Anın kim derde dermânı Muhamed Mustafâ’dandır
Yedi beyitlik bir düvaz imam gazeli. Redif “-dandır” her beyitte bir hasleti bir imama bağlıyor: derman Peygamber'den, kılavuzluk Ali'den, şefaat Hüseyin'den, kesin kanıt Ca'fer-i Sâdık'tan. Sayım tamamlandığında şair kendi nefesini de aynı zincire yazar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Anın kim derde dermânı Muhamed Mustafâ’dandır
-i râh-ı îmânı Aliy-yel-Murtezâ’dandır
1Kimin derdine derman Muhammed Mustafâ'dan geliyorsa,
2onun iman yolundaki kılavuzu da Aliyyü'l-Murtazâ'dandır.
- 2
Ne mü’min kim Hasen mihrin gönülde eyledi
ana mahşerde Hüseyn-i Kerbelâ’dandır
1Hangi mü'min Hasan sevgisini gönlünde sağlamca yerleştirdiyse,
2mahşer günü ona gelecek şefaat Kerbelâ'nın Hüseyin'indendir.
On iki imam sayımı ikinci beyitte başlıyor ve iki kardeşi tek beyte sığdırıyor. Dikkat çeken, sevgi ile karşılığının ayrı zamanlara yerleştirilmesi: “muhkem” kılınan şimdiki bir iş, şefaat ise mahşere ertelenmiş bir alacaktır. Beyit bir tür vadeli senet gibi kuruluyor.
- 3
İmâm-ı Âbidin Bâkır cihanda gün gibi zâhir
Ne bilsün bunları kâfir ki bunlar rehnümâdandır
1İmam Zeynelâbidîn ile Bâkır dünyada gün gibi apaçıktır;
2kâfir bunları nereden bilsin, çünkü bunlar yol gösterenlerdendir.
İki imam tek mısraa sığdırılmış; on altı birimlik kalıp sayımı sıkıştırıyor. İlk mısra bir görünürlük iddiası kuruyor, ikincisi bunu sınava çeviriyor: apaçık olanı görememek nesnenin değil bakanın kusurudur. İnkâr, burada bilgisizliğin adı oluyor.
- 4
Gel imdi Ca’fer-i Sâdık’tan al delâil kim
-i ehl-i irfânın kamu ol pişüvâdandır
1Gel şimdi Ca'fer-i Sâdık'tan kesin kanıtı, delilleri al;
2ariflerin bütün kılavuzluğu o öncüden gelir.
Şairin mahlası bu imamın adından geliyor, bu yüzden altıncı imamın beyti gazelin merkezine düşüyor. “Al” emriyle okur ilk kez muhatap alınıyor. Matla'daki “delîl” burada yol gösteren anlamından kayıp kanıt anlamına geçiyor; kelimenin iki yüzü şiiri birbirine bağlıyor.
- 5
Cihanda Kâzımı her kim İmâm-ı heftümin bildi
Hemîşe ana himmetler Ali Mûsâ Rızâ’dandır
1Dünyada Kâzım'ı yedinci imam diye kim bildiyse,
2ona daima gelen himmet Ali Mûsâ Rızâ'dandır.
Sıra numarası yalnız burada açıkça söyleniyor: “heftüm” Farsça yedinci demek. Beyit ikinci beyitteki şart yapısını tekrarlıyor, ama bu kez karşılık bir sonraki imamdan geliyor. Zincir böylece basamaklı bir düzene dönüşüyor — birini tanımak ötekinin himmetini açıyor.
- 6
Takî vü bâ Nakî Asker bularındır cihan yekser
Muhammed Mehdi ol mehter belî nûr-i hüdâdandır
1Takî, Nakî ve Askerî — bu cihan baştan başa onlarındır;
2Muhammed Mehdî ise o ulu kişidir, evet, hidayet nurundandır.
Sayımı bitirmek için üç imam ilk mısraa yığılmış; “Asker” ile “yekser”, ardından “mehter” arasındaki ses tekrarları mısraları bir arada tutuyor. İkinci mısradaki “belî”, yani evet, sorulmamış bir itiraza verilmiş cevap gibi duruyor ve sayımı tereddütsüz bir tasdikle kapatıyor.
- 7
Ne gam yer Ca’ferî işbu cihânın hâdisatından
Çün ânın her dü âlemde demi ’dandır
1Ca'ferî bu dünyanın başına gelenlerine hiç gam yemez;
2çünkü onun her iki âlemdeki nefesi Âl-i abâ'dandır.
Mahlas beyti sayımı bir güvenceye çeviriyor: on iki imamı anmak bir bilgi gösterisi değil, dünyanın olaylarına karşı dayanak kurmakmış. “Dem” hem nefes hem an hem kan demek; “her dü âlem” ise bu dayanağı ölümün öbür tarafına kadar uzatıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144573 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” antolojisinin Câferî bölümünden (Vikikaynak'ta PDF s. 137–139) geliyor. Antoloji şairin üç manzumesini tek sayfada dizdiği için üçü de aynı sürüm numarasını taşır. Bu gazel kaynakta “— 3 —” başlığıyla dizili. Dizgide bir kusur var ve düzeltilmedi: ilk beyitte “Muhamed” tek m ile yazılmış. Yedi beytin hepsi tam, eksik dize yok.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matla' bir şart cümlesi kuruyor ve gazelin bütünü o şartın içinde kalıyor: derdin devası Peygamber'den geliyorsa yolun kılavuzu da Ali'den gelmek zorundadır. Redif her beyitte bir hasleti bir kaynağa bağlıyor; şiirin yöntemi böylece daha ilk beyitte ilân edilmiş oluyor.