Zeyneb Hatun kimdir?
Zeyneb Hatun, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde divan edebiyatında adı ve şiirleri bilinen ilk kadın şair olarak tanıtılır; madde başlığı onu Zeyneb, Zeyneb Hatun ve Zeynünnisâ adlarıyla verir. TDV İslâm Ansiklopedisi de onu divan şiirinin ilk kadın şairlerinden biri sayar.
Külliyatı elde değildir: Fâtih Sultan Mehmed adına tertip ettiği divan günümüze ulaşmamış, TEİS'e göre tezkire ve mecmualarda yalnız üç şiiri görülmektedir. Bu yüzden hakkında bilinenlerin çoğu tezkire kayıtlarına dayanır ve o kayıtlar birbiriyle her noktada uyuşmaz.
Hayatı ve yaşadığı çevre
Memleketi kaynaklarda ayrışır: TEİS, Latîfî'ye göre Kastamonulu olduğunu, diğer kaynaklara göre ise Amasyalı sayıldığını yazar; TDV maddesi kaynakların çoğuna göre Amasyalı olduğunu belirtir.
Babası kadıdır. TEİS babanın adının kaynaklarda anılmadığını söyler; TDV maddesi ise babasını kadı Mehmed Çelebi olarak verir ve bazı kaynaklarda kadı Belâî Çelebi olarak anıldığını ekler. Eğitimi konusunda iki madde birleşir: TEİS'e göre babası onu Farsça divanlar ve Arapça kasideler okutarak yetiştirdi, TDV maddesi Arapça ve Farsça öğrendiğini, Farsçayı şiir yazacak derecede bildiğini kaydeder ve müzikle de ilgilenip şarkı ve beste yaptığını yazar.
TEİS, Amasya'da Şehzâde Bâyezîd'in (Sultan II. Bâyezîd) ve oğlu Şehzâde Ahmed'in hizmetinde ve meclislerinde bulunduğunu, çağdaşı Mihrî Hatun ile şehzadeye kasideler sunduğunu yazar. Aynı madde, Farsça ve Türkçe yazdığı şiirlerle Fâtih Sultan Mehmed namına bir divan tertip ettiğini, bu divanın günümüze ulaşmadığını belirtir; TDV maddesi de Fâtih'e takdim edilmiş bir divandan söz edildiğini ama yapılan araştırmalarda nüshasına rastlanmadığını söyler.
Evliliği konusundaki kayıtlar çelişir. TEİS, Kâdı İshâk Fehmî Çelebi ile evlendikten sonra şiirden ve sohbet meclislerinde bulunmaktan el çektiğini yazar. TDV maddesi ise kaynakların bu noktada ayrıştığını söyler: Âşık Çelebi evlendikten sonra meclislere katılmadığını belirtirken Latîfî hiç evlenmediğini bildirir, diğer kaynaklar kocasını İshak Fehmi Çelebi olarak verir.
Ölüm yılı 879/1474-75'tir. TEİS bu tarihte Amasya'da vefat ettiğini ve oraya defnedildiğini yazar; TDV maddesi ise kabrinin yerinin bilinmediğini söyler.
Şiir anlayışı ve dili
TEİS, şiirlerinin bir Kur'an ve tasavvuf kültürüyle, raks eder gibi musikili bir dille ve aruzla söylendiğini belirtir; aynı madde Beyânî'nin “Eş'ârı ârifânedir. Kız nakşı değildir merdânedir” hükmünü aktarır.
Elde kalan gazelin matla beyti TDV maddesinde de anılır: “Keşf et nikābını yeri göğü münevver et” mısraıyla açılan, “et” redifli gazel tezkirelerde yer alır.
Bu kataloğa alınan gazelin mahlas beyitlerinde muhatap sevgiliden şairin kendisine döner; “Zeyneb ko meyli zinet-i dunyaya zen gibi” mısraında kadınlığı ziynetle, erliği sadelikle eşleyen dönemsel bir karşıtlık kurulur. Beyit modern bir değer hükmü olarak onaylanmaz, kendi dönemi içinde okunur.
Başlıca eserleri ve şiirleri
- DîvânTEİS'e göre Farsça ve Türkçe şiirlerle Fâtih Sultan Mehmed namına tertip edildi; günümüze ulaşmadı ve TDV maddesine göre nüshasına rastlanmadı.
- Tezkire ve mecmualardaki şiirlerTEİS bunları üç şiir olarak sayar: 7 beyitlik bir gazel, bir kıta ve Farsça bir beyit.
Edebiyat tarihindeki yeri
TEİS, Zeyneb Hatun'u divan edebiyatında adı ve şiirleri bilinen ilk kadın şair olarak kaydeder ve çağdaşı Mihrî Hatun ile birlikte Amasya'daki şehzade çevresinde kaside sunduğunu yazar. Divanının kaybı ve tezkire kayıtlarının birbiriyle uyuşmaması yüzünden hayatının ayrıntıları tek bir anlatıya indirgenemiyor; adı, elde kalan üç şiirle taşınıyor.
Hayat bilgileri TEİS kaydı temel alınarak özetlendi; kesin olmayan biyografik ayrıntılar kesin hüküm olarak sunulmadı.
TEİS kaydını aç ↗