Ala Gözlerine Kurban Olduğum
Âşık, sevgiliden aşkını âleme duyurmamasını, kendisini yakınlaştırıp sonra uzaklaştırarak soldurmamasını ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ala gözlerine kurban olduğum
Say edip aleme bildirme beni
Açıp ak gerdanı durma karşımda
Ecelimden evvel öldürme beni
1Ala gözlerine kurban olduğum sevgili,
2beni söyleyip bütün âleme duyurma.
3Ak gerdanını açıp karşımda durma;
4beni ölüm vaktimden önce öldürme.
- 2
Dilber at kolların dola boynuma
Ölüm endişesi gelmez aynıma
Bir gece misafir eyle koynuna
Sabah oldu kaldırma beni
1Güzel sevgili, kollarını atıp boynuma dola;
2o zaman ölüm kaygısı aklıma gelmez.
3Bir gece beni koynunda misafir et;
4sabah oldu diye yerimden kaldırma.
Önce öldürücü görünen güzellik, sevgilinin kolları boyna dolanınca ölüm korkusunu gideren güvene dönüşür. ‘Misafir’ sözü yakınlığı geçici kılarken sabah kaldırılmama isteği bu sürenin uzatılmasını diler. Gece ile sabah, kavuşma ve ayrılık zamanlarıdır.
- 3
Karac(a) oglan tutma beni el gibi
Akıttım gözümden yaşı sel gibi
Bahçende açılan gül gibi
Dizip al yanağa soldurma beni
1Karacaoğlan'ı yabancı biri gibi tutma;
2gözlerimden sel gibi yaş akıttım.
3Bahçende açan gonca gül gibi
4beni al yanağına dizip soldurma.
Mahlasla konuşan âşık ‘el’, yani yabancı sayılmamayı ister ve gözyaşını sele büyütür. Son iki dizede kendisini sevgilinin bahçesindeki gonca güle benzetir. Buradaki ‘al’ almak fiili değil kırmızı rengi bildirir. Al yanağa takılmak kısa süreli süs ve yakınlık sağlasa da dalından koparılan çiçeği soldurur; âşık geçici kullanılıp bırakılmaktan korkar.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 140675 numaralı sabit revizyonundaki şiir gövdesi esas alındı. Eser şablonu ve kategoriler çıkarıldı; ağız, mahlas ve noktalama biçimleri sessizce düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Beni kara diye yerme,Karacaoğlan · Koşma→
İlk dörtlük sevgiliye hem teslimiyet hem sınır isteğiyle seslenir. Âşığın adının âleme yayılması aşkın mahremiyetini bozar; ak gerdanın görünmesi ise güzelliği ölümcül bir güce çevirir. ‘Ecelden evvel’ sözü hayranlığın bedensel sarsıntısını abartılı bir ölüm diliyle anlatır.