Aşk Beni Şerimsâr Eyleyip Gider
Âşık Ömer aşkın kendisini mahcup ettiğini, gözlerinden çiy gibi yaş döktüğünü ve bülbül gibi inlediğini söyler. Ay yüzlü, şeker dilli sevgiliye tutulur; aşk karşısında garip hâllere düşer ve beden giysisinin kalıcı olmadığını kabul eder.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Aşk beni eyleyüp gider
Gözlerimden dökmedeyim ben
1Aşk beni utandırıp mahcup ederek geçiyor;
2ben gözlerimden çiy taneleri döküyorum.
- 2
Güller fasl-ı bahâr eyleyüp gider
ha kılayım nâle ben
1Güller bahar mevsimini yaşayıp geçiyor;
2ben bülbülüm, sürekli inleyeyim.
Güllerin baharı kısa sürerken bülbülün sesi kalır. Konuşan kendisini çiçeğin açışına eşlik eden kuşa dönüştürür; nâle hem mevsim sevinci hem ayrılık acısı taşır.
- 3
Bilmem ahvâlimi kime söyleyim
Dîvâne gönlümü nice eğleyim
1Hâlimi kime söyleyeceğimi bilmiyorum;
2divane gönlümü nasıl oyalayayım?
Güvenilir muhatap bulunamaz ve kişi kendi gönlünü yatıştırma göreviyle yalnız kalır. “Nice” sorusu deliliğin basit bir eğlenceyle giderilemeyeceğini açık eder.
- 4
Cân ü dilden oldum neyleyim
Mah yüzünde çifte çifte ben
1Can ve gönülden tutuldum, ne yapayım;
2ay yüzündeki çifte çifte hâlelere.
Tutkunluk iradenin dışında gerçekleşmiş gibi “neyleyim” sözüyle savunulur. Ay yüz çevresindeki çift hâleler güzelliği kat kat kuşatır; bakışın kaçamaması görsel nedenle açıklanır.
- 5
Cemâlin görmesem cânım yerinür
Gayri bana dünyâlar mı görünür
1Yüzünü görmesem canım üzülür;
2artık bana başka dünyalar görünür mü?
Cemal canın rahat koşuludur. İkinci soru sevgilinin yokluğunda yalnız bu dünyanın değil bütün olası dünyaların anlamını yitirdiğini söyleyen kesin bir bağlılık taşır.
- 6
Gönül zülfü sevdâsına sürünür
Dili ol lepleri bale ben
1Gönlüm saçının sevdasında sürünür;
2ben dili şeker, dudakları bal olana tutuldum.
Zülüf gönlü yere düşüren karanlık bağdır; dil ve dudak ise şeker ile balın tadını taşır. Acı çekiş ile tatlı söz aynı sevgili bedeninde karşıt biçimde birleşir.
- 7
Âteş-i aşk ile sînem dolalı
Hasret ile […] solalı
1Aşk ateşiyle göğsüm dolduğundan beri,
2hasretle […] solduğundan beri [kaynakta fiziksel kayıp var]...
İlk dize içi ateşle doldurur, ikinci dize solma sonucunu verir; ancak neyin solduğu kayıp yüzeyden tahmin edilmez. İki “olalı” yapısı uzun süren değişimin zamanını kurar.
- 8
Ben sevdâ-yi aşka olalı
Düştüm dürlü dürlü garip ben
1Aşk sevdasına yenik düştüğümden beri,
2ben türlü türlü garip hâllere düştüm.
Zebun olmak aşk karşısında güçsüz kalmaktır. Garip hâllerin çoğulluğu tek bir belirtiyle açıklanmaz; şiirdeki utanç, ağlayış, delilik ve sürünme bu geniş başlıkta toplanır.
- 9
Âşık Ömer hasbıhâlim söylerim
Âkıbet cismimi eylerim
1Âşık Ömer, kendi hâlimi anlatırım;
2sonunda bedenimi çıplak bırakırım.
Mahlasla şiir bir hasbihâl, yani içten durum anlatısı olarak tanımlanır. Bedenin üryan kalması fanilikte bütün dış giysilerin ve toplumsal örtülerin sonunda çıkacağını düşündürür.
- 10
Hakîkîyim ben mecâzı neylerim
Bâkî kalmam bu hırkaya şale ben
1Ben hakikiyim, mecazı ne yapayım;
2bu hırka ve şal içinde kalıcı değilim.
Hakikat iddiası aşk sözünü süs veya geçici benzetme olmaktan çıkarır. Hırka ile şal bedensel hayatın giysileridir; şair onların içinde baki kalmayacağını kabul ederek fanilikle bitirir.
Metnin kaynağı
Âşık Ömer kimliği Ergun dizisi, görünür mahlas yüzeyi ve TEİS kamu otoritesiyle sınırlı olarak bağlandı.
Atıf kanıtını aç ↗Ergun 1936, No. 99; tarama s. 153; 10 birim/20 dize. Kayıt kaynakta “Aşk beni şerimsâr eyleyüp gider” ile başlar, “Bâkî kalmam bu hırkaya şale ben” ile biter; hemen ardından gelen kayıt “Elâ gözlerine kurbân olduğum” dizesiyle açılır. Dizeler kaynağından korundu. Sessiz kaynak düzeltmesi yapılmadı. Basılı kayıp/kapalı yüzeyler gövdeye karıştırılmadan, tahmin yapılmadan kaydedildi. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Aşkın harâreti eyleyip helâkÂşık Ömer · Koşma→
Şerimsarlık aşkın kişiyi toplum önünde mahcup bırakan yanıdır. Gözyaşının jâleye benzetilmesi bu utancı bahar sabahına ait parlak damlalara dönüştürür.