Sevdigim Âşıkları Zikr İderler Işk İle
Aşk ile zikir redifi, el ele devran eden topluluğu dergâh, bülbül, papağan, Kur'an dili ve Hulûsî'nin mahlası çevresinde birleştirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sevdigim âşıkları iderler ‘ışk ile
Cem‘ olur sâdıkları iderler ‘ışk ile
1Sevdiğim âşıklar aşk ile zikreder;
2sadıklar toplanıp aşk ile zikreder.
- 2
El ele ider rehberi ider
Şeyhini sultân ider iderler ‘ışk ile
1El ele devran ederler; rehberleri erkânı yürütür;
2şeyhini sultan kılar, aşk ile zikrederler.
İkinci beyit halkanın mekaniğini gösterir: eller birleşir, rehber usulü yürütür, şeyh sultan sayılır. Üç kısa cümlenin arka arkaya dizilişi dönüşün hızını taklit eder; yetki sırası da bu dönüşün içinde kurulur.
- 3
Gün gibi âyîneler deyüpdür sîneler
döneler iderler ‘ışk ile
1Aynalar gün gibi parlar; sineler 'Hû' demiştir;
2Hakk'ın dergâhına döner, aşk ile zikrederler.
Üçüncü beyit sesi ve ışığı aynı bedende toplar: sineler Hû der, aynalar gün gibi parlar. Ayna burada süs değil yansıtma organıdır; göğüs aldığı nuru geri veren bir yüzeye dönüştüğünde dergâh çevresindeki dönüş anlam kazanır.
- 4
Dost yolınıñ illeri bâgceniñ hâs gülleri
Her seher bülbülleri iderler ‘ışk ile
1Dost yolunun illeri, bahçenin seçkin gülleridir;
2her seher bülbülleri aşk ile zikreder.
Dördüncü beyit sahneyi tekkeden bahçeye taşır ve zikre bir zaman verir: her seher. Bülbülün alışkanlık hâline gelmiş sabah ötüşü, insan topluluğunun ayinine doğadan bir karşılık gibi konur; tekrar burada takvime bağlanmış olur.
- 5
Tûtîler efgândadır andadır
Dilleri Kur’ândadır iderler ‘ışk ile
1Papağanlar feryattadır; şeker sütü oradadır;
2dilleri Kur'an'dadır, aşk ile zikrederler.
Beşinci beyit üç bulunma ekiyle üç yer bildirir: feryat, şeker sütü ve Kur'an. Tûtînin taklitle konuşması burada başıboş bir ses değildir; dilin nereye bağlı olduğu söylenerek coşkunun sınırı metnin kendisine çekilir.
- 6
‘Işk-ı ‘âlem perveri ey göñüller serveri
Şeyh Hulûsî enveri iderler ‘ışk ile
1Ey gönüllerin önderi, âlem aşkını besleyen;
2En parlak Şeyh Hulûsî'yi aşk ile zikrederler.
Makta üç seslenişi üst üste yığar: âlemi besleyen aşk, gönüllerin başı ve enver sıfatıyla anılan Şeyh Hulûsî. Zikredilen artık soyut bir ad değil şiirin kendi mahlasıdır; söyleyen böylece söylenenin içine girer.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:n510-pdf498-printed485. Baş neşrinde no. 510, basılı s. 485/PDF 498; 12 dize, basılı kalıp adı ve sonraki numaralı kayıtla tam sınır pinned görselde sabittir. Maktadaki Şeyh ana okuması korundu; H ve T tanıklarının Bu varyantı gövdeye taşınmadı. AVESIS profilindeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Söyle baña derdiñe dermân olayımÖmer Hulûsî · Gazel→
Matla, zikri tek başına yapılan bir anma değil topluca girişilen bir iş olarak kurar: önce sevilen âşıklar, sonra bir araya gelen sadıklar anılır. Redif daha ilk beyitte iki kez döner ve şiirin ritmini ayinin kendi tekrarına benzetir.