Vasiyyet
Cephede gece nöbeti sırasında konuşan asker, gördüğü düş ve evde bıraktığı kadına ilişkin sezgisiyle ölüm öncesi vasiyetini arkadaşına açar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Donukça bir fenerin nûr-ı sâye-dârında,
Çadırların arasında zaman-ı râhatte,
Nöbet değiştirilen bir ferahlı saatte,
Ağaçlı bir tepenin kuytu bir kenarında,
Buluştular, iki hem-şehri kahraman asker:
’le Ömer.
-Gel arkadaş, bakalım, gel şu mektubu anlat:
Babam nasıl?
:::::-İyidir.
::::::- Çok şükür... Nasıl Emine’m?
Yeminlidir, bana korkma yalan demez ki ninem,
Çarık takındığımız gün ağırca hasta idi;
Memiş, eğer ben ölürsem sakın acınma, dedi…
- Baban selam ediyor, selam ediyor;
Bekir selam ediyor, Pehlivan selam ediyor;
Ninen selam ediyor, emmi kızların ;
Çoban selam ediyor…
- Bak hele! Diyindi bana,
Bizim kadın nice olmuş… Bizim kadın Emine?
- Bekir nişanlanıvirmiş, Bey Irmağı daşmış;
Sular yeşil öyüğün üstünü basıp aşmış…
Yoğ’undu… emme su ha! Coşgun olmalı bu sene.
bu kader daşmadıydı… sen de hele
Şu mektubu bitir hele, bizim kadın nicedir?
- Memiş durundu…
- Bırak, ben temam sekiz gicedir
Düşümde görmedim artık…
- Bu yıl da sazlı ile
Çekirge çok düşüyormuş, öğen hele yoğumuş.
Ağılda üç koyun ölmüş, sıcak birez çoğumuş.
Senin buzağ büyümüş, kök ağaç çiçek açmış;
Zavallı Çöp Hasan’ın Kır Tay’ı dağa kaçmış.
İmam dua okumuş cenge… Ha, selam ediyor,
Çakır selam ediyor, Mustafa selam ediyor,
Ömergilin kızı doğmuş… Sadık selam ediyor…
Bırak bırak yetişir anladık…
- Selam ediyor!
Ne sanlıyon bana sen… Anlamam mı hâlinden?
Bizim kadın… Diyivir, di… düşümde gördüm ben!
1Gölgeli ışık saçan donuk bir fenerin altında,
2Çadırların arasında, dinlenme vaktinde,
3Nöbet değişiminin rahat bir saatinde,
4Ağaçlı bir tepenin kuytu köşesinde
5İki hemşehri kahraman asker buluştu:
6Çemişkezekli Memiş ile bölük emini Ömer.
7— Gel arkadaş, şu mektubu bana anlat:
8Babamın durumu nasıl?
9— İyi.
10— Çok şükür... Benim Emine’m nasıl?
11Ninem yeminlidir, korkma, bana yalan söylemez;
12Askere çıktığımız gün ağır hastaydı.
13“Memiş, ben ölürsem sakın üzülme,” demişti...
14— Baban selam söylüyor, Daltaban selam söylüyor;
15Bekir selam söylüyor, Pehlivan selam söylüyor;
16Ninen selam söylüyor, amca kızların da öyle;
17Çoban selam söylüyor...
18— Hele bak! Bana söyle,
19Bizim kadın ne olmuş? Bizim Emine nasıl?
20— Bekir nişanlanıvermiş, Bey Irmağı taşmış;
21Sular yeşil höyüğün üstünü basıp aşmış...
22Çok yoğundu... Ama bu su coşkun olmalı bu yıl.
23Kızılpınar hiç bu kadar taşmamıştı... Sen hele
24Şu mektubu bitir; bizim kadın nasıldır?
25— Memiş sustu...
26— Bırak bunları; tam sekiz gecedir
27Onu artık düşümde görmedim...
28— Bu yıl Sazlı’ya da
29Çok çekirge düşüyormuş; ekin neredeyse hiç yokmuş.
30Ağılda üç koyun ölmüş, sıcak biraz artmış.
31Senin buzağı büyümüş, kök ağaç çiçek açmış;
32Zavallı Çöp Hasan’ın kır renkli tayı dağa kaçmış.
33İmam savaş için dua okumuş... Ha, selam söylüyor;
34Çakır selam söylüyor, Mustafa selam söylüyor,
35Ömerlerin kızı olmuş... Sadık selam söylüyor...
36— Bırak, bırak, yeter; anladık...
37— Selam söylüyor!
38— Sen beni ne sanıyorsun; hâlinden anlamaz mıyım?
39Bizim kadın... Söyleyiver, söyle... Onu düşümde gördüm ben!
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Ali Ekrem Bolayır adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 165858 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
— Öpme yavrum, beni sen öpme kızım şimdi.Ali Ekrem Bolayır · manzum hikâye→
Cephede okunan mektupta köyün taşkını, hayvanları ve selamları art arda sıralanırken Emine’nin durumu sürekli ertelenir. Ömer bu kaçınmadan ölüm haberini sezer. Yerel söyleyiş ve kesintili konuşma, açıkça söylenemeyen kaybı gündelik haberlerden daha ağır kılar.