Varlıġıñ Mahv Eyleyüp Cândan Fedâ İtseñ Nola
Nola redifi, benliği yok etme, hakikat haccı, gönül evini kurma ve aşk pirine uyma eylemlerini çekinilecek değil denenebilecek adımlar sayar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Varlıġıñ eyleyüp cândan fedâ itseñ nola
Cân bu ilden göçmeden bir bir edâ itseñ nola
1Varlığını yok edip canından feda etsen ne olur?
2Can bu dünyadan göçmeden borçlarını bir bir ödesen ne olur?
- 2
Sevdigiñ içinde hüsnüni kılsıñ tavâf
Ol hakîkat haccını dilden kazâ itseñ nola
1Sevdiğin, iki âlem içinde güzelliği tavaf etsin;
2o hakikat haccını gönülden kaza etsen ne olur?
Tavaf ve hac sözcükleri yönü bir yapıdan güzelliğe çevirir; dönülen şey bir mekân değil, sevilenin görünüşüdür. “Kazâ” sözcüğü vaktinde yapılamamış bir ibadeti sonradan yerine getirmeyi ima ettiği için, geç kalmışlık baştan kabul edilmiş olur.
- 3
Bunca göñlüñ tahtına mihmân olur dilber seniñ
Kalb eviñ âbâd idüp muhkem binâ itseñ nola
1Senin sevgilin bunca gönül tahtına konuk olur;
2gönül evini bayındır edip sağlam bina etsen ne olur?
Gönül önce taht, hemen ardından ev olarak anılır; iki imge de konuğun ağırlanacağı bir yer gerektirir. “Muhkem binâ” isteği iç dünyayı duyguya değil sağlamlığa, yani bakımı yapılmış bir yapıya benzetir.
- 4
Seyr ider erler makâmın içre ol
Nûr-ı zâtıñla cihânı âşinâ itseñ nola
1Erler onun makamını lâhut meclisinde seyreder;
2zatının nuruyla dünyayı tanış kılarsan ne olur?
Erlerin makamı bir varış noktası olarak değil, seyredilen bir görüntü olarak sunulur. İkinci dize bu içe dönük sahneyi dışa açar: kazanılan nur saklanacak bir şey değil, dünyayı tanıdık kılmakta kullanılacak bir ışıktır.
- 5
Mürşid-i kâmil diler iseñ hakâyık
İbtidâdan pîr-i ‘ışka itseñ nola
1Hakikat yolunu gösteren kâmil mürşit istersen,
2başlangıçtan aşk pirine uyarsan ne olur?
Rehber arayışı burada bir kişi arayışına indirgenmez; istenen şey hakikatleri gösteren kılavuzdur. “İbtidâdan” kaydı ise uymanın yolun ortasında değil, daha ilk adımda başlaması gerektiğini söyler.
- 6
Şeyh Hulûsî söyle derdiñ merhemi olsun tabîb
‘Âşık-ı bî-çâresiñ derdiñ devâ itseñ nola
1Ey Şeyh Hulûsî, derdini söyle; tabip merhemin olsun;
2çaresiz âşıksın, derdini deva etsen ne olur?
Makta tek bir şart koyar: derdin söylenmesi. Söylemek burada şikâyet değil, tedavinin ilk işlemidir; çaresizlik gizlendiği sürece çaresizdir, dile geldiğinde ise merhemi olan bir derde dönüşür.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.6ecdcb51-eb8e-4906-9609-1ecdf1ed3d9a:pdf486-487-printed473-474-n493. Baş neşrinde no. 493, basılı s. 473–474/PDF 486–487; 12 dize, basılı ölçü adı ve sonraki numaralı kayıtla tam sınır pinned görselde sabittir. nola kelimesinin A tanığındaki lamelif yazımı ve şeyh/ey varyantı gövde dışı aparat olarak korunur. AVESIS profilindeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Varup dergâh işiğine yüzüñ sürmezseñ olmazsıñÖmer Hulûsî · Gazel→
Redif olan “itseñ nola”, buyruk yerine bir öneri kurar ve isteneni tehdit olmaktan çıkarır. İkinci dizedeki “bir bir edâ” ifadesi hesabı ölüme bırakmaz; borç toptan değil, kalem kalem ödenmesi gereken bir şey sayılır.