DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Câferî/Ali’dir ol ki âlemde bugün şâh-ı muallâ’dır
Gazel · 16. yüzyıl

Ali’dir ol ki âlemde bugün şâh-ı muallâ’dır

On beş beyitlik uzun bir Ali methiyesi. Beyitlerin çoğu “Ali’dir…” diye başlayıp bir sıfatı ona bağlar; ortadan sonra şiir yemin kalıbına geçerek on iki imamı sırayla anar. Yaratılışı Ali'nin emrine bağlayan iddia, son beyitte şairin kendini en aşağıya koymasıyla kapanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ali’dir ol ki âlemde bugün şâh-ı muallâ’dır

    İmâm-ı a’zam u ekrem -ı a’lâdır

    1Bugün âlemde yüce şah olan, Ali'dir;

    2en büyük ve en cömert imam, en yüksek ordu komutanıdır.

    Gazel adı zikrederek başlıyor ve on beş beyit boyunca “Ali” kelimesi bir nakarat gibi mısra başlarına yerleşiyor. Matla' iki unvanı yan yana koyuyor: biri manevî (imâm-ı a'zam), öteki askerî (sipehsâlâr). Şiirin kuracağı Ali tasavvuru daha ilk beyitte iki kanatlı.

  2. 2

    Ali emriyle gelmiştir vücûde âlem ü âdem

    Ali hükmiyle olmuştur ne kim pinhân ü peydâdır

    1Âlem de âdem de Ali'nin emriyle varlığa geldi;

    2gizli ve açık ne varsa Ali'nin hükmüyle oldu.

    İkinci beyit iddiayı bir anda yaratılış düzeyine çıkarıyor. “Âlem ü âdem” ile “pinhân ü peydâ” birer ikili kalıp: biri mekânı, öteki görünürlüğü baştan sona kaplıyor. Ergun'un bu şiirlerde işaret ettiği Ali-Allahî telakkisinin en açık göründüğü yer burasıdır.

  3. 3

    Ali’dir sırr-ı Sübhânî Ali’dir âlemin cânı

    Ali’dir gevherin kânı Ali hem ka’r-ı deryâdır

    1Sübhân'ın sırrı Ali'dir, âlemin canı Ali'dir;

    2cevherin madeni Ali'dir, denizin dibi de odur.

    Beyit dört kez “Ali'dir” diyerek bir tanım listesi kuruyor; iç kafiye (Sübhânî / cânı / kânı) mısraları üçer parçaya bölüyor. Son terim yönü tersine çeviriyor: maden ve cevher yükseklik imgesiyken “ka'r-ı deryâ” dibe iniyor, kaynak ile derinlik aynı ada veriliyor.

  4. 4

    Ali şol Lâmekândır kim münezzehdir kamu şeyden

    Ali şol bînişandır kim her eşyâda hüveydâdır

    1Ali o mekânsızdır ki her şeyden münezzehtir;

    2Ali o nişansızdır ki her eşyada apaçık görünür.

    İki mısra birbirini bilerek çeliyor: her şeyden arınmış olan, her şeyde görünüyor. Tasavvufun tenzih ile teşbih arasındaki gerilimi tek beyte sıkıştırılmış; paralel kuruluş (“Ali şol … kim”) çelişkiyi bir çatışma gibi değil, bir denge gibi sunuyor.

  5. 5

    Ali’dir kıymet-i gevher Ali’dir bîbahâ cevher

    Ali’dir âleme server Ali nûr-i mücellâdır

    1Cevherin kıymeti Ali'dir, paha biçilmez cevher Ali'dir;

    2âleme önder Ali'dir, o parlak nurdur.

    Aynı ad iki yerde birden duruyor: Ali hem cevherin değeri hem cevherin kendisi. Ölçen ile ölçülenin aynı olması listenin mantığını ele veriyor — karşılaştırma yapılacak bir ölçü dışarıda bırakılmıyor. İç kafiye (gevher / cevher / server) mısraları perçinliyor.

