Sâfî kimdir?
Sâfî, adını tek bir şiire borçlu olan şairlerden biridir: İmam Hüseyin için yazdığı, her beyti “yâ Hüseyn” diye kapanan Kerbelâ mersiyesi. Sadettin Nüzhet Ergun onu on altıncı yüzyıl divan şairleri arasında sayar ve şöhretinin bu mersiyeden geldiğini söyler.
Kimliği ise açık değil. Bektaşî mecmualarında ve on dokuzuncu yüzyılda basılan Mir'âtü'l-makāsıd fî def'i'l-mefâsid'de şiir çoğunlukla “Sâfî Baba” adına kayıtlıdır; on altıncı yüzyılda yazılmış bazı mecmualarda ise yalnızca “Sâfî” denir. Ergun bu mahlası kullanan şairlerden hangisine ait olduğunun belli olmadığını yazar ve Edirneli Attarzâde Sâfî olma ihtimalini bir olasılık olarak kaydeder.
Hayatı ve yaşadığı çevre
Doğum ve ölüm yılı bilinmiyor, memleketi için de kesin bir kayıt yok. Elimizdeki tek dayanak, şiirin on altıncı yüzyıl mecmualarında görünmesidir; Ergun'un yüzyıl hükmü de buna dayanır. Edirneli Attarzâde Sâfî ile özdeşleştirme bir ihtimal olarak kalır, belgeye bağlanmış değildir.
Bektaşîliğe intisabının olup olmadığı da bilinmiyor; Ergun bunu açıkça belirtir. Mersiyenin onun derlemesine girmesinin sebebi şairin tarikat mensubiyeti değil, metnin Bektaşî çevrelerinde kazandığı yer. Nitekim Ergun mersiyenin yalnız Bektaşîler arasında değil, başka tarikat mensupları arasında da büyük bir şöhret kazandığını ve muharrem aylarında muayyen bir bestesiyle uzun süre okunduğunu kaydeder.
Adın yaygınlığı bir karışıklık kaynağıdır. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde “Sâfî” maddesi on sekizinci yüzyıl sonu ile on dokuzuncu yüzyıl başında yaşamış, divanı bulunan başka bir şairi anlatır; mersiyenin şairiyle ilgisi yoktur. Bu yüzden arşivdeki künye bağlantısı o maddeye değil, metnin geldiği derlemenin kişi kaydına veriliyor.
Şiir anlayışı ve dili
Mersiye yirmi dokuz beyittir ve baştan sona tek kafiye ile yürür; her beytin sonunda “yâ Hüseyn” redifi döner. Ölçü muzâridir: Mef'ûlü · Fâilâtü · Mefâîlü · Fâilün. Bu kalıbın kısa ve uzun hecelerinin dalgalı sıralanışı, nakarat gibi dönen redifle birleşince metni okunacak bir şiirden çok söylenecek bir metne yaklaştırır; bestelenip meclislerde okunmuş olması da bununla ilgilidir.
Kurgu dört bölüm hâlinde ilerler ve her bölüm bir öncekinin diliyle oynar. Önce övgü: taht, ışık, sure, cennetten üstün güzellik, soy zinciri. Sonra muharremin gelişiyle matem: gökler, bulutlar, güneş, ay, yıldızlar, denizler, taşlar ve bahçedeki çiçekler sırayla yas tutar — sümbül saç çözer, gonca yaka yırtar, süsen hançer tutar. Üçüncü bölüm katilleri anıp lanet eder ve sevmeyeni insan saymaz. Dördüncü bölümde ses birden alçalır: şair kendini derviş diye tanıtır, mahşerde eteğe yapışır, kevser ile hulle ister. Kerbelâ'nın iki eksiği olan su ve elbise, niyazın da iki konusudur; mersiye bu simetriyle kapanır.
Başlıca eserleri ve şiirleri
- Kerbelâ mersiyesi“Ey cân ü dil seririne sultân yâ Hüseyn” diye başlayan, yirmi dokuz beyitlik, “yâ Hüseyn” redifli mersiye. Bektaşî mecmualarında ve Mir'âtü'l-makāsıd'da çoğunlukla Sâfî Baba adına kayıtlıdır; muharrem meclislerinde kendi bestesiyle okunmuştur. Arşivdeki tek metin budur.Arşivdeki ilgili şiirleri gör →
- Bektaşî Şairleri ve NefesleriSadettin Nüzhet Ergun'un derlemesi. Mersiye buradan, Türkçe Vikikaynak'ın 144625 numaralı sürümünden aktarıldı; Ergun metni “meşhur mersiye” diye tanıtır ve şairin kimliğiyle tarikat bağı hakkındaki çekincelerini aynı paragrafta yazar.
Edebiyat tarihindeki yeri
Sâfî'nin adı bugün tek bir metinle ayakta duruyor ve o metnin ömrü şairinkinden uzun olmuştur: “yâ Hüseyn” redifli mersiye Bektaşî mecmualarına girmiş, on dokuzuncu yüzyılda basılan Mir'âtü'l-makāsıd gibi eserlere alınmış ve muharrem aylarında kendi bestesiyle okunarak tekke sınırlarını aşmıştır. Bir metnin bu kadar çok elden geçmesi aidiyetini de bulanıklaştırmış, aynı mahlası taşıyan başka şairlerle karıştırılması kolaylaşmıştır; kaynakların kimisi “Sâfî”, kimisi “Sâfî Baba” der ve Edirneli Attarzâde Sâfî ihtimali bugün de bir ihtimal olarak durur. Mersiyenin yapısı — övgüden mateme, matemden lanete, lanetten niyaza inen dört kademe — muharrem mersiyelerinin yerleşik kalıbını izlediği için metin, tek bir şairin sesi kadar bir törenin sesi olarak da okunabilir. Arşiv bu yüzden şiiri yayımlarken hangi derlemenin hangi sürümünden alındığını ve derleyicinin kimlik çekincesini birlikte gösteriyor.
Hayat bilgileri Vikikaynak kaydı temel alınarak özetlendi; kesin olmayan biyografik ayrıntılar kesin hüküm olarak sunulmadı.
Vikikaynak kaydını aç ↗