Arzıhâl eylesem ettiğin cevre
Âşık sevgilinin eziyetini ve nazını arz eder; kaş, göz ve gamze öldürücü araçlar gibi işler, sevgilinin gelmeyişi sorgulanır ve Ömer beklediği gonca gülüne kavuşma arzusunu açıklar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
eylesem ettiğin cevre
Âşık öldürmede yoktur akrânın
1Ettiğin eziyeti sana arz etsem;
2âşık öldürmekte senin bir benzerin yok.
- 2
Mahabbet sadr[ı]olur yüze gelince
Bir dem ile nâza gelince
1Sevgi, yüze gelince göğüs[te] belirir;
2sen bir an cilveyle nazlanınca.
Baskıdaki köşeli parantezli ‘sadr[ı]olur’ yüzeyi tamir edilmeden korunur; günümüz Türkçesi bu yüzden göğüste belirme anlamını ihtiyatla verir. Sevgilinin bir anlık şivesi ve nazı, gizli sevgiyi görünür alana çıkarır.
- 3
Kaşlarını çatup gözler süzersin
Eller ile yiyük içüp gezersin
1Kaşlarını çatıp göz süzersin;
2başkalarıyla yiyip içerek gezersin.
Kaş çatma ve göz süzme âşığa dönük sert tavrı gösterirken ikinci dize sevgilinin başkalarıyla yiyip içip gezdiğini söyler. Ayrı yazılmış ‘Eller ile’ iyelikli ‘ellerinle’ değildir; burada el, yabancılar ve başkaları anlamındadır.
- 4
Her baktıkça ciğerciğim ezersin
satarsın bize gelince
1Her bakışında ciğerimi ezersin;
2yanımıza gelince kendini ağırdan satarsın.
Her bakışın ciğeri ezmesi, göz temasını bedensel bir darbeye dönüştürür. İstiğna satmak ise sevgilinin yakınlaşırken bile mesafesini koruduğunu anlatır; gelmek ile erişilebilir olmak aynı şey değildir.
- 5
Sen kimden öğrendin cefâcılığı
etmezsin bize gelmeği
1Bu eziyetçiliği kimden öğrendin?
2yanımıza gelmeyi göze alamazsın.
Soru, cefanın doğal değil öğrenilmiş bir davranış olduğunu varsayar ve kaynağını arar. İrtikâb sözü gelişin cesaret isteyen bir işe dönüştüğünü gösterir; sevgili hem eziyet eden hem de gerçek buluşmadan kaçınan taraftır.
- 6
Hançer alup derdli sînem delmeği
Bakuculu musun bize gelince
1Hançer alıp dertli göğsümü delmeyi düşünürsün;
2yanımıza gelirken falcı mısın?
Hançer imgesi gamzenin ve bakışın yaralayıcı kudretini somutlaştırır; hedef dertli göğüstür. ‘Bakucu musun’ sorusu sevgilinin âşığın içini önceden bilmesini alaya alır ve buluşma belirsizliğine şakacı bir ton katar.
- 7
Der ki Âşık Ömer bekler yolunu
Söylediler koçmuş belini
1Âşık Ömer der ki: ‘Yolunu bekler.’
2‘Nâdan koçmuş belini,’ söylediler.
İlk dizede ‘der ki’ yükleminin öznesi mahlasla açıkça Âşık Ömer’dir; Ömer sevgilinin yolunu beklediğini söyler. İkinci dizedeki nâdan, ‘koçmuş’ ve belini sözlerinin fail-hedef ilişkisi kesinleşmediği için sarılan kişi veya nesne ayrıca belirlenmez; haber yüzeyi korunur.
- 8
Gördüm bir yad dermiş gülünü
Ben derdim bize gelince
1Bir yabancının gonca gülünü derdiğini gördüm;
2ben, bize gelince, ‘koçulmanı’ derdim.
İlk dizedeki ‘dermiş’ gonca gülü derip koparma fiilidir. İkinci dizede ‘koçulmanı’nın kimin kime sarılması olduğu ve ‘derdim’in demek mi başka bir fiil mi taşıdığı ikinci tanık olmadan çözülemez; ‘kucaklanmanı beklerdim’ gibi yeni bir hedef eklenmeden yüzey tutulur.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.29 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n29-A728B299014A. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.29, PDF 126; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘Eller’ başkalarıdır; nâdan/koçmuş/dermiş/koçulmanı zincirinde yalnız dermek=koparmak açıklandı, kalan fail-hedef ilişkisi ihtiyatlı tutuldu. Residual içerik aparatı: U7’de “Der ki” öznesi Âşık Ömer’dir; “nâdan koçmuş belini” ile U8’deki “koçulmanı/derdim/bize gelince” zincirinde fail, hedef ve fiil değeri ikinci tanık olmadan kesinleştirilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Âşık-ı sâdık ana derler ki bir cânânı varÂşık Ömer · Şiir→
Açılış arzıhâl biçimindedir: konuşan sevgilinin cefasını şikâyet dilekçesi gibi sunmak ister. ‘Akranın yok’ övgü kalıbı burada ters çevrilir; sevgili güzellikte değil âşık öldürmedeki eşsizliğiyle yüceltilir.