DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey sevgili, yanağının arzusuyla çok şey serpilir
Şiir · 17. yüzyıl

Ey sevgili, yanağının arzusuyla çok şey serpilir

Şair sevgilinin yanağı ve sözü çevresinde gül suyu, inci ve altın tabaklardan oluşan bir güzellik sahnesi kurar. Onu güzellik ülkesinin şahı ve naz atının binicisi sayar. Aşk ehlinin ölüm yudumundan içip beden giysisinden soyunduğunu söyler; Ömer’in perişanlığını sevgilinin ilgisine, gözyaşını ise coşan gönül denizine bağlar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ârızın şevkiyle cânâ çoktur ammâ serpilür

    Var mı mânend-i gülâb ammâ ki bir mâ serpilür

    1Ey sevgili, yanağının arzusuyla çok şey serpilir.

    2Gül suyuna benzeyen var mı; fakat basılı ‘bir mâ’ yüzeyiyle serpilir.

    Yanak arzusuyla çevreye bir şeyler saçılır; gül suyu benzetmesi açık olsa da ‘bir mâ’ yüzeyi kesin anlam taşımaz. Şair görüntüyü korur, belirsiz nesneyi tahmin ederek güzellik sahnesine eklemez.

  2. 2

    Nutka gelse binde birin edemez telhi cevâb

    Bahs-i güftârında çok serpilür

    1O konuşsa, acı söz onun söylediklerinin binde birine bile karşılık veremez.

    2Sözünden bahsedilince inci gibi nice söz saçılır.

    Sevgili konuştuğunda acı söz onun binde birine cevap olamaz; dilinden inci değerinde cümleler saçılır. Tatlılık ile maddi kıymet birleşir ve söz, dinleyenlerin önünde görünür bir hazineye dönüşür.

  3. 3

    Eylesen cânâ sohbet-i gülzâr içün

    Zeyn olur zerrin tabaklar vuslat-ı dîdâr içün

    1Ey sevgili, gül bahçesi sohbeti için gezintiye çıksan,

    2Yüzünü görmeye kavuşmak için altın tabaklar süslenir.

    Gül bahçesine çıkış için altın tabakların süslenmesi, yüzü görmeyi törensel kavuşma yapar. Gezinti gündelik hareket olmaktan çıkar; bahçe sevgilinin gelişi için hazırlanmış saray mekânına benzer.

  4. 4

    Dâl sanma şâh-ı gülden pâyine îsâr içün

    Akdem-i ikbâline lü’lû-yi lâlâ serpilür

    1Gül dalından ayağına saçılmak için eğilmiş dal sanma;

    2Kutlu adımının önüne parlak inciler serpilir.

    Gül dalı gibi görünen eğilişin aslında parlak incileri sevgilinin ayağına saçtığı söylenir. Ayak ve ikbal ilişkisi, yürüyüşün önünü değerli taşlarla açılan kutlu bir yola dönüştürür.

  5. 5

    Sen şeh-i mülk-i melâhatsın şecâat eylesen

    Seyre çıksan azm-i meydân-ı melâhat eylesen

    1Sen güzellik ülkesinin şahısın; yiğitlik göstersen,

    2Gezintiye çıkıp güzellik meydanına yönelsen,

    Sevgili güzellik ülkesinin şahı olarak cesaret göstermeye çağrılır. Güzellik ile yiğitliğin birlikte anılması, onu yalnız seyredilen nazlı varlık değil meydanda iradesini gösteren hükümdar yapar.

  6. 6

    Şehsüvârım esb-i nâza istimâlet eylesen

    Pâyinin erdiği yerde hâk-i dünyâ serpilür

    1Ey usta binicim, naz atını yumuşakça sürsen,

    2Ayağının değdiği yerde dünya toprağı saçılır.

    Naz atını uysallaştıran binicinin ayağı değdiğinde dünya toprağı havalanır. Zarif yürüyüş ile hükümdarlık gücü birleşir; sevgilinin geçişi çevreyi hem sarsar hem onun yoluna serer.

  7. 7

    Ehl-i aşkı sanma mevtin cür’asından içtiler

    Soyunup cismin libâsın âriyyetten seçtiler

    1Aşk ehlinin ölüm yudumundan içtiğini sanma.

    2Beden giysisinden soyunup ödünç olandan ayrıldılar.

    Aşk ehlinin ölüm yudumundan içmesi sıradan ölümü anlatmaz; bedenin ödünç giysisini çıkarıp ondan ayrılmayı seçerler. Bu soyunma, benliği aşan aşk deneyiminin bilinçli eşiğidir.

  8. 8

    Gördüler Ferhâdla Mecnun kendileden geçtiler

    Deşt-i hayrette niçe Şîrîn ü Leylâ serpilür

    1Ferhat ile Mecnun’u gördüler ve kendilerinden geçtiler.

    2Hayret çölüne nice Şirin ve Leyla saçılır.

    Ferhat ile Mecnun’u görüp kendinden geçen âşıkların ardından hayret çölüne Şirinler ve Leylalar yayılır. Bilinen aşk çiftleri tek hikâye olmaktan çıkar, şaşkınlık alanını dolduran çoğul örneklere dönüşür.

  9. 9

    İltifâtındır Ömer bîçâreyi serser kılan

    Şefkatindir hâtır-ı mahzûnu pür enver kılan

    1Ömer çaresizini başıboş eden senin ilgindir.

    2Kederli gönlü ışıkla dolduran senin şefkatindir.

    Ömer’i başıboş eden sevgilinin ilgisi, kederli gönlü aydınlatan da onun şefkatidir. Aynı kaynaktan hem sarsıntı hem ışık doğması, iltifatın âşık üzerindeki çelişkili gücünü gösterir.

  10. 10

    Yaş değildir giryeden dâmân-ı çeşmi ter kılan

    Cûşa geldikçe gönül serpilür

    1Göz eteğini ıslatan yaş değildir.

    2Gönül coştukça denizin dalgaları serpilir.

    Göz eteğini ıslatan sıradan yaş değil, coşan gönül denizinin dalgalarıdır. Kapanış iç duyguyu büyük su hareketine çevirerek bedenin küçük sınırlarını aşan keder ve heyecanı görünür kılar.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 17. dize “İltifâtındır Ömer bîçâreyi serser kılan”.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 548 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirArzıhâl eylesem ettiğin cevreÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

ârız

Yanak, yüz.

nutk-ı dür âsâ

İnci gibi söz.

teferrüc

Gezinti ve seyir.

şehsüvâr

Usta atlı, binici.

deşt-i hayret

Hayret çölü.

emvâc-ı deryâ

Deniz dalgaları.