  6. 6

    Ali’dir câmi’-i Kur’an Ali’dir rahmet-i Rahman

    Ali’dir menba’-i ihsan ki bî mânend ü yektâdır

    1Kur'an'ı toplayan Ali'dir, Rahman'ın rahmeti Ali'dir;

    2ihsanın kaynağı Ali'dir; benzersizdir, tektir.

    “Câmi'-i Kur'an” tarihsel bir işe, mushafın derlenmesine gönderme yapıyor; beyit böylece metafizik iddiaların arasına bir kez de somut bir rivayet yerleştiriyor. Kafiyeyi taşıyan üç kelime Arapça, onları bağlayan yargı ise Farsça terkiple geliyor.

  7. 7

    Ali şol Şâh-ı merdan’dır Ali ol Şîr-i Yezdan’dır

    Ali ol bahr-i ihsandır ki bir lü’lû-yi lâlâdır

    1Ali o Şâh-ı Merdân'dır, o Şîr-i Yezdân'dır;

    2o ihsan denizidir ki parıldayan bir incidir.

    İkinci mısrada imge kayıyor: deniz diye anılan Ali aynı cümlede incisi de oluyor. Kabın kendi içeriğine dönüşmesi bu gazelin baştan beri yaptığı işlemin tekrarı. Şâh-ı merdan ile Şîr-i Yezdan ise Bektaşî nefeslerinin en yerleşik iki unvanıdır.

  8. 8

    Ali’dendir eyâ mü’min vücûdu cümle mevcûdun

    Hem oldur hem kitâb-ı Hak Taâlâ’dır

    1Ey mü'min, bütün var olanların varlığı Ali'dendir;

    2besmeledeki bâ'nın noktası da odur, Hak Teâlâ'nın kitabı da.

    Okura ilk kez seslenilen yer burası. “Nokta-i bâ” Hurufî-Bâtınî yorumun en tanınmış işaretidir: besmelenin ilk harfinin altındaki nokta, bütün yazının kaynağı sayılır. Beyit noktayı ve kitabı aynı kişiye vererek en küçük işaretle en büyük bütünü eşitliyor.

  9. 9

    Ali ol zât-ı mutlaktır ki her şey’e muhit oldu

    Eğerçi cümle eşyâdan münezzehtir müberrâdır

    1Ali o mutlak zâttır ki her şeyi kuşatmıştır;

    2gerçi bütün eşyadan münezzehtir, arınmıştır.

    Dördüncü beyitteki gerilim burada terimleşiyor: kuşatmak ile münezzeh olmak arasındaki çelişki “eğerçi” bağlacıyla kabul edilip geçiliyor. Şair karşıtlığı çözmeye kalkmıyor; kelâm diline ait iki hükmü üst üste bırakmak bâtınî söylemin alışıldık hamlesidir.

  10. 10

    Ali sırr-ı İlâhî’dir cihânın pâdişâhıdır

    Bu mü’minler sipâhidir kemi’r-i rûz-i heycâdır

    1Ali ilâhî sırdır, cihanın padişahıdır;

    2bu mü'minler onun askeridir, o da savaş gününün emiri gibidir.

    Beyit padişah–sipahi düzenini kurup inananları bir orduya çeviriyor. İkinci mısradaki “kemi’r-i” kaynakta bu şekilde dizilmiş; büyük olasılıkla “ke mîr-i”, yani “emiri gibi” okunacak bir yer. Dizgi onarılmadı; günümüz karşılığı bu okuyuşa dayanıyor ve kesin değildir.

  11. 11

    Sıfât u zâtına şâhın kimesne olmadı vâkıf

    Meğer anlar ki âlemde Ali anlara mevlâdır

    1Şahın sıfatına ve zâtına kimse vâkıf olmadı;

    2ancak âlemde Ali'nin kendilerine mevlâ olduğu kişiler müstesna.

    Bilgi burada bir liyakat işi olmaktan çıkıp bağlılık işine dönüşüyor: bilenler, bilme kapasitesi yüksek olanlar değil, Ali'nin mevlâ olduğu kimselerdir. “Mevlâ” Gadîr-i Hum rivayetinin anahtar sözcüğü olduğu için beyit bir hadise de yaslanıyor.

