Bana bir tenhâca yer olsa firâvân ağlasam
Şair, ayrılığın ateşini dindirecek ölçüsüz bir ağlayış ister; Nuh ömrü, derya ve yağmur bulutu imgeleri gözyaşının zamanını ve hacmini sürekli büyütür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bana bir yer olsa ağlasam
Öyle kim yaşım kurusa kalmasa kan ağlasam
Bin yıl olsa ömrüm ü her ânı ’ca
Hiç olmasam bir lâhza her ân ağlasam
Olmaya bir katrece yanında deryâlar anın
Ol kadar kim yaş döküb ben ağlasam
Taştı zerkâr-ı felekten taşşa dökülse yaşım
Ben hevâ üzre misâl-i ağlasam
Emriyâ teskîn ederdi ola gönlüm âteşin
Bu kadar yaşlar döküb dahi ağlasam
1Bana tenha bir yer olsa da bol bol ağlasam,
2öyle ağlasam ki gözyaşım kurusa, kanımdan başka bir şey kalmasa.
3Ömrüm bin yıl, her anı da Nuh ömrü kadar uzun olsa,
4bir an bile gülmesem, her an ağlasam.
5Deryalar, döktüğüm yaşların yanında bir damla bile sayılmasa;
6ben öylesine yaş döküp inleyerek ağlasam.
7Gözyaşım taşsa da feleğin altın işlemeli örtüsünden taşlara dökülse,
8havada yağmur bulutu gibi ağlasam.
9Ey Emrî, gönlümün ateşi belki ancak o zaman dinerdi:
10bunca yaş döktükten sonra yine de bol bol ağlasam.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Emrî (Edirneli) adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Her beyit ağlamanın sınırını biraz daha uzağa taşır: gözyaşı kana döner, bin yıllık ömür her an yeniden uzar, denizler tek damlaya iner ve şair yağmur bulutuna dönüşür. Son beyitte bu büyük mübalağaların bile gönül ateşini ancak belki yatıştırabileceği söylenir; böylece tekrar edilen “ağlasam” arzusu bir teselliye değil, dinmeyen ayrılığa bağlanır.