Ey sevgili, yanağının arzusuyla çok şey serpilir
Şair sevgilinin yanağı ve sözü çevresinde gül suyu, inci ve altın tabaklardan oluşan bir güzellik sahnesi kurar. Onu güzellik ülkesinin şahı ve naz atının binicisi sayar. Aşk ehlinin ölüm yudumundan içip beden giysisinden soyunduğunu söyler; Ömer’in perişanlığını sevgilinin ilgisine, gözyaşını ise coşan gönül denizine bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ârızın şevkiyle cânâ çoktur ammâ serpilür
Var mı mânend-i gülâb ammâ ki bir mâ serpilür
1Ey sevgili, yanağının arzusuyla çok şey serpilir.
2Gül suyuna benzeyen var mı; fakat basılı ‘bir mâ’ yüzeyiyle serpilir.
- 2
Nutka gelse binde birin edemez telhi cevâb
Bahs-i güftârında çok serpilür
1O konuşsa, acı söz onun söylediklerinin binde birine bile karşılık veremez.
2Sözünden bahsedilince inci gibi nice söz saçılır.
Sevgili konuştuğunda acı söz onun binde birine cevap olamaz; dilinden inci değerinde cümleler saçılır. Tatlılık ile maddi kıymet birleşir ve söz, dinleyenlerin önünde görünür bir hazineye dönüşür.
- 3
Eylesen cânâ sohbet-i gülzâr içün
Zeyn olur zerrin tabaklar vuslat-ı dîdâr içün
1Ey sevgili, gül bahçesi sohbeti için gezintiye çıksan,
2Yüzünü görmeye kavuşmak için altın tabaklar süslenir.
Gül bahçesine çıkış için altın tabakların süslenmesi, yüzü görmeyi törensel kavuşma yapar. Gezinti gündelik hareket olmaktan çıkar; bahçe sevgilinin gelişi için hazırlanmış saray mekânına benzer.
- 4
Dâl sanma şâh-ı gülden pâyine îsâr içün
Akdem-i ikbâline lü’lû-yi lâlâ serpilür
1Gül dalından ayağına saçılmak için eğilmiş dal sanma;
2Kutlu adımının önüne parlak inciler serpilir.
Gül dalı gibi görünen eğilişin aslında parlak incileri sevgilinin ayağına saçtığı söylenir. Ayak ve ikbal ilişkisi, yürüyüşün önünü değerli taşlarla açılan kutlu bir yola dönüştürür.
- 5
Sen şeh-i mülk-i melâhatsın şecâat eylesen
Seyre çıksan azm-i meydân-ı melâhat eylesen
1Sen güzellik ülkesinin şahısın; yiğitlik göstersen,
2Gezintiye çıkıp güzellik meydanına yönelsen,
Sevgili güzellik ülkesinin şahı olarak cesaret göstermeye çağrılır. Güzellik ile yiğitliğin birlikte anılması, onu yalnız seyredilen nazlı varlık değil meydanda iradesini gösteren hükümdar yapar.
- 6
Şehsüvârım esb-i nâza istimâlet eylesen
Pâyinin erdiği yerde hâk-i dünyâ serpilür
1Ey usta binicim, naz atını yumuşakça sürsen,
2Ayağının değdiği yerde dünya toprağı saçılır.
Naz atını uysallaştıran binicinin ayağı değdiğinde dünya toprağı havalanır. Zarif yürüyüş ile hükümdarlık gücü birleşir; sevgilinin geçişi çevreyi hem sarsar hem onun yoluna serer.
- 7
Ehl-i aşkı sanma mevtin cür’asından içtiler
Soyunup cismin libâsın âriyyetten seçtiler
1Aşk ehlinin ölüm yudumundan içtiğini sanma.
2Beden giysisinden soyunup ödünç olandan ayrıldılar.
Aşk ehlinin ölüm yudumundan içmesi sıradan ölümü anlatmaz; bedenin ödünç giysisini çıkarıp ondan ayrılmayı seçerler. Bu soyunma, benliği aşan aşk deneyiminin bilinçli eşiğidir.
- 8
Gördüler Ferhâdla Mecnun kendileden geçtiler
Deşt-i hayrette niçe Şîrîn ü Leylâ serpilür
1Ferhat ile Mecnun’u gördüler ve kendilerinden geçtiler.
2Hayret çölüne nice Şirin ve Leyla saçılır.
Ferhat ile Mecnun’u görüp kendinden geçen âşıkların ardından hayret çölüne Şirinler ve Leylalar yayılır. Bilinen aşk çiftleri tek hikâye olmaktan çıkar, şaşkınlık alanını dolduran çoğul örneklere dönüşür.
- 9
İltifâtındır Ömer bîçâreyi serser kılan
Şefkatindir hâtır-ı mahzûnu pür enver kılan
1Ömer çaresizini başıboş eden senin ilgindir.
2Kederli gönlü ışıkla dolduran senin şefkatindir.
Ömer’i başıboş eden sevgilinin ilgisi, kederli gönlü aydınlatan da onun şefkatidir. Aynı kaynaktan hem sarsıntı hem ışık doğması, iltifatın âşık üzerindeki çelişkili gücünü gösterir.
- 10
Yaş değildir giryeden dâmân-ı çeşmi ter kılan
Cûşa geldikçe gönül serpilür
1Göz eteğini ıslatan yaş değildir.
2Gönül coştukça denizin dalgaları serpilir.
Göz eteğini ıslatan sıradan yaş değil, coşan gönül denizinin dalgalarıdır. Kapanış iç duyguyu büyük su hareketine çevirerek bedenin küçük sınırlarını aşan keder ve heyecanı görünür kılar.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 17. dize “İltifâtındır Ömer bîçâreyi serser kılan”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 548 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Yanak arzusuyla çevreye bir şeyler saçılır; gül suyu benzetmesi açık olsa da ‘bir mâ’ yüzeyi kesin anlam taşımaz. Şair görüntüyü korur, belirsiz nesneyi tahmin ederek güzellik sahnesine eklemez.