DDizegâhDijital şiir arşivi
Gazel · 14.–15. yüzyıl

Ağrımaz

Sekiz beyitlik, redifi “ağrımaz” olan bir gazel. Deri yüzülmesini bir imge olarak değil bir sahne olarak kurar; zâhidin fetvasıyla âşığın dayanıklılığını karşı karşıya koyar ve son beyitte cellâda doğrudan seslenir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Câne sen cândan ne kim, gelse, ciğerler ağrımaz,

    Hâk bilir, bir zerre neşterden damarlar ağrımaz.

    1Ey can, senden cana ne gelirse gelsin, ciğerler ağrımaz,

    2Hak bilir, neşterden zerre kadar damarlar ağrımaz.

    Redif bütün gazelin tezidir: ağrımaz. Matla acıyı önce ciğere, sonra damara indirir ve neşteri “bir zerre” diye küçültür — büyük iddia, en küçük ölçekten kurulur. Tanık olarak Hak çağrılır; bedenin duymadığını doğrulayacak merci, bedenin dışındadır.

  2. 2

    Şaha, mehrindenmidir, ya aşinalıktanmıdır,

    Cismimi bin kez yararlar, ağrımaz.

    1Şahım, sevginden midir, yoksa aşinalıktan mıdır,

    2Bedenimi baştan ayağa bin kez yarsalar, ağrımaz.

    Beyit acısızlığın sebebini bir soruyla arar: sevgi mi, aşinalık mı? İkisi de aslında aynı cevaptır, çünkü ikisi de bedeni sahibinden uzaklaştırır. “Ser tâ gedem” baştan ayağa demektir; “bin kez” sayısı da yarmanın tek seferlik bir iş olmadığını, sürdüğünü ima eder.

  3. 3

    Fitvasından zahidin beni ger soyalar,

    Gam değil senden, şaha, görcek damarlar ağrımaz.

    1Zâhidin fetvasıyla beni haksız yere soysalar,

    2Senden gelen gam değildir şahım; görünce damarlar ağrımaz.

    Burada infazın hukuku anılır: soyma işi zâhidin fetvasına dayanır ve “nâhak”, yani haksız yere yapılır. Nesîmî suçu cellâda değil fetvayı verene yükler. Beytin kipi de dikkat çeker — “ger soyalar”, henüz olmamış bir ihtimal gibi, soğukkanlı bir şartla kurulmuştur.

  4. 4

    Zahidin efsanesinden soydular beni,

    Hâk bilir, senden, şaha, sahibnezerler ağrımaz.

    1Zâhidin masalı yüzünden beni haksız yere soydular,

    2Hak bilir şahım, senden gelene basîret sahipleri ağrımaz.

    Önceki beyit “ger soyalar” diye şart kurmuştu; bu beyit “soydular” diyerek olmuş bitmiş hâle geçer ve iki beyit arasında bir zaman atlaması yaratır. “Sâhib-nazar” görmeyi bilen kişidir: ağrımayanlar onlardır, çünkü olan biteni zâhidin baktığı yerden görmezler.

  5. 5

    Şişemi çün taşa çaldım, Hâkk'ı izhâr eyledim,

    Çeşm-î ehvâl ağrıdan ârif beserler ağrımaz.

    1Şişemi taşa çaldım, Hakk'ı açığa vurdum,

    2Şaşı göz ağrıdan kıvranır, ârif basîretler ağrımaz.

    Şişeyi taşa çalmak örtüyü kırıp sırrı açığa vurmaktır; Hurûfî şairin başına geleni açıklayan tek imge budur, çünkü suç saklamamaktır. İkinci dize iki gözü karşı karşıya koyar: şaşı göz ağrır, ârifin basîreti ağrımaz. Nüshadaki “Çeşm-î ehvâl” ibaresi bozuktur, düzeltilmedi.

  6. 6

    Zahidin bir parmağın kessen, dönüp Hâk'dan kaçar,

    Gör bu gerçek âşığı serpâ soyarlar, ağrımaz.

    1Zâhidin bir parmağını kessen, dönüp Hak'tan kaçar,

    2Gör şu gerçek âşığı: baştan ayağa soyarlar, ağrımaz.

    Ölçü tersinden kurulur: dayanıklılık ancak dayanamayanla karşılaştırılınca görünür. Zâhid bir parmağını kaybetmemek için Hak'tan kaçar, “gerçek âşık” baştan ayağa soyulurken durur. İki dizenin arasındaki mesafe, sözle ikrarın arasındaki mesafedir.

  7. 7

    Cehl-î nâmerdin meydan gününde yeri var,

    Er bilir meydan kadrin kim, kadirler ağrımaz.

    1Nâmerdin cehline meydan gününde ne zaman yer var?

    2Meydanın kadrini er bilir; kadir bilenler ağrımaz.

    “Kaçan” burada “ne zaman” demektir, kaçan kişi değil; dize bu yüzden bir soru olarak okunur. Meydan, Hurûfî ve Bektaşî sözlüğünde canın ortaya konduğu yerdir. Kafiye “kadir” üzerinden kurulur ve iki anlamı birleştirir: meydanın kadrini bilen, orada kadir olandır.

  8. 8

    Soyun, ey murdâr sallaklar, Nesîmî'nin tenin

    Bunca nâmerdi görün, bir er kıyarlar, ağrımaz.

    1Soyun ey murdar deri yüzücüler, Nesîmî'nin tenini,

    2Şu kadar nâmerdi görün: bir ere kıyıyorlar, ağrımaz.

    Makta beyti seslenişi cellâda çevirir ve emir kipiyle konuşur: soyun. “Sallak” deri yüzen demektir; şair kendi tenini adıyla, mahlasıyla teslim eder. Son dize seyirciyi de sahneye alır — asıl görülmesi istenen ten değil, bunca nâmerdin tek bir ere kıyışıdır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 166668 numaralı sürüm esas alındı; başlık metne alınmadı, sekiz beyit kaynakta boş satırla ayrılmış. Sayfanın sonundaki “az:Ağrımaz” satırı diller arası bağlantıdır, dize değildir ve metne alınmadı. Nüshadaki “ser tâ gedem” (ser-tâ-kadem), “Çeşm-î ehvâl”, “nahâk”, “sahibnezerler” yazımları ile “Hâk” sözcüğünün hem Hak hem toprak anlamında tutarsız dizilişi olduğu gibi bırakıldı. “Er bilir meydan kadrin kim, kadirler ağrımaz” ile “Soyun, ey murdâr sallaklar, Nesîmî'nin tenin” dizeleri on dört, kalan on dördü on beş hecedir.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBir kişinin sorma aslın, izzetinden bellidirSeyyid Nesîmî · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

neşter

damar açmakta kullanılan ince bıçak

mehr

sevgi, muhabbet

ser tâ gedem

ser-tâ-kadem; baştan ayağa

zahid

dünyadan el çekmiş, kuralcı sofu

nahâk

haksız yere

sahibnezer

sâhib-nazar; görmeyi bilen, basîret sahibi

kaçan

ne zaman, nasıl

sallak

deri yüzen, kasap