Bedduâ etmem sana Mevlâ’ya saldım ben seni
Konuşan sevgiliye doğrudan beddua etmez; onu Allah’a, seher tesbihi çeken dillere ve Medine’de yatan Peygamber’e havale eder. Buna rağmen Allah’tan onun kendisinden beter olmasını dileyerek kırgınlığını açık eder. Genç güzellik, hançere siper edilen göğüs, Arafat ve Kâbe hacılarıyla dua alanı genişler. Son kıtada Ömer, dört kitap ve camilerde okunan Kur’an adına sevgiliyi ilahî hükme bırakır; aşk ateşi beden şehrini yakmıştır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bedduâ etmem sana ben seni
Her seher tesbîh eden dillere saldım ben seni
1Sana beddua etmem; seni Allah’a bıraktım;
2Seni her seher tesbih eden dillere bıraktım.
- 2
Neyledim nettim sana ben niçün ağlattın beni
Medîne’de yatan ol saldım ben seni
1Sana ne yaptım da beni niçin ağlattın?
2Seni Medine’de yatan o öndere bıraktım.
“Neyledim nettim” iki yakın fiille suçsuzluk sorgusunu yoğunlaştırır; ağlamanın nedeni sevgiliden istenir. Medine’de yatan “Server” Peygamber’dir, havale böylece Allah’tan peygamberî şefaat ve hüküm çevresine uzanır.
- 3
Bülbülün çünki gül ile çâğrışur her dem öter
Aşkın âteşi sinemde yanup düter
1Bülbül gülle çağrıştığı için her an öter;
2Aşkının ateşi göğsümde her an yanıp tüter.
Bülbülün gülle çağrışıp ötmesi aşk sesini doğal karşılıklılık içinde gösterir. Konuşanın göğsündeki ateş ise “dembedem” yanıp tüter; bahçedeki ses ile bedendeki duman, görünür sevgili olmadan da süren bağlılığı anlatır.
- 4
Dilerim Bârî Hudâ’dan olasın benden beter
olan sultâna saldım ben seni
1Yüce Allah’tan dilerim benden beter olasın;
2Seni şahların şahı olan sultana bıraktım.
Önceki beddua etmeme sözüne rağmen “benden beter olasın” dileği açık bir beddua gerilimi yaratır. Ardından sevgili “şâhlar şâhı” sultana bırakılır; kişisel öfke son hükmü yine aşkın üstün makamına devreder.
- 5
Tek henüz gelmiş yetişmiş ol güzellik çağına
Sînemi ben siper ittim
1Hele güzellik çağına yeni erişmişken;
2Göğsümü hançerinin keskin ağzına siper ettim.
Sevgili henüz güzellik çağına yeni yetişmiştir; “tek henüz” gençliğin tazeliğini vurgular. Konuşan göğsünü hançerin “tîğ”ına siper ederek bu yeni güzelliğin yaralayıcı gücünü gönüllü biçimde karşılar.
- 6
Bunca ümmet-i Muhammed çıkmış
Kâ’be’ye tavâf iden hüccâca saldım ben seni
1Bunca Muhammed ümmeti Arafat dağına çıkmış;
2Seni Kâbe’yi tavaf eden hacılara bıraktım.
Arafat’a çıkan Muhammed ümmeti toplu hac sahnesidir; sayı belirtilmeden kalabalık büyütülür. Kâbe’yi tavaf eden “hüccâc”a havale, sevgilinin hesabını kutsal mekânda dönen çok sayıda dua sahibine teslim eder.
- 7
Âşık Ömer mah yüzüne eylesem bâri
Hak’tan indi gök yüzünden dört kitâb
1Âşık Ömer ay yüzüne bari bir örtü çeksem;
2Hak’tan nazil olup gökten dört kitap indi.
Ömer ay yüzü “nikab”la örtmeyi düşünür; güzelliği saklama isteği koruma, kıskançlık veya fitneden kaçınma alanlarına açıktır. Dört kitabın Hak’tan inişi, insan yüzündeki örtüden vahyin göksel açılışına karşıt hareket kurar.
- 8
Yandı nâr ile vücûdum şehri oldu bir itâb
Câmilerde okunan Kur’ân’a saldım ben seni
1Bedenimin şehri ateşle yandı, bir azap oldu;
2Seni camilerde okunan Kur’an’a bıraktım.
Aşk ateşi yalnız bedeni değil “vücûdum şehri”ni yakar; kişi iç yapıları olan kent gibi azaba uğrar. Son havale camilerde okunan Kur’an’adır, böylece dua zinciri kutsal kişiden mekâna, cemaatten metne kadar tamamlanır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.341 gövdesinde “Âşık Ömer mah yüzüne eylesem bâri nikab” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n341-03841EC9DD86. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.341, PDF 275; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Bedduâ etmem” doğrudan laneti reddeder, fakat sevgiliyi Mevlâ’ya salmak hesabı daha yüksek makama havale eder. Seherde tesbih eden dillerin eklenmesi kişisel kırgınlığı düzenli ibadet ve toplu dua tanıklığına açar.