Vardım ki Yurdum Issız
Bayburtlu Zihnî, geri döndüğü yurdu sevgilinin, meclisin ve baharın terk ettiği bir harabe olarak görür. Kırık camlardan diken basmış çiçeklere, yılanların aldığı Süleyman tahtına kadar her görüntü eski neşenin gama dönüşünü gösterir; bağ, bahçıvan ve bülbül birlikte ağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Vardım ki yurdumdan ayak götürmüş
Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
1Vardım; herkes yurdumdan çekip gitmiş.
2Sevgili gitmiş, çadırı ıssız kalmış.
- 2
Camlar olmuş meyler dökülmüş
Sakiler meclisten çekmiş ayağı
1Camlar kırılmış, şaraplar dökülmüş.
2Sâkîler de artık meclise uğramaz olmuş.
Kırılmış camlar ve dökülmüş şaraplar eğlence meclisinin dağıldığını gösterir; sâkîlerin artık uğramaması bu yıkımı insan yokluğuyla tamamlar. Eski neşeden geriye yalnız maddî kalıntılar kalmıştır.
- 3
Kangı dağda bulsam ben o
Kangı yerde görsem
1O maral gibi sevgiliyi hangi dağda bulsam?
2O ceylan gözlüyü hangi yerde görsem?
Şair maral gibi sevgiliyi hangi dağda, ceylan gözlüyü hangi yerde bulacağını sorar. Arayışın iki soruya bölünmesi, sevgilinin hem güzelliğini hem ulaşılmazlığını tabiat içinde büyütür.
- 4
Avcılardan kaçmış ceylân misali
Geçmiş dağdan dağa yoktur durağı
1Avcılardan kaçan bir ceylan gibi,
2dağdan dağa geçmiş; durduğu bir yer yok.
Sevgili avcılardan kaçan ceylan gibi dağdan dağa geçmiş ve hiçbir yerde durmamıştır. Göç, keyfî bir terk ediş değil tehlikeden kaçış görüntüsü kazanır; anlatıcının onu bulamaması da açıklanır.
- 5
Lâleyi, sünbülü, gülü
Zevku şevk ehlini âhü zâr almış
1Laleyi, sümbülü ve gülü diken kaplamış.
2Neşe sahiplerinin yerini ah ve feryat almış.
Lale, sümbül ve gülü diken kaplarken neşe sahiplerinin yerini ah edenler almıştır. Bahçedeki bozulma ile topluluğun kederi paralel ilerler; yurt hem doğası hem insanlarıyla yas tutar.
- 6
Süleyman tahtını sanki mar almış
olmuş ülfetin çağı
1Sanki Süleyman’ın tahtını yılanlar ele geçirmiş.
2Dostluk zamanı kedere dönüşmüş.
Süleyman’ın tahtını yılanların ele geçirmesi düzenin bütünüyle tersine döndüğünü gösterir. Dostluk çağının kedere dönüşmesi de görkemli geçmiş ile şimdiki yıkım arasındaki farkı açıklar.
- 7
ZİHNÎ derd elinden her zaman ağlar
Sordum ki bağ ağlar ağlar
1Zihnî, derdin elinden durmadan ağlar.
2Sordum; bağ da ağlıyor, bahçıvan da.
Zihnî’nin sürekli ağlamasına bağ ile bahçıvan da katılır. Kişisel yas çevreye yayılır; yurdun kaybı yalnız şairin değil, toprağın ve onu işleyen insanın ortak acısı olur.
- 8
Sünbüller perişan güller kan ağlar
Şeyda bülbül terkedeli bu bağı
1Sümbüller perişan, güller kanlı gözyaşı döküyor.
2Çılgın bülbül bu bahçeyi terk ettiğinden beri böyledir.
Sümbüller perişan, güller kan ağlar; çünkü çılgın bülbül bahçeyi terk etmiştir. Şiir sevgilinin ve topluluğun yokluğunu gül-bülbül düzeninin bozulmasıyla özetleyerek kapanır.
Metnin kaynağı
Bayburtlu Zihnî isnadı 1938 baskısındaki bölüm, gövdedeki görünür mahlas ve kamuya açık kimlik otoritesiyle bağlandı. Kimlik eş adları: Mehmed Emin, Zihnî, ZİHMİYÂ.
Atıf kanıtını aç ↗Halk Edebiyatı Antolojisi, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1938; Bayburtlu Zihnî, basılı No. 1, PDF 121; 8 birim/16 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; okura açık atıf kamuya açık taramaya gider.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Yıkmış çadırların göçetmiş LeylâBayburtlu Zihnî · Leylâ ile Mecnun ağıdı→
Yurda dönüldüğünde herkesin çekip gittiği, sevgilinin otağının ıssız kaldığı görülür. Dönüş kavuşma getirmez; boş çadır yitirilen insan topluluğunun ve eski hayatın ilk kanıtıdır.