zaman sarılsın bülbül.
Önceki beyitte gül derleyen bülbüle burada tersi söylenir: tomurcuğu koparma. İstenen şey düzen değil karışıklıktır — dallar birbirine dolansın, sarılma uzun sürsün. Güzellik toplanarak değil el çekilerek korunur; bahçeyi kendi hâline bırakmak sevginin ölçüsü olur.
- 4
Hakîkat Ka‘besin dilden itdikse biñ cândan
Muhabbet kenz-i mahfîdir muhakkak mihribân bülbül
1Hakikat Kâbe'sini gönülden bin canla tavaf ettiysek,
2sevgi gizli hazinedir; bülbül gerçekten şefkatlidir.
Tavaf burada ayakla değil ‘dilden’, yani gönülden yapılır; kutsal yer bir yön olmaktan çıkıp iç merkeze taşınır. İkinci dize sevgiyi ‘kenz-i mahfî’ diye adlandırır: aranan şey uzakta değil örtülüdür. İki dize birlikte hac ile arayışı aynı dairesel harekete indirger.
- 5
Gel ey ‘âriflere sor kim nedir maksûdı ‘âlemde
Fenâ-yı şey’i Vâhiddür idi bülbül
1Gel, âriflere sor: âlemde amacı nedir?
2Şeylerin yok oluşu Bir'e varır; güven yurdu budur bülbül.
Beyit bir soru sorup cevabı ârife bırakır, sonra cevabı yine kendisi verir: şeylerin yok oluşu Bir'e varır. ‘Dâru’l-emân’, yani güven yurdu, bu yok oluşun içinde bulunur; korunma bir yere sığınmakla değil, sığınılacak ayrı bir şey kalmamasıyla sağlanır.
- 6
Hulûsî şeyh ikilikden geçen neyler bu eşyâyı
Olar sarf-ı nazar kıldı bu ilde bî-mekân bülbül
1Ey Hulûsî, ikilikten geçen şeyh bu eşyayı ne yapsın?
2Bakışını onlardan çevirdi; bu ülkede mekânsızdır bülbül.
Son beyit soruyu eşyaya yöneltir: ikilikten geçen kişi nesnelerle ne yapsın? Cevap bir reddediş değil bir bakış hareketidir — ‘sarf-ı nazar’, gözü çevirmek. Bülbül de şiirin başındaki gizlenmiş hâlinden çıkıp mekânsızlığa geçer; saklanan kuş artık yersizdir.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:pdf374-printed361-n298. 298 numaralı kayıt, sonraki numaradan önce biten tam 12 dizedir; gerçek PDF görüntüsü ve aynı sınırdaki basılı aruz satırı görsel doğrulandı. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde ayrıca gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Şerî‘at ‘ilmini ancak yüri ders-hâneden añlaÖmer Hulûsî · Gazel→
Bülbül iki yerde birden bulunur: gönlün içinde yanar, gül bahçesinde gizlenir. Ses dışarı çıkar ama kaynağı görünmez kalır. ‘Nihân’ sözcüğü feryadın sahibini saklarken, âşıkların kadrini bilme sebebini de aynı gizlilikle açıklar — değeri bilen kendini öne çıkarmaz.