DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Hevesin hilesini anlayamadan gittin
Şiir · 17. yüzyıl

Hevesin hilesini anlayamadan gittin

Şair gönlüne seslenerek hevesin hilesini, nefs-i emmârenin tedbirini ve uzun arzu zincirini anlayamadığını söyler. Gençlik baharı solmuş, ömür ve sermaye geçip gitmiş; buna rağmen ne nefis insafa gelmiş ne gönül uslanmıştır. Mahlaslı son bölümde bedenin buyruğunda kalma, ruha özen göstermeme ve akıl yetisinin zedelenmesi sayılır; yinelenen nakarat, öz eleştiriyi sert bir hükümle tamamlar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bilmedin gittin hevâ ile heves tezvîrini

    İmtihân-ı rûh ile emmârenin tedbîrini

    1Hevesin ve boş arzunun hilesini anlayamadan gittin.

    2Ruhun sınanışını ve kötülüğü buyuran nefsin düzenini kavrayamadın.

    Hevesin hilesi ile nefs-i emmârenin planı iki ayrı tuzak olarak gösterilir. Gönlün asıl kusuru, ruhun sınandığı bu düzeni tanımamasıdır. “Bilmedin gittin hevâ” ile açılan söyleyiş “İmtihân-ı rûh ile” karşılığına yönelir.

  2. 2

    Gördüğün rü’yâların fehm etmedin ta’bîrini

    Boynuna kıldın belâ zencîrini

    1Gördüğün düşlerin yorumunu anlayamadın.

    2Uzun arzular zincirini kendi boynuna bela ettin.

    Düşleri yorumlayamamak iç işaretleri okuyamamaktır; uzun arzu zincirini boynuna takmak ise bu bilgisizliğin gönlün kendi eliyle ürettiği sonucudur.

  3. 3

    Ne ettin el çektin ne usandın gönül

    Ne bu nefs insâfa geldi ne sen uslandın gönül

    1Ne vazgeçip el çektin ne de usandın, ey gönül.

    2Ne bu nefis insafa geldi ne de sen uslandın, ey gönül.

    ‘El çekmek’ ve ‘usanmak’ gerçekleşmeyen iki vazgeçiştir. Nakarat suçu yalnız nefse yüklemez; nefsin insafsızlığı ile gönlün uslanmazlığını birlikte yargılar.

  4. 4

    iken soldu bahârın bilmedin

    Bilmedin terkeyledin nâmus u ârın bilmedin

    1Dünyanın taze gelini gibiyken gençlik baharın soldu; bunu anlamadın.

    2Namusunu ve utanma duygunu bıraktığını fark etmedin.

    Gençlik, dünyanın taze gelini ve solan bahar olarak düşünülür. Namus ile utanmanın terk edilmesi, yaşlanmanın kendiliğinden ahlâk getirmediğini gösterir.

  5. 5

    Bilmedin geçti bu rütbe rüzgârın bilmedin

    Gitti sermâyen bile sûdun zararın bilmedin

    1Ömrünün bu kadar rüzgâr gibi geçip gittiğini anlamadın.

    2Sermayen de kârın da gitti; zararını kavrayamadın.

    Ömür rüzgâr gibi geçerken sermaye, kâr ve zarar dili kullanılır. Gönül zamanı bir ticaret hesabı gibi yönetememiş ve elindeki payı tüketmiştir.

  6. 6

    geşt eyledin dünyâyı dolandın gönül

    Ne bu nefs insâfa geldi ne sen uslandın gönül

    1Dünyayı baştan başa gezip dolaştın, ey gönül.

    2Ne bu nefis insafa geldi ne de sen uslandın, ey gönül.

    Dünyayı baştan başa dolaşmak deneyim kazandırmış görünse de nakarat aynı hükme döner: Yolculuk ne nefsi değiştirmiş ne gönlü eğitmiştir. “Serteser geşt eyledin” sözündeki yön “Ne bu nefs” dizesinde belirginleşir.

  7. 7

    Ey Ömer bildim anınçün istirâhat sende yok

    Cisminin mağlûbusun rûha riâyet sende yok

    1Ey Ömer, anladım: Bu yüzden sende huzur yok.

    2Bedenine yenilmişsin; ruha özen göstermiyorsun.

    Mahlaslı ses huzursuzluğun nedenini açıklar: Ömer bedenine yenilmiş, ruhun hakkını gözetmemiştir. İç çatışmanın tarafları ilk kez doğrudan adlandırılır.

  8. 8

    Erdi idrâke halel akl u liyâkat sende yok

    Kabiliyyet kılmağa imkân ü sende yok

    1Kavrayışın bozuldu; sende akıl ve yeterlilik kalmadı.

    2Bir işi yapacak yetenek, imkân ve güç sende yok.

    Kavrayış, akıl, yeterlilik, imkân ve güç art arda eksilir. Bu yığılma, gönlün hem düşünme hem eyleme kapasitesini kaybettiğini bildirir. “Erdi idrâke halel” ile “Kabiliyyet kılmağa imkân” arasında kurulan bağ anlamı tamamlar.

  9. 9

    Ne bu halka yaradın ne Hak’tan utandın gönül

    Ne bu nefs insâfa geldi ne sen uslandın gönül

    1Ne insanlara yararın dokundu ne de Hak’tan utandın, ey gönül.

    2Ne bu nefis insafa geldi ne de sen uslandın, ey gönül.

    Son hüküm iki sorumluluğu birleştirir: İnsanlara yararlı olmamak ve Hak’tan utanmamak. Nakarat, toplumsal ve dinî başarısızlığı nefis muhasebesine bağlar.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.627 tam gövdesindeki görünür mahlas: L13 “Ey Ömer bildim anınçün istirâhat sende yok”. Koleksiyon yerleşimi yalnız destekleyicidir.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), basılı No.627, PDF 493; 9 birim/18 dize. Başlangıç, gövde, bitiş ve sonraki sınır için görsel kanıt kayıt altındadır. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirHercai Sevgiliyi Sevmeden Önce
Bilmez idim niydüğün hercâyi dilber sevmeden
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

emmâre

İnsanı kötülüğe sürükleyen nefis niteliği.

tûl-i emel

Bitip tükenmeyen uzun dünya arzusu.

ferâgat

Vazgeçme.

nev arûs-i dehr

Dünyanın yeni gelini; gençlik imgesi.

serteser

Baştan başa.

tâkat

Güç, dayanma kudreti.