  12. 12

    Be-hakk-ı Şebper ü Şübper be’hakk-ı Âbid ü server

    Be-hakk-ı Bâkır u Ca’fer ki Hayder şâh-ı ulyâdır

    1Şebber ile Şübber hakkı için, Âbid ile server hakkı için,

    2Bâkır ile Ca'fer hakkı için: Hayder yüce şahtır.

    Şiir burada yemin kalıbına geçiyor ve dört beyit boyunca “be-hakk-ı” diye sıralıyor. Şebber ile Şübber, Hasan ve Hüseyin'in Hârûn'un oğullarına nispetle anılan adlarıdır; kaynak bunu “Şebper ü Şübper” diye dizmiş ve imlâ düzeltilmedi.

  13. 13

    Be-hakk-ı Kâzım u rehber be-hakk-ı Şah Rızâ mihter

    Be-hakk-ı nûr-i peygamber şeh-i sultân-ı tuğrâdır

    1Kâzım ve rehber hakkı için, ulu Şah Rızâ hakkı için,

    2peygamber nuru hakkı için: o, tuğralı sultanların şahıdır.

    Yemin dizisi sürüyor ve her mısra iki ad taşıyarak sayımı hızlandırıyor. “Tuğra” padişah nişanıdır; beyit dinî bir yemini devlet diline ait bir imgeyle kapatarak Ali'yi mühür sahibi hükümdarların da üstüne yerleştiriyor.

  14. 14

    Takî hakkıyçün ey âkil Nakîden olmagıl gafil

    İmâm-ı Askerî kâmil cihan dârına Dârâ’dır

    1Ey akıllı kişi, Takî hakkı için Nakî'den gafil olma;

    2İmam Askerî kâmildir, cihan mülkünün Dârâ'sıdır.

    Yemin ilk kez bir uyarıya bağlanıyor: muhatap “ey âkil” diye çağrılıp gaflete karşı ikaz ediliyor. Dârâ, İran'ın efsanevî hükümdarıdır; Fars saltanat geleneğinden alınan bu ad, on birinci imamı klasik şiirin en büyük hükümdar ölçüsüyle tartıyor.

  15. 15

    Elâ ey Mehdi-i mihter kamu çakerlerin server

    Kulundur Ca’ferî kemter kamu ednâdan ednâdır

    1Ey ulu Mehdî, bütün kullarının önderi sensin;

    2kemter Ca'ferî senin kulundur, en aşağıların da aşağısıdır.

    On beş beyit boyunca yükselen övgü son beyitte bir alçalmayla dengeleniyor: şair kendini “ednâdan ednâ” diye kaydediyor. Mahlasın yanına konan “kemter” sıfatı, bütün o büyük unvanları sıralayan sesin kendisini en dibe yerleştirmesini sağlıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144573 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Câferî bölümünden (Vikikaynak'ta PDF s. 137–139) geliyor. Antoloji şairin üç manzumesini tek sayfada dizdiği için üçü de aynı sürüm numarasını taşır. Bu gazel kaynakta “— 2 —” başlığıyla dizili ve on beş beyit tutuyor. Üç dizgi kusuru olduğu gibi bırakıldı: onuncu beyitteki “kemi’r-i” (büyük olasılıkla “ke mîr-i”, yani “emiri gibi”), on ikinci beyitteki “Şebper ü Şübper” (beklenen Şebber/Şübber) ve aynı beyitte tire yerine kesme işaretiyle yazılmış “be’hakk-ı”.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirAnın kim derde dermânı Muhamed Mustafâ’dandırCâferî · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

sipehsâlâr

ordu komutanı, başkumandan

Lâmekân

mekândan münezzeh olan

bînişan

nişansız, işareti bulunmayan

hüveydâ

apaçık, besbelli

nokta-i bâ

besmeledeki bâ harfinin altındaki nokta; bâtınî yorumda yazının kaynağı

lü’lû-yi lâlâ

parıldayan inci

heycâ

savaş, cenk

çaker

kul, hizmetkâr