DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ârızın nihâl et berket-i ter içre
Şiir · 17. yüzyıl

Ârızın nihâl et berket-i ter içre

Şair sevgilinin güzelliğini öğretici bir kudret gibi över; bakışın herkesi çektiğini, nazın aklı giderdiğini söyler. Son bölümde biber beni, arakçın/takke, saç ve kâkül imgeleriyle açılma ile sır keşfini yan yana getirir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ârızın nihâl et berket-i ter içre

    Çık salın sevdiğim güzeller içre

    1Yanağını taze bereket içinde bir fidan gibi yeşert;

    2çık, sevgilim, güzeller arasında salın.

    Yanak, taze ve bereketli bir ortamda büyüyen fidana benzetilir; ardından sevgili güzeller arasına çıkmaya çağrılır. Buyruklar, onun güzelliğini saklanan bir özellik değil, yürüyüşle görünür olacak canlı bir kudret gibi kurar.

  2. 2

    Hûplar kârsâzı senden öğrensin

    Perîler pervâzı senden öğrensin

    1Güzeller iş görme ustalığını senden öğrensin;

    2periler uçup süzülmeyi senden öğrensin.

    Sevgili iki ayrı topluluğa öğretmen yapılır: güzeller ondan iş görme ve düzen kurma becerisini, periler ise uçuşu öğrenir. Abartı, insan güzelliğini peri âleminin bile örnek aldığı üstün bir ölçüye yükseltir.

  3. 3

    Bilmem ne tal’atsın ey hûri sîma

    Nefsin mürdeleri etmede ihyâ

    1Ey huri yüzlü, nasıl bir görünüşün var, bilmem;

    2‘nefsin mürdelerini’ diriltmekte.

    İlk dize sevgilinin görünüşünü adlandırmakta zorlanır. İkinci dizedeki ‘nefsin’ hem iyelikli nefs hem de nefes çağrışımına açık, ‘mürdeler’ de bu yapıya bağlıdır; fail ve sahiplik ikinci tanık olmadan kesinleştirilmez, diriltme övgüsü literal tutulur.

  4. 4

    Gören meyl olur bây eğer ednâ

    Güzeller ikâzı senden öğrensin

    1Seni gören, varlıklı da olsa aşağı durumda da, sana yönelir;

    2güzeller uyarmayı ya da uyandırmayı senden öğrensin.

    Sevgilinin etkisi varlıklı ile aşağı konumdaki kişiyi aynı yönelişte buluşturur. ‘İkâz’ burada uyarma ve uyandırma değerlerini birlikte taşıyabilir; modern satır tek bir soyut ‘uyanış’ üretmez, eylemin iki tanıklı karşılığını açıkça korur.

  5. 5

    Bir âşık aşkına mâil olursa

    Güzeller şîveye mâil olursa

    1Bir âşık senin aşkına yönelirse,

    2güzeller cilveye yönelirse,

    İki koşul art arda açılır: âşığın aşka, güzellerin de cilveye yönelmesi. Cümle bu birimde tamamlanmadığı için günümüz Türkçesi sonucu eklemez; sonraki iki dizeye taşınan akıl kaybı ve naz dersinin hazırlığını korur.

  6. 6

    Aceb midir aklı zâil olursa

    İstiğnâyı nâzı senden öğrensin

    1aklının gitmesine şaşılır mı?

    2Gönül tokluğunu ve nazı senden öğrensinler.

    Aşk ve cilvenin sonucu, aklın ortadan kalkmasıdır; şair bunu şaşılacak bir durum saymaz. Sevgilinin istiğnası ve nazı başka güzellere ders olurken, yakınlık vermeyen tavır da çekiciliğin bir parçası olarak sunulur.

  7. 7

    Dâim irfân ile zevk u safâlar

    Bir âdet eyle kim hep bîvefâlar

    1Her zaman irfanla zevk ve sefa sür;

    2öyle bir âdet edin ki bütün vefasızlar

    İrfan, zevk ve sefa aynı yaşam hâlinde buluşur; sevgiliden bunu sürekli bir âdete çevirmesi istenir. İkinci dize ‘bütün vefasızlar’ diyerek sonraki buyruğa açılır; yorum, eksik kalan yüklemi bu birime taşımadan bağlantıyı belirtir.

  8. 8

    Hüsne mağrûr olup kılma cefâlar

    Ol kâr-ı mümtâzı senden öğrensin

    1güzelliğe güvenip eziyet etmesin;

    2o seçkin işi senden öğrensin.

    Güzelliğe güvenip eziyet etmek açıkça reddedilir ve sevgilinin seçkin davranışı başkalarına örnek gösterilir. Böylece önceki birimdeki vefasızlar uyarılır; güzellik, cefaya izin veren bir ayrıcalık değil, iyi tavır yükleyen bir değer olur.

  9. 9

    Der ki Ömer gören hâl-i fülfülün

    Arakçının çıkar dağıt sünbülün

    1Ömer der ki: biber benini gören,

    2takkeni çıkar; sümbül gibi saçını dağıt.

    Biber tanesine benzeyen koyu ben, Ömer’in dikkatini yüzün küçük bir ayrıntısına toplar. Ardından başlık çıkarılıp sümbül gibi saçın dağıtılması istenir; düzenli görünüşten serbestçe açılan saça geçiş, sahneyi hareketlendirir.

  10. 10

    Bendolur ihtiyâr eder kâkülün

    Hûplar keşf-i râzı senden öğrensin

    1İradesi olan bile bağlanır; ‘kâkülün ihtiyâr eder’;

    2güzeller sırrı açmayı senden öğrensin.

    İlk dizede bağlanma açıktır; ancak ‘ihtiyâr eder kâkülün’ kuruluşunda seçen öznenin kişi mi, bağlayıcı kâkül mü olduğu kesin değildir. Bu yüzden kâkül nesne yapılıp ‘onu seçer’ denmez; tarihî yüzey ve iki olası rol aparatta tutulur.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.112 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n112-A4EA14714D68. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.112, PDF 159; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘nefsin mürdeleri’, ‘ikâz’ ve ‘ihtiyâr eder kâkülün’ yüzeylerinde fail, iyelik ve eylem değerleri ikinci tanık olmadan tekleştirilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy sevgili, yanağının arzusuyla çok şey serpilir
Ârızın şevkiyle cânâ çoktur ammâ serpilür
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

Ârız

Yanak; kaynakta iyelik eki almış biçimiyle geçer.

kârsâz

İş gören, işi yoluna koyan usta.

tal’at

Yüz görünüşü, parlak çehre.

istiğnâ

Gönül tokluğu ve iltifata muhtaç görünmeyen tavır.

arakçın

Başta kullanılan hafif takke.

kâkül

Alna düşen kısa saç tutamı.