Sevdüñ ol dilberi söz eslemedüñ vây göñül
Tekrarlanan ‘vây gönül’ nakaratı çevresinde kurulan muhammes, gönlün uyarı dinlemeyen aşkını; rezillik, yara, talihsizlik, gurbet, ayrılık ve ölümün tek çare oluşuna kadar izler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sevdüñ ol dilberi söz eslemedüñ
Eyledüñ kend’özüñi ‘âleme rüsvây göñül
Saña cevr eylemede kılmaz o pervây göñül
Cevre sabr eyleyemezsen n’ideyin hây göñül
Göñül ey ey
1O sevgiliyi sevdin, söz dinlemedin; vah gönül!
2Kendini bütün dünyaya rezil ettin, gönül.
3O, sana eziyet ederken hiç aldırmaz, gönül.
4Eziyete sabredemezsen ne yapayım; hey gönül!
5Gönül, eyvah gönül; vah gönül, eyvah gönül!
- 2
Çâk olan -y-ile girîbânuñdur
İlişen hâr-ı gam u mihnete dâmânuñdur
Dökilen yire belâ tîği-y-ile kanuñdur
Her dem ağıza gelen mihnet ile cânuñdur
Göñül ey ey
1Cefa eliyle yırtılan senin yakandır;
2Gam ve sıkıntı dikenine takılan senin eteğindir.
3Belâ kılıcıyla yere dökülen senin kanındır;
4Her an ağza gelen, mihnet içindeki senin canındır.
5Gönül, eyvah gönül; vah gönül, eyvah gönül!
Yaka, etek, kan ve can aynı beden üzerinde cefanın izlerini taşır. Her dize zararı doğrudan gönle yükler; el, diken ve kılıç dışarıdan saldırsa da yırtılan ve dökülen bütünüyle onun varlığıdır. Nakarat bu bedensel dökümü ağıda bağlar.
- 3
Tâli‘üñ yüzi gülüp olmadı handân n’ideyin
Yüregüñ derdine bulınmadı dermân n’ideyin
Kasduña yâr çeker n’ideyin
Virisersin bu gam u mihnet ile cân n’ideyin
Göñül ey ey
1Talihin yüzü gülüp neşelenmedi; ne yapayım?
2Yüreğinin derdine bir derman bulunmadı; ne yapayım?
3Yâr sana keskin bir hançer çekiyor; ne yapayım?
4Bu gam ve mihnetle canını vereceksin; ne yapayım?
5Gönül, eyvah gönül; vah gönül, eyvah gönül!
Talihin gülmemesiyle başlayan bent, dermansız yürekten sevgilinin hançerine ve kaçınılmaz can kaybına ilerler. Her ‘ne yapayım’ sorusu konuşanın çaresizliğini büyütür; gönül kendi seçiminin ölümcül sonucuyla baş başa bırakılır.
- 4
‘Işk-ı dildâr ile niçe idesin nâle vü zâr
Eyledüñ sabr u karârı bu hevâlarda nisâr
Zülfi sevdâsı ider ‘âlemi çün başuña dar
Fâ’ide ne dutalum eyleyesin
Göñül ey ey
1Sevgilinin aşkıyla daha ne kadar inleyip ağlayacaksın?
2Sabrı ve kararı bu hevesler uğruna saçıp tükettin.
3Saçının sevdası dünyayı başına dar eder.
4Diyelim ki yurdu terk ettin; bunun ne faydası var?
5Gönül, eyvah gönül; vah gönül, eyvah gönül!
Aşkın nâlesi sabır ve kararı tüketmiş, saç sevdası dünyayı daraltmıştır. Yurdu terk etmek bile çözüm sayılmaz; çünkü sıkıntının mekânı dışarıdaki ülke değil gönlün içidir. Nakarat, kaçış yolunun kapandığını her bendin sonunda yeniden bildirir.
- 5
Vasl-ı dilberle nasîb olmadı dil-şâd olmak
Dest-i cevr ile yıkılan dilüñ âbâd olmak
Dâm-ı gamdan dil ü cân bülbüli âzâd olmak
Niçeye dek işüñ efgân ile feryâd olmak
Göñül ey ey
1Sevgiliye kavuşup gönlü şen olmak nasip olmadı.
2Cefa eliyle yıkılan gönlün bayındır olması nasip olmadı.
3Gönül ve can bülbülünün gam tuzağından kurtulması nasip olmadı.
4İşin daha ne zamana dek inleme ve feryat olacak?
5Gönül, eyvah gönül; vah gönül, eyvah gönül!
Dört mastar yapısı kavuşma sevincini, gönlün onarılmasını, can kuşunun kurtuluşunu ve feryadın bitmesini art arda erteler. ‘Nasip olmadı’ duygusu bent boyunca yayılır; sorulan süre, acının ne zaman sona ereceğine cevap bulamaz.
- 6
Çünki dildâr niyâzuñ görüben nâz eyler
Nâleñi işidicek şîveye âgâz eyler
Bezm-i gamda kadüñi yüzüñ sâz eyler
Nâlişüñ perdesini Zühreye dem-sâz eyler
Göñül ey ey
1Sevgili niyazını görünce nazlanır;
2İnleyişini işitince cilveye başlar.
3Gam meclisinde boyunu çenge, yüzünü saza çevirir;
4İnleme perdeni Zühre’ye sesdaş eder.
5Gönül, eyvah gönül; vah gönül, eyvah gönül!
Sevgili âşığın niyazını şefkatle değil naz ve cilveyle karşılar. Gam meclisinde beden çenge, yüz saza dönüşür; inleyişin makamı da musikiyle ilişkilendirilen Zühre’ye ulaşır. Acı böylece çalınan ve göğe yayılan bir ezgi olur.
- 7
Bilmedüm derd-i dilüñ ölmek imiş dermânı
Öleyin derd ile tek görmeyeyin hicrânı
Mihnet ü derd ü gama olmağiçün erzânî
‘Avnîyâ sencileyin mihnet ü kanı
Göñül ey ey
1Gönlünün derdine dermanın ölmek olduğunu bilmedim.
2Dertle öleyim de ayrılığı görmeyeyim.
3Mihnet, dert ve gama layık olmak için,
4Ey Avnî, senin gibi sıkıntı ve gam çeken nerede bulunur?
5Gönül, eyvah gönül; vah gönül, eyvah gönül!
Son bent ölümün gönül derdine tek derman olduğunu açıklar. Konuşan ayrılığı görmektense dertle ölmeyi seçer; Avnî mahlasıyla kurulan soru da bu kadar gam çekmeye layık başka kimsenin bulunmadığını söyleyen acı bir üstünlük iddiasıdır.
Metnin kaynağı
Cevâhirü’l-Mülûk şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde verir; tam Avnî gövdesi ve komşu kayıt sınırları bağımsız görsel source audit ile doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), cevahir-1330-avni-048, PDF 65–66, basılı 61-62; yedi mütekerrir muhammes bendinin tamamı Avnî metnidir. Doğan yalnız kimlik kontrol tanığıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk bent gönlü bağımsız bir muhatap gibi azarlarken sevmenin sonuçlarını tek tek sayar: söz dinlememek, halka rezil olmak ve sevgilinin kayıtsız cefası. Tekrarlanan nakarat, uyarının artık geri dönüş sağlamayan bir yakınmaya dönüştüğünü duyurur.