Gamından ey saçı Leylâ yitürdüm aklı Mecnûn’um
Leylâ saçlı sevgilinin aşkıyla aklını yitirdiğini söyleyen âşık, kavuşmayı cana denk tutar; kaş, göz, dudak ve zülf imgelerinden sonra ayrılığın göğsünde açtığı yarayı kanlı gözyaşıyla anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gamından ey yitürdüm aklı Mecnûn’um
Sana insaf vere Mevlâ bilür
1Ey Leylâ saçlı, gamından aklımı yitirdim; Mecnun oldum.
2Allah sana insaf versin; benim değişmiş hâlimi o bilir.
- 2
Civânâ can değer melek ya huridir aslın
Senin bu dünyede mislin bulunmaz
1Ey genç sevgili, sana kavuşmak bir can değer; aslın melek ya da huridir.
2Bu dünyada senin eşin bulunmaz, ey düzgün boylum.
“Can değer vaslın” sözü kavuşmaya ödenebilecek bedeli doğrudan hayatla ölçer. Ardından sevgilinin aslı melek ya da huri diye düşünülür ve dünyada bir benzerinin bulunmadığı söylenir. “Kaddi mevzûn” güzelliği yalnız yüze değil, dengeli boya da taşır.
- 3
İki kaşın hilâl olmuş celâl olmuş
Kızarmış alnın âl olmuş nedendir
1İki kaşın hilâl olmuş, kara gözün heybet kesilmiş.
2Alnın kızarıp al olmuş; ey gül renkli yüzlüm, bunun nedeni nedir?
Kaşların hilâle dönüşmesi ince kavis imgesini kurarken “siyeh çeşm” sevgilinin kara gözünü celâl sahibi, ürkütücü bir bakışa çevirir. Alnın al rengi ile “rûy-i gülgûn” yan yana gelince konuşan, bu kızarıklığın nedenini sevgiliye sorar; övgünün içine merak ve tedirginlik girer.
- 4
Seçilmez mülden dü zülfün bûyu sünbülden
Bırakma hâtırım elden sevinsin kalb-i mahzûnum
1Dudakların şaraptan, iki zülfünün kokusu sümbülden ayırt edilmez.
2Beni hatırından çıkarma da hüzünlü kalbim sevinsin.
Dudak şarapla, iki zülfün kokusu sümbülle karşılaştırılır; “seçilmez” fiili benzerliği göz ve koku duyularında ayırt edilemez hâle getirir. İkinci dizedeki “hâtırım elden bırakma” ricası bu yoğun güzellik tasvirini unutulmama isteğine bağlar; sevincin adresi mahzun kalptir.
- 5
Ömer dil yâre bağlarsa firâka sîne dağlarsa
Demâdem kanlar ağlarsa yazıktır
1Ömer gönlünü sevgiliye bağlar, ayrılık göğsünü dağlarsa
2ve gözü durmadan kan ağlarsa, bu kan dolu göze yazıktır.
Mahlaslı beyit koşullu fiilleri peş peşe dizer: gönül yâre bağlanır, ayrılık göğsü dağlar, göz durmadan kan ağlar. “Çeşm-i pürhûn” son halkada acıyı bedensel bir görüntüye çevirir. Ömer’in kendine yönelttiği “yazıktır” hükmü, sevgiliye sitemden çok âşığın yıpranışını tartar.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.212 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer dil yâre bağlarsa firâka sîne dağlarsa mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n212-07F4CAF87336. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.212, PDF 198; 5 iki dizelik birim/10 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gayri artık kamet-i bâlâdan el çektim yeterÂşık Ömer · Şiir→
“Saçı Leylâ” hitabı sevgiliyi Leylâ’ya, aklını yitiren konuşanı da Mecnun’a yaklaştırır. İkinci dizede insaf doğrudan sevgiliden değil Mevlâ’dan dilenir; âşığın değişen hâlini bilen tek merci Allah olur. Aşk anlatısı böylece ilk anda dünyevi bir eşleşme ile dua arasında kurulur.